Kahramanmaraş’ta okul saldırısını gerçekleştiren 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli’nin kendisini “okul avcısı” olarak tanımladığı ve katliam öncesinde çevresine çok sayıda kritik mesaj verdiği ortaya çıktı. Uzmanların ve FBI’ın hazırladığı raporlar, bu tür saldırganların eylem öncesinde sergilediği ortak davranışları gözler önüne sererken, Siverek’teki benzer olayla birlikte okul saldırılarının aslında nadiren bir anlık öfkeyle gerçekleştiği gerçeği bir kez daha gün yüzüne çıktı.
Kahramanmaraş’ta yaşanan dehşetin ardından yapılan incelemeler, 14 yaşındaki saldırgan İsa Aras Mersinli’nin kendisini İngilizce bir terim olan “School shooter” yani “okul avcısı veya saldırganı” olarak tanıttığını gösterdi. Saldırganın bu karanlık kimliği aslında çevresindeki dikkatli gözler için büyük bir uyarı niteliğindeydi. Okulun sosyal bilimler öğretmenlerinden İbrahim Huylu, öğrencisi hakkında çarpıcı bir bilgiyi paylaşarak tehlikenin nasıl yaklaştığını anlattı. Huylu, öğrencisinin bu terimi kullandığını duyduğunu belirterek, “İngilizce o kavramı bilmiyorum ama okul avcısı anlamında bir sözcük kullanıyormuş. Kimseyle muhattap olmazdı.” ifadelerini kullandı.
FBI araştırmalarına göre okul saldırganlarının ortak özellikleri nelerdir?
Amerika’da yaşanan çok sayıda okul saldırısını inceleyen FBI tarafından hazırlanan dokümanlar, bu tür eylemleri gerçekleştirenlerin profilini net bir şekilde ortaya koyuyor. Araştırmaya göre saldırganların yüzde 37’si kendi yazılarında, şiirlerinde veya günlüklerinde şiddete açık bir ilgi gösteriyor. Eylemlerin yüzde 59’unun okul saatleri içinde gerçekleşmesi dikkat çekerken, saldırganların yüzde 63’ünün daha önceden silah kullanma geçmişi olduğu biliniyor. En korkutucu verilerden biri ise silah temini noktasında karşımıza çıkıyor; saldırganların yüzde 68’i kullandığı silahı kendi evinden veya bir akrabasının yanından ele geçiriyor.
İstatistikler, okul saldırılarının neredeyse tamamının planlı olduğunu kanıtlıyor. Saldırganların yüzde 93’ü eylemi önceden tasarlarken, yine aynı orandaki bir kesim saldırıdan önce çevresindeki insanların endişelenmesine neden olacak davranışlarda bulunuyor. Bu eylemleri gerçekleştirenlerin yüzde 95’i olay sırasında öğrenciyken, motivasyon kaynakları arasında yüzde 61 ile intikam arzusu ilk sırada yer alıyor. Ayrıca bu çocukların yüzde 75’i başkaları tarafından zorbalığa uğradığını, zulüm gördüğünü veya tehdit edildiğini hissederek bu yola sapıyor.
Mersinli profili uzmanların çizdiği tabloyla nasıl uyuşuyor?
Kahramanmaraş saldırganı İsa Aras Mersinli’nin sergilediği tutumlar, uluslararası araştırma verileriyle birebir örtüşüyor. Öğretmeninin tarifine göre kendisini zaten bir “okul saldırganı” olarak etiketleyen Mersinli, silahlara olan eğilimiyle de dikkat çekiyordu. Babasının ifadesine göre, oğlunun silahlara ilgisini azaltmak amacıyla onu atış talimlerine götürdüğü ve hatta saldırıdan sadece iki gün önce bile birlikte atış yaptıkları anlaşıldı. Bu durum, saldırganın silahlara erişim kolaylığı ve pratik yapma imkanı bulduğunu gösteriyor.
Benzer bir tablo Siverek’teki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan pompalı tüfekli saldırıda da görüldü. Okulun eski öğrencisi olan Ömer Ket’in, saldırı öncesinde okulun sosyal medya hesaplarına tehdit mesajları yağdırdığı tespit edildi. Ket’in dijital dünyada “Hazır olun bu okulda birkaç gün sonra saldırı olacak.” ve “Yarın görüşürüz, hepinizi yok edeceğim” gibi doğrudan hedefe yönelik paylaşımlar yaptığı belirlendi. Bilgisayarında şiddet içerikli oyunlar oynayan ve “kill” ifadesini sıkça kullanan Ket’in, eğitimdeki başarısızlığının faturasını okul yönetimine kestiği ve intikam duygusuyla hareket ettiği anlaşıldı.
Bir okul saldırganının eylem öncesi verdiği en belirgin sinyaller hangileridir?
FBI’ın çalışmasında, okul saldırılarının nadiren dürtüsel eylemler olduğu ve genellikle saldırgan tarafından titizlikle planlandığı vurgulanıyor. “Okul saldırıları nadiren dürtüsel eylemlerdir ve genellikle saldırgan tarafından önceden planlanır.Çoğu okul saldırısından önce, diğer kişiler (arkadaşlar, akranlar) saldırganın şiddet eylemleri düşündüğünü bilmekteydi. Saldırıdan önce hedeflerine doğrudan tehditlerde bulunan saldırgan sayısı azdır. Saldırının ardındaki yaygın nedenler arasında intikam, baskın kontrol arzusu ve kötü şöhret/ün kazanma umudu yer alır.” tespiti, çevresel farkındalığın önemini artırıyor.
Saldırganlarda gözlemlenen en dikkat çekici özellikler arasında; gerçek ya da algılanan ciddi kişisel kayıplar, aşağılanma hissi ve başarısızlık duygusu yer alıyor. Şiddet içermeyen çözüm yollarını görme konusundaki isteksizlik, şiddet içeren planların kasıtlı veya kasıtsız olarak ifşa edilmesi ve başkalarını mağdur ettiği fanteziler kurma bu profilin parçalarını oluşturuyor. Ayrıca, kişisel etkileşimlerde artan sorunlar, stresle başa çıkma yeteneğinde azalma, artan izolasyon ve depresyon da tehlike çanlarının çaldığını gösteren diğer unsurlar olarak öne çıkıyor. Araştırmalar, bu bireylerin geçmişteki saldırganlara olan ilgisinin dramatik şekilde arttığını ve bir noktadan sonra ölüm korkusunu yitirerek yaşama karşı tamamen ilgisizleştiklerini gösteriyor.
