Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Şu Kötü Alışkanlıklarımız – Fatih Ünlü

Fatih ÜNLÜ – 10 Şubat 2026

 

Kötü alışkanlıklarımız. Hayatımızı ve hayatları mahvetmeye aday zaaflarımız.

Kötü alışkanlık derken klasik tanıma da uyarak temelde uyuşturucu, fuhuş, kumar ve alkol gibi insana birçok yönden zarar verebilen ama vazgeçilemeyen alışkanlıkları kast ediyoruz.

Diğer yandan, teknolojinin gelişmesiyle daha çok görülmeye başlanan İnternet bağımlığının rahatsızlık düzeyine çıkması ve sanal kumar gibi nevzuhur sorunların klasik tanımı genişlettiğini de biliyoruz.

Dahası fitnecilik, gıybet, haram yeme, kul hakkını gözetmeme, haset veya sürekli geçimsizlik gibi istenmeyen hallerin de esasında kurtulunması gereken kötü alışkanlıklar olduğunun farkındayız.

Zaten bunlar çoğu zaman birbirini tetikleyebilir de. Huzurlu bir ortamda yaşamayan insan kendini çok daha kolay kötü alışkanlıklara kaptırabilir. Kötü alışkanlıklara kapılmış bir insan da normalde çok önemseyeceği değerlere saygısını yitirebilir.

Bu kısa tespitten sonra sözü bugünkü yazımızın konusu çok canlar yakan kötü bir alışkanlık olan kumara getirebiliriz.

Son dönemlerde telefonuma farklı numaralardan “Bedava  1000 TL. Üye ol, oyna. 800 milyon TL Jackpot” vb.  mesajlar geliyor. Engellesem de başka numaralardan benzer mesajlar  gelmeye devam ediyor.

İlk başta, sanalı dâhil her türlü kumarı haram, kumara teşviki de ciddi bir cürüm saydığım için bu tür mesajların da insanlara bu kadar kolay ve ısrarlı bir şekilde ulaşmasını asla doğru bulmadığımı belirtmeliyim.

İnsanın kolay erişmesi gereken şeyler asıl iyilik ve hayırdır, insan bunlara hemen ulaşabilmelidir. Mesela, birkaç mesajla güzel bir hayır yapabilme fırsatı güzel bir imkândır.

“İnsan doğru yanlış her türlü mesajı, çağrıyı görsün ve tercihini kendisi yapsın.” diyenler çıkabilir. Bu görüş ilk başta makul gibi görünse de çok ciddi bir zaafı da vardır. Çünkü bizce bu görüşün sahibi, insanı henüz tüm yönleriyle tanıyamamıştır.

Bizim insanların kötü alışkanlıklara teşvik eden çağrılara çok maruz bırakılmaması gerektiği yönündeki görüşümüz insanın tercih yeteneğine duyduğumuz güvensizlikten değil, asıl onun her anında henüz mükemmele ulaşamamış bir varlık olmasından kaynaklanıyor. İnsan hâlâ büyük bir imtihanda. Ve zayıf anları da çok.  Ve bu tür teşvik edici mesajlar insanın o zayıf yanına daha çok hitap ettiği için ummadığı bir anda yakalayıp onu alaşağı edebilir ve ediyor.

Örneğin bu ay kredi kartının borcunu ödeyebilecek miyim gibi düşüncelerle kişinin uykusunun kaçtığı bir anda hemen erişebileceği bir kumar platformu ve kumarla kazanma zehabı, aldanışı onu “Bir deneyeyim.” düşüncesine itebilir.

Bu aslında dehşetli bir risktir, çünkü diğer kötü alışkanlıklara benzer şekilde kumar da hırs ve benzeri gibi nefsin terbiyeye muhtaç yönlerini harekete geçirerek iradeyi aşırı zayıflatabilir. Ondan sonra da bir başladı mı kumar gibi zorlu bir bağımlılık kapısı açılabilir. Zaten bir rivayette de bu sektörün bir kısmının ilk başta kazandırarak insanı iyice kumar tuzağına çektiği de söylenir.

“Tamam da. Arkadaş, o da iradesine biraz hâkim olsun.” diyebileceklere şunu hatırlatmak isteriz: İnsan büyük bir imtihan yurdunda türlü türlü zaafların ve çok güçlü yönlerin mükemmel bir terkibi olan eşsiz bir varlık. Hangi yöne -güç veya zaaf- çok yönelirse, o hâlleri daha çok ortaya çıkıyor.

İnsanın yolda düşebileceği çukurları düzeltmeden, görme yeteneğini ve iradesini güçlendirmeye çalışmadan “Dikkat etsin, iradesine hâkim olsun.” demek ne kadar doğru olur? Üstelik türlü hırsların ve dürtülerin insan iradesini ne kadar zayıflattığı birçok örnekle de ortadayken.

Düşünelim: Bir insan ailesinin ve masum çocuklarının yuvası olan o tek evini kumarda nasıl riske edebilir? Ama edebiliyor. Önceki tecrübelerden kaybetmesinin çok yüksek ihtimal olduğunu bilmesine rağmen “Ya kazanırsam” diyerek takıldığı bir hırs muhtemelen onu en olmayacak kararlara itiyor. Tabiatıyla bunu ayıplamak için söylemiyoruz, bu bir durum tespiti gibi. Zaten biz de bugüne kadar korunmuşsak, Allah’a hamd ederiz, kapılanların kurtulması için de dua ederiz  ama diğer insanları yersiz ayıplamayla yanlışa düşemeyiz, kendi geleceğimizi de zayıflatamayız.

