Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

The National Interest: İran savaşının kazananı Rusya mı olacak?

Batı ittafıkının yeni test arenası olan İran’daki gelişmelerin küresel etkileri ne olacak? İran savaşının asıl kazananı Rusya mı olacak?

Batı ittafıkının yeni test arenası olan İran'daki gelişmelerin küresel etkileri

ABD merkezli önemli yayın organlarından The National Interest’de, ABD-İsrail ve İran arasında devam eden savaşın küresel etkilerinin ve özellikle savaşın sonuçlarının Rusya açısından ne anlam ifade edebileceğinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

Geride kalan 2 haftanın arından İran Savaşı’nın gidişatının, Moskova’nın lehine işleyen bir süreç olarak şekillenmeye başladığı tespiti yapılan analizde, özellikle Ukrayna’nın ardından İran’da da Batı ülkeleri arasındaki uzlaşmazlıkların artması nedeiyle Rusya için yeni bir alan açılmaya başlandığı belirtildi.

Analizde ayrıca; sürecin uzaması ile birlikte Rusya’nın özellikle enerji konusunda büyük avantajlara sahip olacağı belirtilerek, Moskova’nın olası kazançalarına dair öngörülere yer verildi.

İşte The National Interest’de yayınlanan analiz:

İran savaşı, geride kalan 2 haftanın ardından ilk bakışta Moskova’nın lehine işleyen bir süreç olarak şekilleniyor.

The National Interest: İran savaşının kazananı Rusya mı olacak?

Nitekim birçok gözlemci gibi Wall Street Journal da Rusya’yı bu savaşın “en büyük kazananlarından biri” olarak tanımlıyor.

Uluslararası analistlerden Nicole Grajewski’nin ifadesiyle bu durum Rusya açısından “taktik bir piyango” niteliği taşıyor. Ancak bu kazanç, daha çok ekonomik alanda ve kısa vadede hissedilirken; siyasi ve jeopolitik boyutta ciddi kırılganlıklar barındırıyor.

Her şeyden önce Rusya, savaşın tetiklediği enerji şokundan doğrudan fayda sağlıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte Brent petrolün varil fiyatı Ocak ayındaki 60 dolar seviyesinden 13 Mart itibarıyla 103 doların üzerine çıktı. Küresel petrol arzının yüzde 20’sinin geçtiği bu boğazın devre dışı kalması, aynı zamanda LNG piyasasını da vurdu.

Katar’daki Ras Laffan tesisinin İran İHA’larıyla vurulması ve geçici olarak kapanması, Avrupa’da doğal gaz fiyatlarını yüzde 50 artırdı.

The National Interest: İran savaşının kazananı Rusya mı olacak?

Bu gelişmeler Rusya’nın ihracat gelirlerine doğrudan yansıdı. Urals tipi petrolün varil fiyatı Aralık ayında 40 doların altındayken Mart ortasında 89 dolara yükseldi. Hindistan ve Çin’e uygulanan indirim 25 dolardan 4–5 dolar seviyesine kadar geriledi.

ABD’nin 5 Mart’ta Hindistan rafinerilerinin Rus petrolü alımına yönelik yasağı 30 günlüğüne askıya alması da Moskova’nın elini rahatlattı. Buna ek olarak Rusya’nın önemli ihracat kalemlerinden alüminyum ve gübre fiyatları da Körfez’deki üretim ve sevkiyat aksamaları nedeniyle yükselişe geçti.

Zamanlama Moskova açısından son derece kritik. Durgun büyüme ve düşük enerji fiyatları nedeniyle Rusya’nın petrol ve gaz gelirleri Ocak ayında 5 milyar dolara kadar gerilemiş, federal bütçe ise 21 milyar dolar açık vermişti.

Fiyat artışı, Rusya’ya aylık 3–4 milyar dolarlık ek gelir sağlama potansiyeli sunuyor. Bu sayede planlanan bütçe kesintileri şimdilik ötelenmiş durumda.

The National Interest: İran savaşının kazananı Rusya mı olacak?

Savaşın Moskova’ya sağladığı ikinci avantaj ise ABD’nin askeri kaynaklarının yeniden dağıtılması. Washington’un füze ve önleyici stoklarını Körfez’e kaydırması, Ukrayna’ya ayrılan kapasitenin daralması anlamına geliyor. ABD’nin 22 binin üzerinde füze stokuna sahip olduğu ve mevcut savaşın ilk üç gününde yaklaşık 2 bin füze kullandığı düşünüldüğünde, bu kaymanın sahadaki etkisi küçümsenemez.

