Jeffrey Epstein davasında sular durulmuyor. FBI kayıtlarının gizemli bir şekilde ortadan kaybolması ve Trump’ı hedef alan ifadelerin silindiği iddiaları dünya gündemine bomba gibi düştü. Ghislaine Maxwell’in avukatlarına sunulması gereken 325 mülakattan 90’ının kayıp olması büyük bir skandalın habercisi mi?
Cinsel istismar ve uluslararası fuhuş ağı kurma suçlamalarıyla yargılanırken hücresinde ölü bulunan Jeffrey Epstein davasında, hukuk dünyasını sarsan yeni bir gelişme yaşandı. Soruşturmanın en kritik halkalarından biri olan FBI kayıtlarının bir kısmının kaybolduğu gerçeği, davanın seyrine dair derin şüpheleri beraberinde getirdi. Ortaya çıkan son bilgiler, davanın kilit isimlerinden Ghislaine Maxwell’in savunma ekibine sunulan belgelerdeki büyük eksikliği gözler önüne seriyor.
FBI Kayıtlarındaki Büyük Boşluk Nasıl Oluştu
Dava sürecinde şeffaflık bekleyen kamuoyu, mülakat kayıtlarının eksikliği haberiyle sarsıldı. Yürütülen geniş kapsamlı soruşturma çerçevesinde hazırlanan 325 tanık mülakatından 90’ına şu an ulaşılamıyor. Bu mülakatların, davanın en kritik tanıklarını ve belki de en çarpıcı itirafları barındırdığı düşünülüyor. Kayıtların dijital ya da fiziksel olarak nasıl ortadan kalktığına dair henüz resmi bir açıklama yapılmazken, hukukçular bu durumun savunma hakkını ihlal edebileceği konusunda hemfikir.
Trump Hakkındaki İfadeler Silindi mi
Kayıp belgelerin içeriğiyle ilgili en çok merak edilen konu ise dönemin siyasi figürlerine dair verilecek ifadeler oldu. Özellikle Donald Trump’ı suçlayan ya da onunla bağlantılı olduğu iddia edilen tanık beyanlarının silinip silinmediği sorusu, Amerikan siyasetinde yeni bir tartışma başlattı. 90 tanığın ifadesine ulaşılamıyor olması, davanın siyasi bir koruma kalkanı altında mı yürütüldüğü sorusunu akıllara getiriyor. Maxwell’in avukatları, savunma hazırlamak için bu belgelerin hayati önem taşıdığını vurgularken, eksik kayıtların davanın sonucunu nasıl etkileyeceği merakla bekleniyor.
Adalet Mekanizması Büyük Bir Sınav Veriyor
Epstein davası, ilk günden bu yana sadece bir suç dosyası değil, aynı zamanda küresel güç odaklarının dahil olduğu devasa bir ağın tasfiyesi olarak görülüyor. Ancak FBI gibi dünyanın en gelişmiş istihbarat ve güvenlik birimlerinden birinin elindeki kayıtların kaybolması, adalet mekanizmasına olan güveni zedeliyor. Silinen veya kaybolan bu ifadelerin içerisinde kimlerin isminin geçtiği ve bu “kayboluşun” bir ihmal mi yoksa bilinçli bir operasyon mu olduğu sorusu, davanın geleceğini belirleyecek en temel unsur olarak karşımızda duruyor.
