Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Akdeniz’de sular durulmuyor İsrail Sumud Filosu’na saldırırken Yunanistan neden uluslararası yükümlülüklerini görmezden geldi

Bu haberin fotoğrafı yok

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, İsrail donanmasının Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı hedefleyen Küresel Sumud Filosu’na yönelik gerçekleştirdiği hukuk dışı müdahaleye karşı Atina yönetiminin sergilediği pasif tutuma sert tepki gösterdi. Yunanistan’ın kendi arama-kurtarma sorumluluk sahasında yaşanan bu ağır ihlale karşı sessiz kalmasının uluslararası deniz hukukunu nasıl zedelediği ve bölgesel dengeleri nasıl sarstığı büyük bir tartışma başlattı.

Uluslararası Sularda Hukuk Dışı Müdahale

İsrail donanması, Gazze’deki insanlık dramına dikkat çekmek ve ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda müdahale etti. Girit Adası’nın yaklaşık 80 deniz mili batısında gerçekleşen bu saldırı, deniz yetki alanları ve uluslararası hukuk açısından ciddi bir krizin fitilini ateşledi. Müdahale sırasında sivil yardım gemilerinin iletişim sistemlerinin engellendiği, insansız hava araçlarıyla tacizlerin yapıldığı ve bazı gemilere fiili çıkma operasyonları düzenlendiği tespit edildi. Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, olayın doğrudan insani yardım taşıyan sivil unsurlara yönelik olması sebebiyle, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi başta olmak üzere temel hukuk ilkelerinin açıkça çiğnendiğini vurguladı.

Yunanistan Kendi Sorumluluk Sahasındaki İhlale Neden Sessiz Kaldı

Müdahalenin gerçekleştiği bölgenin Yunanistan’ın arama-kurtarma sorumluluk sahası içinde olması, Atina yönetiminin tutumunu eleştirilerin odak noktasına yerleştirdi. Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, yaşanan sürece dair şu kritik değerlendirmeyi paylaştı: “Söz konusu müdahalenin ardından, İsrail unsurlarının alıkoyduğu mürettebatı taşıyan geminin bir Yunan limanına yönlendirilmesi ve bu sürecin Yunan makamlarınca engellenmemesi, Atina yönetiminin tutumuna yönelik eleştirileri artırdı. Başbakan Miçotakis ve Savunma Bakanı Dendias’ın politikalarının, Yunanistan’ın deniz yetki alanları ve egemenlik hakları bakımından tartışma yarattığı ifade edilmektedir. Yunanistan’ın kendi arama-kurtarma sorumluluk sahasında meydana gelen bir olaya karşı pasif bir tutum sergilemesi uluslararası yükümlülüklerini göz ardı ettiğini göstermektedir. Yunanistan’ın bu tutumu, Yunan kamuoyunda ‘Bölgedeki hassas dengelerin olumsuz etkilendiği ve deniz yetki alanlarına ilişkin Yunanistan’ın iddialarının uluslararası düzlemde zayıflamasına yol açtığı’ şeklinde eleştiriliyor. İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri faaliyetler ve insani yardım girişimlerine yönelik müdahaleleri birlikte ele alındığında, söz konusu gelişmeler uluslararası hukuk normlarının sahada giderek daha fazla tartışmaya açıldığını göstermektedir. Bu durum, yalnızca bölgesel güvenlik dengelerini değil, aynı zamanda küresel ölçekte hukuk temelli düzenin sürdürülebilirliğini de etkileyebilecek nitelik taşımaktadır.”

Sumud Filosu’nun Akdeniz Yolculuğu ve Maruz Kaldığı Şiddet

Gazze halkına yaşamsal destek sağlamak amacıyla 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden demir alan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, Sicilya’daki katılımlarla birlikte 39 farklı ülkeden 345 aktivisti bir araya getirmişti. 26 Nisan’da yeniden hareket eden filo, 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında İsrail ordusunun sert müdahalesiyle karşılaştı. Gazze’ye henüz 600 deniz mili mesafedeyken ve Yunan kara sularına çok yakın bir noktadayken düzenlenen saldırıda 175 aktivist alıkonularak kötü muameleye maruz bırakıldı. İsrail ordusunun müdahalesi sonucunda 31 aktivist yaralanırken, gemilerin çoğu yolculuk edilemeyecek şekilde tahrip edildi. Alıkonulanlar arasında bulunan 18’i Türk vatandaşı toplam 59 aktivist, daha sonra havayoluyla İstanbul’a getirildi. Uçakta Türkiye’nin yanı sıra ABD, Brezilya, Birleşik Krallık, İtalya ve Pakistan gibi pek çok farklı milletten aktivistin bulunması, olayın küresel çaptaki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.

Deniz Hukuku ve Egemenlik Hakları Tartışmaya Açıldı

Yaşanan bu gelişme sadece bir insani yardım operasyonunun engellenmesi değil, aynı zamanda Akdeniz’deki deniz yetki alanları tartışmalarını da yeni bir boyuta taşıdı. Serbest seyrüsefer hakkı, yaşam hakkı ve sivil mülkiyetin korunması gibi evrensel normların zedelendiğine dikkat çeken uzmanlar, Yunanistan’ın kendi sorumluluk alanındaki bu pasifliğinin uzun vadede Atina’nın uluslararası hukuk iddialarını zayıflatabileceği görüşünde birleşiyor. İsrail’in hukuk tanımaz tavrı ile Yunanistan’ın yükümlülüklerinden kaçınan tutumu, bölgedeki güvenlik mimarisinin geleceği hakkında ciddi soru işaretleri yaratmaya devam ediyor.