Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı – Mehmet Uslu – 16 Mayıs 2026
Türkiye, denizlerdeki egemenlik haklarını ve ulusal çıkarlarını korumak amacıyla Mavi Vatan Yasası üzerinde kapsamlı bir çalışma yürüttüğünü uzun zamandır biliyor ve takip ediyoruz. Hazırlanan yasa taslağı, Türk deniz yetki alanlarını uluslararası hukuk normlarına uygun bir şekilde yasal bir çerçeveye oturtmayı hedeflemekte. Düzenleme ile özellikle Ege ve Akdeniz’deki hakların teminat altına alınması ve Türkiye’nin deniz stratejisinin hukuki bir zemine taşınması planlanmakta. Taslak metnin, deniz hukukundaki güncel gelişmeleri yansıtarak yakın zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınması beklenmektedir. Bu adımın, Türkiye’nin kendi kara sularında ve kıta sahanlığında yürüttüğü faaliyetlere hukuki bir güvence sağlaması amaçlandığını söyleyebiliriz.

Mavi Vatan Yasası’nın Türkiye’nin deniz hakları üzerindeki temel etkisi nedir?
Yasa taslağının Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve komşu ülkelerle ilişkileri nasıl etkilemesi bekleniyor?
Mavi Vatan kavramının hukuki çerçevesi ve kapsamı bu yasayla nasıl değişecek?
Ege Denizi’nde Türkiye ve Yunanistan arasında süregelen karmaşık sorunlar; deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, adaların silahsızlandırılmış statüsü ve “gri bölgeler” olarak adlandırılan egemenliği tartışmalı coğrafi formasyonlar etrafında şekillenmektedir. Türkiye, bu haklarını iç hukukta da tescil etmek amacıyla kapsamlı bir “Deniz Yetki Alanları Kanunu” (Mavi Vatan Yasası) hazırlığında sona gelmiş durumda.
Ege Denizi’nde Temel Sorun Alanları
Türkiye ve Yunanistan arasındaki uyuşmazlıklar tek bir boyutta olmayıp birbirini etkileyen bir dizi başlıktan oluşmaktadır:
Karasuları Genişliği: İki ülkenin de mevcut karasuları 6 mildir; ancak Yunanistan’ın bunu 12 mile çıkarma iddiası Türkiye için bir savaş sebebi (casus belli) olarak kabul edilmektedir.
Kıta Sahanlığı ve MEB Sınırlandırması: Ege’nin yarı kapalı bir deniz olması ve adaların konumu nedeniyle deniz tabanı kaynaklarının paylaşımı sorunludur.
Hava Sahası (FIR) ve Arama Kurtarma Sorumlulukları: Deniz yetki alanlarındaki belirsizlikler hava sahası kontrollerine de yansımaktadır.
Adaların Silahsızlandırılmış Statüsü: Uluslararası antlaşmalarla silahlandırılması yasaklanan adaların Yunanistan tarafından askerileştirilmesidir.

Silahsızlandırılması Gereken Adalar ve Yunanistan’ın İhlalleri
Ege’deki adaların statüsü esas olarak üç ana belgeyle belirlenmiştir:
1914 Altı Büyük Devlet Kararı ve 1923 Lozan Antlaşması: Doğu Ege adaları (Midilli, Sakız, Sisam, Ahikerya) ile Boğazönü adalarının (Limni, Semadirek) silahsızlandırılması şartıyla Yunanistan’a bırakılması öngörülmüştür.
1947 Paris Barış Antlaşması: İtalya tarafından Yunanistan’a devredilen On İki Ada grubunun (Rodos, İstanköy, Meis vb.) askerden arındırılmış statüde kalması hükme bağlanmıştır.
Silahlandırma ve Konuşlandırılan Sistemler: Yunanistan, bu antlaşmaları ihlal ederek adaları kademeli olarak askerileştirmiştir. Kaynaklara göre, özellikle Limni adasında Yunan askeri üsleri, havalimanı ve bir liman bulunmaktadır. Genel olarak Yunanistan, bu adalara tümen ve tugay seviyesinde askeri birlikler, ağır silahlar, topçu bataryaları ve hava savunma sistemleri konuşlandırmıştır. Türkiye, bu durumun hem antlaşmalara aykırı olduğunu hem de kendi ana karasının güvenliğini tehdit ettiğini savunmaktadır.
