Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

Deyr Hafir’e Giren ABD Konvoyu, Lojistik Bir Hareket Değil, Stratejik Bir Cümledir – Reşit Kemal As

Reşit Kemal AS – 16 Ocak 2026

 

Suriye sahasında bazen tek bir görüntü, sayfalarca rapordan daha fazlasını söyler. ABD ordusuna ait bir askeri konvoyun, Deyr Hafir’e PKK/SDG kontrolündeki hat üzerinden giriş yapması, işte tam da böyle bir mesaj niteliği taşıyor. Bu hamle, sadece taktik bir intikal değil; bölgesel dengeler, ittifak ilişkileri ve geleceğe dönük senaryolar açısından okunması gereken stratejik bir işarettir.

Coğrafyanın Dili

Önce coğrafyaya bakalım. Deyr Hafir, Halep’in doğusunda, uzun süre DEAŞ kontrolünde kalmış, ardından rejim ve Rusya destekli güçlerin alanına giren kritik bir yerleşim noktasıdır. Yani burası, ABD’nin fiilen “ben buradayım” demek için seçeceği rastgele bir nokta değildir. Üstelik giriş güzergahının PKK/SDG kontrolündeki alandan yapılmış olması, mesajın dozunu daha da artırıyor.

Bu ne anlama geliyor?

Her şeyden önce bu tablo, ABD’nin PKK/SDG ile olan sahadaki organik bağının hala geçerli ve aktif olduğunu gösteriyor. Washington’un, “DEAŞ’la mücadele” söylemini gerekçe göstererek kurduğu bu ilişki, artık savunma refleksi olmaktan çıkmış, bölgesel nüfuz alanı inşa etme aracına dönüşmüş durumda. Konvoyun yönü, bu ilişkinin geçici değil, kalıcı bir strateji olarak kurgulandığını ima ediyor.

İkinci olarak bu hamle, Suriye rejimine ve onun hamisi konumundaki Rusya-İran eksenine verilmiş açık bir mesajdır:
“Bu alan tamamen sizin kontrolünüzde değil.”

ABD, sahada doğrudan çatışmaya girmeden, kontrollü askeri hareketlerle dengeyi bozmayı ve masadaki pazarlık gücünü artırmayı tercih ediyor. Deyr Hafir gibi hassas bir noktaya girilen her konvoy, Cenevre’de, Astana’da ya da başka bir diplomatik masada kullanılacak sessiz bir koz anlamına geliyor.

Güvenlik Kaygılarının Teyidi

Ancak asıl kritik boyut, Türkiye açısından okunması gereken kısımdır.

PKK/SDG hattı üzerinden yapılan her ABD askeri faaliyeti, Ankara’nın yıllardır dile getirdiği güvenlik kaygılarını teyit eder niteliktedir. Bu konvoy, sadece Suriye iç dengeleriyle ilgili değildir; aynı zamanda Türkiye’ye şu mesajı da fısıldar:
“ABD, sahadaki tercihlerinden vazgeçmiş değil.”

Bu durum, Türkiye’nin Suriye politikasında neden sürekli olarak “saha hakimiyeti” vurgusu yaptığını ve neden askeri-diplomatik dengeyi birlikte yürütmek zorunda kaldığını bir kez daha ortaya koyuyor. Çünkü sahada boşluk bırakan, o boşluğun başkaları tarafından doldurulmasına da razı olmuş sayılıyor.

Bir diğer önemli husus da zamanlama. Bölge, Gazze savaşı sonrası artan İran-ABD geriliminin gölgesinde yeni fay hatlarına doğru sürüklenirken, ABD’nin Suriye’nin kuzey ve doğusunda görünür olmayı tercih etmesi tesadüf değil. Bu, olası bölgesel gerilimlerde Suriye’nin yeniden bir “ön cephe” haline gelebileceğinin işareti olarak da okunabilir.

Deyr Hafir’e giren ABD konvoyu, lojistik bir hareket değil, stratejik bir cümledir.
PKK/SDG hattı ise bu cümlenin altını çizen kalın bir vurgudur.

Suriye’de artık şu gerçek netleşmiştir: Haritalar sabit, dengeler değildir. Ve sahada atılan her adım, yalnızca bugünü değil, yarının krizlerini de şekillendirir.

Bu yüzden bazen bir konvoy geçer…
Ama arkasında uzun bir hesap bırakır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER