Artvin’de yaşayan 8 çocuk annesi Şengül Gezer, yıllar içinde peş peşe gelen 5 büyük acıyla sarsıldı. Bir bebeğini, attan düşen kızını, yıldırım çarpan oğlunu, kanserden eşini ve son olarak çığ felaketinde kaybettiği evladını toprağa veren acılı annenin, geride kalan torunları için verdiği yürek burkan yaşam mücadelesi tüm Türkiye’yi ağlatıyor.
Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı Yolüstü köyünde yaşam mücadelesi veren 66 yaşındaki Şengül Gezer’in hayat hikayesi, adeta bir insanın taşıyabileceği en ağır yüklerin birleşimi gibi. Yıllar boyunca peş peşe gelen büyük kayıplarla sarsılan Gezer, her şeye rağmen gelinleri ve torunlarıyla birlikte hayata tutunmaya çalışıyor. Yaşadığı her acının ardından bir kez daha yıkılan ancak geride kalan çocukları ve torunları için ayağa kalkan acılı anne, köyünde hayvancılık yaparak yaşamını sürdürüyor.
Yıllar Süren Dinmeyen Gözyaşı ve Peş Peşe Gelen Kayıplar
Şengül Gezer’in ilk büyük acısı 1982 yılında başladı. Dünyaya getirdiği kız bebeği Yeşim’i, doğumundan yalnızca bir gün sonra kaybeden Gezer, bu evlat acısının ardından felç geçirdi. Uzun süren tedavilerin ardından yeniden sağlığına kavuşan acılı anne, 2005 yılında ikinci büyük yıkımı yaşadı. Kızı Gözde, yaylada attan düşmesi sonucu henüz 11 yaşındayken hayatını kaybetti. Acıların ardı arkası kesilmezken, 2012 yılında bu kez büyük oğlu Savaş (33), yaylada küçükbaş hayvan sürüsü beklediği sırada üzerine yıldırım düşmesi sonucu yaşamını yitirdi. 2021 yılına gelindiğinde ise amansız kanser hastalığına yakalanan eşi Yalçın Gezer (60) vefat etti.
Gezer ailesini sarsan son felaket ise geçtiğimiz aylarda Artvin Aksu Yaylası’nda meydana geldi. Çığ felaketinin ardından kendisinden haber alınamayan çoban oğlu Bülent Gezer’in (44) cansız bedenine tam 125 gün sonra ulaşıldı. 5 ay önce oğlunu toprağa veren Şengül Gezer, hayatındaki 5. büyük acıyla adeta yıkıldı.
Her Gün Evlatlarının Mezarı Başında Dua Ediyor
Yaşadığı tarifsiz acılara rağmen hayattan tamamen kopmayan anne Gezer, ölen çocuklarından geriye kalan 4 torununun geleceği için direniyor. Geriye kalan 4 kızıyla birlikte hayata sarılan acılı anne, torunlarını büyütebilmek ve okutabilmek için besicilik yapıyor. Sabahın erken saatlerinde kalkarak ahıra giren, hayvanların bakımını üstlenen Gezer, her gün evlatlarının ve eşinin mezarını ziyaret ederek dualar okuyor. Evde ise kaybettiği canlarının fotoğraflarına bakarak hasret gideriyor.
“Acım Hep Çok Büyük”
Yıllar boyunca yaşadığı derin kayıpları gözyaşları içinde anlatan Şengül Gezer, “Çok acılar yaşadım. Köyde doğum yaptım. Akşam kızım Yeşim sağlıklıydı, sabah kalktım, bebeğim ölmüştü. Ondan sonra bana felç vurdu. Bir ay felçli yattım. Ölen küçüğüyle sekiz tane çocuğum var. Kızım öldükten sonra 11 yaşındaki kızım yaylada attan düşerek öldü. Kızım kucağımda can verdi. Ondan sonra da büyük oğlum ardından da eşim vefat etti. Yağmur yağıyordu, yıldırım vurdu öylece öldü. O kadar zaman da aradık, çocuğumu bulamadık. Aylar sonra ‘Bülent’i bulduk’ dediler, kütüğün üzerinde oturuyordum. Dizlerimden aşağı sızı indi, kilitlendim. Kalkıp da gezemiyorum. Acım hep çok büyük.” dedi.
“Her Şeyimiz Bülent’ti, Varlığımız”
Son kaybettikleri oğlu Bülent’in acısının tüm aileyi derinden etkilediğini belirten Gezer, “Her şeyimiz Bülent’ti; varlığımız, anamız, babamız, kardeşimiz, evladımız Bülent’ti. Hep onun eline avucuna bakardık. Tarif edilmez acılar çektik. Bağrımıza bastık onun acısını. Büyük oğlanın acısını gördük, kızların acısını gördük, eşimin acısını gördük. Geride 4 tane torunum var. Onları yuva sahibi yapabilmek için çalışıyoruz. Bayramım gözü yaşlı geçti. Her kapı açıldığında dedim ki ‘Bülent geliyor’. 5 ayımı ben bu hallerde geçirdim.” diye konuştu.
“Oğlumun Bulunmasına Kurban Adamıştım”
Çığ altında kalan oğlunun cenazesinin bulunabilmesi için günlerce dua ettiğini ve kurban adadığını ifade eden acılı anne, “Evlat acısını Allah kimsenin başına vermesin. Aç kalsın, susuz kalsın, kapıda dilensin, taşısın, toplasın, toprağı yesin de evlat acısını çekmesin. Allah’a çok şükür ki onu karların altından oradan aldılar, bana teslim ettiler. Getirdik cenazeyi, bir gece de evde sakladım. Cenazesi bulunsun diye kurban adak etmiştim, onu da yurda verdim, kestirdim; helali hoş olsun. Ben çocuklarımı o kadar severdim ki; şimdi bir yere gidemiyorum.” dedi.