“Gri Bölgeler” (EGAYDAAK) ve Konumları
Türkiye’nin tezine göre, Ege’de antlaşmalarla egemenliği açıkça Yunanistan’a devredilmemiş 152 ada, adacık ve kayalık (EGAYDAAK) bulunmaktadır.
Hukuki Dayanak: Lozan’ın 16. maddesi, Türkiye’nin vazgeçtiği hakların “ilgililerce düzenleneceğini” belirtir; ancak Türkiye, bu 152 parça için böyle bir düzenlemenin henüz yapılmadığını savunmaktadır.
Önemli Örnekler ve Konumlar:
Kardak Kayalıkları: Kilimli ve İstanköy adaları yakınında yer alan bu kayalıklar, 1996’da iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiştir.
Gavdos: Girit’in güneyinde yer alan ve statüsü Türkiye tarafından sorgulanan bir adadır.
Diğerleri:Eşek, Bulamaç, Kalolimnoz, Keçi ve Nimos gibi adacıklar, Anadolu kıyılarına çok yakın mevkilerde bulunmalarına rağmen Yunanistan tarafından iskâna açılmak istenmektedir.
Yeni Mavi Vatan Yasası ve Detayları
Yaklaşık 44 yıl sonra (1982 tarihli 2674 sayılı kanundan sonra) hazırlanan Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu, Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrinini iç hukukta yasal güvenceye almayı hedeflemektedir.
Karasuları Sınırları: Kanun taslağına göre karasuları Karadeniz ve Akdeniz’de 12 mil, Ege Denizi’nde ise mevcut 6 mil olarak tescil edilecektir.
Cumhurbaşkanı Yetkisi: Cumhurbaşkanına, henüz MEB ilan edilmemiş alanlarda balıkçılık ve deniz koruma amacıyla “Özel Statülü Deniz Alanları” ilan etme yetkisi verilmektedir.
Ekonomik Haklar: Münhasır ekonomik bölgedeki tüm ekonomik, bilimsel ve çevresel faaliyetler Türkiye’nin iznine ve denetimine tabi olacaktır.
Deniz Yetki Alanlarındaki Mil Farklılıkları ve Sebepleri
Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) devletlere 12 mile kadar karasuyu hakkı tanısa da, Ege gibi dar ve çok sayıda adanın bulunduğu denizlerde bu durum adaletsizliğe yol açmaktadır:
Yüzde 70 Riski: Ege’de karasularının 12 mile çıkması durumunda Yunanistan’ın denizalanı payı %40’tan %70’e yükselecek, Türkiye’nin payı %10’un altında kalacak ve Türkiye’nin açık denizlere kesintisiz erişimi kesilecektir.
Hakkaniyet İlkesi: Türkiye, sınırlandırmanın “hakkaniyet” (equity) ve “ana karaların orta hattı” esasına göre yapılmasını savunurken, Yunanistan adaların tam kıta sahanlığı hakkı olduğunu iddia etmektedir.
Türkiye’nin Haklılığının Kanıtları
Doğal Uzantı Teorisi:Batimetrik haritalar, Anadolu ana karasının jeolojik ve morfolojik uzantısının Ege’nin ortalarına kadar devam ettiğini, adaların ise bu uzantı üzerindeki çıkıntılar olduğunu göstermektedir.
Hukuki Devir İlkesi: Uluslararası hukukta bir devlet (İtalya), sahip olduğundan fazlasını başkasına (Yunanistan) devredemez. Lozan ve Paris antlaşmalarında ismi sayılmayan adaların egemenliğinin devredilmediği tezi hukuken güçlüdür.
Güvenlik Gereklilikleri: Adaların silahlandırılması antlaşmaların “asli ihlali”dir ve Türkiye’ye meşru müdafaa ve karşı tedbir hakları doğurmaktadır.
Çıkarılmak istenen yasa Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik haklarını yalnızca askeri değil, aynı zamanda sağlam bir hukuki ve stratejik zemin üzerinde “Mavi Vatan” vizyonuyla pekiştirdiğini ortaya koymaktadır.