Unutmayalım ki en güçlü mahlûkatın bile zayıf anları vardır. İnsan da -dediğimiz gibi- türlü türlü zaaflardan mürekkep bir varlıktır, hepimiz öyleyiz. Gücümüz de olağanüstü ama gücümüzü bir kenara bıraktığımızda gücümüz olmaktan çıkıyor.

Yeniden kumar konusuna dönersek, ben şahsen kumarı hiç sevmem, şu ana kadar kumara bir düşkünlüğüm de olmadı ama öyle olanları da ayıplayamam. Bizde de nefsin zayıf bir anında bünyeye yerleşip alışkanlığa dönüşen belki başka hatalar vardır.  Onlar belki çoktan pişman olmuşlardır ve ihtimal, biz daha kötü bir durumdayızdır.

Fakat -biz veya başkaları- herkes için her türlü kötü alışkanlıktan kurtulma çabası en acil bir gerekliliktir, elzemdir.

Diyelim, kalbimiz önce hafiften ağrımaya başladı, sonra da bu ağrı ağırlaştı ve sıklaştı, bir türlü geçmek te biliyor. Bu ağrıdan elbette hemen kurtulmak isteriz, bir çaresine bakarız. Çünkü ağrı kalpte olunca biliriz ki iş şakaya gelmez. İşte kötü alışkanlıkların bize ve çevremize zararı bazen kalbimizdeki o hayati ağrıdan bile kat be kat daha fazla olabilir.

Düşünün, kumarla kaç ev tarumar olmuş, kaç çocuk aç kalmış, kaç aile mutlu olabilecekken gereksiz acılara boğulmuştur!

Evet, -en güzeli- kumar dâhil her türlü kötü alışkanlığa kapılmamaktır, bir kapılınmışsa da tez çıkabilmektir. “Ama nasıl?” sorusu akla geliyor hemen. Kolay olsa, bu kadar insan kapılmazdı ve orada kalmazdı herhalde.

Kolay değil tabii ama her şey Allah’ın yardımıyla kolaylaşır. Başta iradeyi güçlendirme imkânları ve güzel ortamlar bu eşsiz yardımın bize hâlihazırda ulaşmış biçimidir. Umutsuz değiliz. Hava değişimi derler ya, tertemiz havada geçirilen birkaç gün bile insana madden – manen neler katabilir.

Allah’a sığınabilmek -bidayette ve nihayette- insanın en büyük gücüdür.  Kalpten Allah diyen kurtulur.

Ama yine “Nasıl?” diye sorulabilir. Mesela, pişmanlıkla yanlışlarına set çekmiş, kararlı ve temiz bir kalple “Allah” diyen.

Süleyman Çelebi hazretleri Mevlid-i Nebisinde ne güzel der:

Bir kez Allah dese aşk ile lisân
Dökülür cümle günah misl-ü hazan.

Biliyorsunuz, hazan sonbahar demek – sonbahar yaprakları gibi-.

Allah hepimizi bütün kötü alışkanlıklarımızdan Hıfz-ı emanıyla kurtarsın.

Kötü alışkanlıklardan kurtulmada maneviyat, inanç ve irade esastır hiç şüphesiz, bunun yanı sıra insana kötü alışkanlıklarını unutturacak güzel ortamlar ve çevrenin yardımı da hayatidir. Yine güzel hatırlatıcılar da eşsiz kıymettedir.

Müsaadenizle, kötü alışkanlıklardan kurtulma bahsindeki diğer konulara yaşanmış olaylarla birlikte sonraki yazılarımızda değinelim. Bugünkü yazımızı da güzel hatırlatıcılar babında Hz. Dâvud-u Tâi’nin kıssasıyla bitirelim.

Dâvud’u Tâi hazretlerinin bir şarkıcıdan duyduğu şu beyitlerle tevbei nasuh ile dünya sevgisini terk ettiği söylenir.

Hangi güzel yüz ki toprak olmadı
Hangi ceylan göz ki yere akmadı.

İmam-ı Azam ve Habib-i Acemi gibi büyük zatlardan da ders alan Davudi Tai’nin kendisi de büyük bir maneviyat önderidir.

İleriki yaşlarında Hz. Dâvud-i Tâi hastayken bir talebesi ona bakmaktadır:

Bir gün üstadına:

“-Biraz et pişirdim, buyurmaz mısınız?” der ve yemeği önüne koyar.

Ancak o tabağa baktıktan sonra:

“-Falanca yetimlerden ne haber evlâdım?” der. Talebesi de

“-Bildiğiniz gibi…” diye cevap verince:

“-O hâlde bu eti onlara götürüver. Onların buna daha çok ihtiyacı var.” der.

“-Ama efendim, siz de uzun zamandır doğru dürüst bir yemek yemediniz.” diye itiraz edecek olur. Bunun üzerine Dâvud-i Tâi şöyle cevap verir:

“-Evlâdım, bu yemeği ben yediğimde dünyada kalır, ama onlar yerse Arş-ı Âlâ’ya ulaşır.”*

Allah’a emanet olun.

=====

* Islamveihsan.com sitesinden alınmıştır. 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER