Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından verilen ve boşanma davalarında yeni bir dönemi başlatan emsal karara göre geliri bulunmayan ve bedensel engeli nedeniyle çalışamayacak durumda olan eşlerin nafaka yükümlülüğü tamamen ortadan kalkıyor.
Türkiye’deki boşanma davalarının seyrini değiştirecek çok kritik bir gelişme yaşandı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, nafaka yükümlülüğüyle ilgili alt mahkemelerin kararlarını temelden sarsacak bir hükme imza attı. Özellikle maddi imkansızlıklar içinde yaşayan ve sağlık sorunları nedeniyle çalışma hayatının dışında kalan bireyleri yakından ilgilendiren bu karar, nafaka sistemindeki hakkaniyet dengesini yeniden tanımladı.
Yargıtay Nafaka Yükümlülüğünü Hangi Durumda Hukuka Aykırı Buldu
Söz konusu davada, yerel mahkemenin geliri olmayan ve engelli olduğu tespit edilen eş aleyhine nafaka hükmetmesi üzerine dosya temyiz edilerek Yargıtay’a taşındı. Dosyayı titizlikle inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, somut gerçekleri göz önünde bulundurarak çarpıcı bir tespitte bulundu. Yüksek mahkeme, hiçbir geliri bulunmayan ve mevcut engel durumu sebebiyle çalışarak kazanç sağlama imkanı olmayan bir kişinin nafaka ödemeye zorlanmasını hukuka aykırı olarak değerlendirdi ve bu kararı bozdu.
Engelli ve İşsiz Eşler İçin Yeni Dönem Başlıyor
Bu emsal kararla birlikte, boşanma sürecindeki tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırmaları çok daha büyük bir önem kazandı. Mahkemeler artık sadece tarafların kusur oranlarına değil, aynı zamanda nafaka ödeyecek kişinin bu bedeli karşılama gücüne sahip olup olmadığına da bakmak zorunda kalacak. Yargıtay’ın bu yaklaşımı, ödeme gücü kesinlikle bulunmayan bireylerin icra ve hapis cezası gibi ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalmasının önüne geçmeyi hedefliyor.
Hukukçular, bu kararın ardından benzer durumdaki pek çok kişinin nafaka iptali veya nafakanın kaldırılması talebiyle mahkemelere başvurabileceğini öngörüyor. Kararın temel dayanağı ise kişinin kendi yaşamını idame ettirecek asgari gelirden yoksun olması ve bu durumu değiştirecek fiziksel ya da ruhsal kapasitesinin bulunmaması olarak öne çıkıyor. Bu gelişme, özellikle engelli bireylerin boşanma sonrası yaşadığı ekonomik darboğazda yasal bir güvence niteliği taşıyor.