Buna rağmen Ukrayna cephesinde denge tamamen değişmiş değil. Kiev yönetimi Rus İHA’larına karşı kendi çözümlerini geliştirirken, balistik füzelere karşı hâlâ büyük ölçüde ABD menşeli sistemlere bağımlı. Son haftalarda Donbas’ta bazı bölgelerin geri alınması ve Malta açıklarında 50 milyon dolarlık LNG taşıyan bir Rus tankerinin İHA ile vurulması, Ukrayna’nın sahada tamamen geri düşmediğini gösteriyor.

Ortadoğu’da prestij kaybı ve stratejik açmaz

Ekonomik kazançlara rağmen Rusya’nın İran’ı koruyamaması, Moskova’nın Ortadoğu’daki itibarı açısından ciddi bir aşınma yaratıyor. Oysa Rusya son yıllarda İran ile ilişkilerini sistematik biçimde derinleştirmişti.

The National Interest: İran savaşının kazananı Rusya mı olacak?

2024’te İran’ı BRICS’e dahil eden Moskova, Hamas ve Husileri ağırlamış, 2025’te ise Tahran ile stratejik ortaklık anlaşması imzalamıştı. Hatta Financial Times, Rusya’nın İranlı nükleer bilim insanlarıyla iş birliğine başladığını öne sürmüştü.

Buna rağmen Haziran 2025’te ABD-İsrail’in İran’ın nükleer programına yönelik saldırıları karşısında Moskova’nın fiilen hiçbir askeri karşılık vermemesi, bu ortaklığın sınırlarını net biçimde ortaya koydu.

Üstelik Rusya, İran’dan yoğun şekilde İHA tedarik etmiş olsa da 2023’ten itibaren Tataristan’daki Alabuga tesisinde Şahed tipi sistemleri seri üretime geçirerek bu bağımlılığı da azaltmış durumda.

Washington cephesinde ise İran savaşı, Ukrayna politikasında köklü bir değişime işaret etmiyor.

Donald Trump’ın “Putin anlaşmaya hazır” açıklaması ve iki lider arasında Mart başında gerçekleşen görüşme, Moskova’nın hâlâ diplomatik manevra alanı aradığını gösteriyor. Rusya’nın İsrail’e hedefleme istihbaratı vermediğine dair Kremlin güvencesinin Trump tarafından kabul edilmesi ve Moskova’nın arabulucu rolü üstlenebileceğine dair sinyaller, Ukrayna açısından olumsuz bir tablo çiziyor.

The National Interest: İran savaşının kazananı Rusya mı olacak?

Ancak bu tablo tek boyutlu değil. İran’a yönelik yıkıcı saldırı, Rusya’nın küresel prestijine ağır bir darbe vurmuş durumda. Moskova’nın müttefiklerini koruyamayan bir aktör olarak algılanması, diplomatik yalnızlığını derinleştiriyor.

Rus medyasında ve milliyetçi çevrelerde yükselen “stratejik kuşatma” söylemi de bu psikolojik kırılmayı yansıtıyor. Trump’ın agresif askeri yaklaşımı karşısında duyulan hayranlık ile endişe iç içe geçmiş durumda.

Resmi söylem ise daha temkinli. Kremlin, ABD-İsrail saldırılarını kınamakla birlikte Trump’ı doğrudan hedef almaktan kaçınıyor. Putin’in bu noktada Trump üzerinden Ukrayna’da avantaj elde etme ihtimalini riske atmak istemediği anlaşılıyor. Aynı zamanda Rus resmi ajansları, savaşın uzaması halinde ABD’nin mühimmat sıkıntısı yaşayacağı yönünde bir anlatı inşa ediyor.

Bununla birlikte, savaşın orta ve uzun vadeli etkileri belirsizliğini koruyor. Eğer Rusya’nın İran’a istihbarat desteği sağladığı yönündeki iddialar doğrulanırsa, bu durum Körfez ülkeleriyle ilişkileri zedeleyebilir ve Trump’ın Putin’e yönelik güvenini sarsabilir. Bu da Moskova’nın manevra alanını daraltacak bir gelişme olur.

The National Interest: İran savaşının kazananı Rusya mı olacak?

Son kertede belirleyici olan, savaşın süresi ve Hürmüz Boğazı’nın ne kadar kapalı kalacağıdır. Uzayan bir çatışma küresel resesyon riskini artırarak petrol fiyatlarını aşağı çekebilir. Ancak mevcut yüksek fiyatların altı ay bile sürmesi, Rusya’ya 30–40 milyar dolar ek gelir sağlayabilir ki bu, yıllık savunma bütçesinin yaklaşık dörtte birine denk geliyor.

Bu nedenle İran savaşı, Rusya için aynı anda hem fırsat hem de stratejik bir stres testi niteliği taşıyor: kısa vadede kasasını dolduran, uzun vadede ise nüfuzunu aşındıran bir denklem.