Rus Yüzücü Nerede? İstanbul Boğazı’nın soğuk sularında dört gündür devam eden insanüstü bir arama çalışması, Türkiye’nin gündemine oturdu. 37. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’na katıldıktan sonra ortadan kaybolan Rus yüzücü Nikolai Svechhnıkova için arama ekipleri kritik saatlerde çalışıyor. Peki, Rus yüzücü nerede? Bu sorunun yanıtı, bir sporcunun akıbetinden çok daha fazlasını simgeliyor.
Son Dakika: Arama Çalışmalarında 4. Gün
Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı ekipleri, zorlu koşullara rağmen arama çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. İstanbul Boğazı’nın güçlü akıntıları, derin suları ve yoğun deniz trafiği arama çalışmalarını oldukça zorlaştırıyor. Ekipler, son teknoloji sonar cihazları, su altı drone’ları ve dalgıçlarla Boğaz’ın kilometrelerce uzunluğundaki bölümünü tarıyor.
Yüzücünün kaybolduğu Beykoz Kanlıca İskelesi çevresi, Boğaz’ın en derin noktalarından biri olarak biliniyor. Bölgedeki su altı topografyasının karmaşıklığı, arama çalışmalarını daha da zorlaştıran faktörler arasında. Uzmanlar, Boğaz’ın alt akıntılarının saatte 7-8 kilometre hıza ulaşabildiğini, bu durumun arama alanını genişlettiğini belirtiyor.
Olayın Perde Arkası: Yarışma Sonrası Gizemli Kayboluş
24 Ağustos 2025 tarihinde, sabah saat 10.00 sıralarında başlayan 37. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, onlarca deneyimli yüzücüyü Asya’dan Avrupa’ya uzanan tarihi bir yolculuğa çıkardı. Yarış, her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük bir coşkuyla başladı ve tamamlandı. Ancak bitiş çizgisinde yapılan kontrollerde, Rus yüzücü Nikolai Svechhnıkova’nın karaya çıkmadığı anlaşıldı.
Yarış organizatörleri ve yetkilileri, ilk anda bir karışıklık olabileceğini düşündü. Katılımcı listeleri defalarca kontrol edildi, diğer yüzücülerle görüşmeler yapıldı. Ancak Svechhnıkova’nın parkuru tamamladığına dair somut bir kanıt bulunamadı. İşte o anda, rutin bir yarış organizasyonu, uluslararası bir arama-kurtarma operasyonuna dönüştü.
Kayıp Yüzücü: Nikolai Svechhnıkova Kimdir?
Nikolai Svechhnıkova, Rusya’nın deneyimli uzun mesafe yüzücülerinden biri olarak tanınıyor. 42 yaşındaki sporcu, aynı zamanda üç öğrencisine de antrenörlük yapıyordu. Öğrencileriyle birlikte 22 Ağustos 2025’te İstanbul’a gelen Svechhnıkova, bu tür uluslararası yarışlara katılmak konusunda oldukça deneyimliydi.
Mesleği gereği suyun dilinden anladığı düşünülen Svechhnıkova’nın bu şekilde kaybolması, olayın gizemini daha da artırıyor. Ailesi ve sevenleri onun tecrübesine güveniyordu, ancak Boğaz’ın zorlu koşulları en deneyimli yüzücüler için bile beklenmedik sürprizler barındırabiliyor.
Çaresiz Bekleyiş: Ailenin Acılı Hikayesi
Olayın en trajik boyutu, Svechhnıkova’nın ailesinin yaşadığı çaresiz bekleyiş. Eşi Antonina Svechhnıkova, olayın hemen ardından emniyete ifade verdi. İfadesinde, eşinin 24 Ağustos 2025 günü saat 10.00’dan beri kendisine ulaşılamadığını ve hayatından endişe duyduğunu belirtti.
Antonina Svechhnıkova’nın ifadesinden dökülen her cümle, bir aile dramının en acılı satırlarını oluşturuyor. Yarışmayı izlemek için Rusya’dan İstanbul’a gelen eş, şimdi Boğaz kıyısında eşinin bir işaretini bekliyor. Umudunu kaybetmemeye çalışan aile fertleri, her yeni günü dualarla ve sabırla karşılıyor.
Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı: Tarihi ve Önemi
Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, ilk olarak 1989 yılında düzenlenmeye başlandı. Asya’dan Avrupa’ya yüzme fikri, hem sportif hem de sembolik anlamlar taşıyor. Her yıl düzenlenen bu organizasyon, onlarca ülkeden yüzlerce sporcuyu bir araya getiriyor.
Yarışın parkuru, Kanlıca’dan başlayıp Kuruçeşme’de son buluyor. Yaklaşık 6.5 kilometre olan parkur, yüzücüleri güçlü akıntılarla, değişken su sıcaklıklarıyla ve yoğun deniz trafiğiyle mücadele etmek zorunda bırakıyor. Organizatörler, güvenlik önlemleri konusunda titiz davransalar da, Boğaz’ın doğası gereği bazı riskler her zaman var oluyor.
Uzman Görüşleri: Boğaz’ın Zorlu Koşulları
Denizcilik ve su altı arama uzmanları, İstanbul Boğazı’ndaki arama çalışmalarının benzersiz zorluklarını vurguluyor. Boğaz’ın iki farklı denizi birleştirmesi, tuzluluk oranındaki farklılıklar ve bunun sonucunda oluşan alt ve üst akıntılar, su altı hareketliliğini öngörülemez kılıyor.
Uzmanlar, Boğaz’daki akıntı hızının bazı noktalarda 7-8 knot’a kadar çıkabildiğini belirtiyor. Bu hız, bir insanın yüzme kapasitesinin çok üzerinde. Ayrıca su sıcaklığının mevsim normallerinin altında seyretmesi, hipotermi riskini de beraberinde getiriyor.
Ailenin Umudu: Her Şeye Rağmen İnanç
Dört günlük bekleyiş, aile için her an büyük bir ıstırap anlamına geliyor. Ancak Svechhnıkova ailesi, umudunu kaybetmemeye çalışıyor. Benzer olaylarda yaşanan mucizevi kurtarma hikayeleri, onlar için bir moral kaynağı oluyor.
Antonina Svechhnıkova, eşinin güçlü bir yüzücü olduğunu ve zor koşullarla mücadele edebilecek donanıma sahip olduğunu belirterek, onun hayatta olduğuna inandığını ifade ediyor. Bu inanç, arama ekiplerinin de motivasyonunu artırıyor.
Dört günlük arama çalışmalarına rağmen Rus yüzücü nerede sorusuna henüz bir yanıt bulunamadı. Ancak Sahil Güvenlik ekipleri, umudu kaybetmeden çalışmalarını sürdürüyor. İstanbul Boğazı’nın zorlu sularında bir insanı aramak, adeta bir iğne ile kuyu kazmaya benziyor.
Bu olay, doğanın gücü karşısında insanın ne kadar savunmasız olabildiğini bir kez daha hatırlatıyor. Aynı zamanda, bir sporcunun akıbetini öğrenmek için seferber olan insanlığın dayanışma ruhunu da gözler önüne seriyor.
Svechhnıkova ailesi, ekip üyeleri ve tüm sevenleri, umutla haber beklemeye devam ediyor. İstanbul Boğazı ise, binlerce yıldır yaptığı gibi, sırlarını vermek için zamana ihtiyaç duyuyor.