Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Türkiye’de kadınlar neden en güvenli hissettikleri yerlerde katlediliyor ve bu acı bilanço ne zaman sona erecek

Bu haberin fotoğrafı yok

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde bir kez daha gün yüzüne çıkan veriler Türkiye’deki acı tabloyu gözler önüne sererken geçen yıl hayattan koparılan 294 kadının ardından 2026 yılının ilk iki ayında yaşanan 45 yeni cinayet toplumda büyük bir infial yaratıyor.

Türkiye, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yine hüzünlü ve düşündürücü bir tabloyla karşılıyor. Yapılan son araştırmalar ve resmi olmayan veriler, kadına yönelik şiddetin durdurulması noktasında katedilmesi gereken çok yol olduğunu gösteriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2025 yılında tam 294 kadın hayattan koparıldı. Bu karanlık tablo 2026 yılında da hız kesmeden devam ediyor; yılın henüz ilk iki ayında 45 kadın daha cinayete kurban gitti.

Kadınlar en yakınları tarafından ve evlerinde öldürülüyor

Haberin detaylarına bakıldığında kadınların en çok nerede ve kimler tarafından hedef alındığı gerçeği durumun vahametini artırıyor. Katledilen kadınların 180’i en güvenli yerleri olması gereken evlerinde, 50’si sokak ortasında, 15’i iş yerinde ve 11’i ise kamusal alanlarda saldırıya uğradı. Cinayetlerin büyük bir çoğunluğunda, tam 222 vakada ateşli silahlar kullanıldı. Kadınların büyük bir kısmının boşanma aşamasında oldukları eşleri veya en yakınındaki erkekler tarafından öldürülmesi, şiddetin kaynağının ne kadar yakında olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Kendi hayatlarına dair karar almak istemeleri ölüm sebebi mi

Kadınların hayattan koparılma bahaneleri ise toplumsal bir yaranın yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Geçen yıl öldürülen kadınlardan 69’u sadece kendi hayatlarına dair kararlar almak istedikleri gerekçesiyle hedef seçildi. İstanbul’da Filiz Şağbangül, Aksaray’da Zeynep Ayaz ve Kocaeli’de Aylin Dağ, boşanma aşamasında oldukları eşleri tarafından katledilen isimlerden sadece birkaçı olarak kayıtlara geçti. Bu kadınların ortak noktası, şiddet sarmalından kurtulmak ve yeni bir başlangıç yapmak istemeleriydi.

Hukukçular uygulamadaki aksaklıklara dikkat çekiyor

Kadına yönelik şiddetle mücadelede yasal mevzuatın yeterliliği tartışılırken Ceza Hukukçusu Avukat Gözde Egemen konunun hukuki boyutuna dair önemli uyarılarda bulunuyor. Mevcut yasaların kağıt üzerinde güçlü olduğunu belirten Egemen, “Bizim kadına şiddeti önleme konusunda iki temel kanunumuz var. Biri ceza kanunumuz diğeri de 6284 no’lu kanun. Metin olarak bir sorun yok. Ama alt uygulamada sorunlar var.” ifadelerini kullanarak kolluk kuvvetlerinde kadınların barınabileceği özel birimlere duyulan ihtiyacın altını çiziyor.

Bu konu gelecekte hepimizin başını ağrıtacak

Şiddetin önlenmesi için toplumsal farkındalığın ve mekanizmaların doğru işletilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, meseleye sadece duygusal yaklaşılmaması gerektiğini belirtiyor. Güllü, konunun ciddiyetini şu sözlerle ifade ediyor: “Kamuoyunun bu konuya bakış açısı duygusal ve merhamet üzerine. Hayır, bu konu artık duygusallığın çok ötesinde, bu konu gelecekte hepimizin başını ağrıtacak.” Bu uyarı, kadına yönelik şiddetin sadece bireysel bir sorun değil, tüm toplumun geleceğini tehdit eden sistemik bir kriz olduğunu hatırlatıyor.