Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

ABD – İsrail – İran Savaşı’nın Hedefi Ne? Türkiye’nin Geleceği ve Hamleleri

Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı – Mehmet Uslu – 05

Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı – Mehmet Uslu – 05 Mart 2026

 

Hedef Arz-ı Mevud mu,  İslam’a karşı Savaş mı, yoksa Petrol mü?

7 Ekim tarihinde başlayan Gazze soykırımı İsrail’in dünya ki çok sayıda ülkenin halkları tarafından eylemler yapılarak dışlanma yaşadığı dönemde ABD’nin İsrail’e can simidi olarak ön plana çıkmasıyla Kahire’de düzenlenen bir barış oturumunda kısa süreli olsa da sulhe kavuştuğu düşündürülmek istenmiştir. Lakin öncesi ve sonrasına bakmamız bize günümüzü tüm tabloyu görmemizi sağlayacaktır. 2 dünya savaşı ve Avrupa da yaşanılan holokost sonrası İngilizler tarafından stratejik olarak Filistin’e yerleştirilen Yahudiler ve zamanla ticari askeri ve birçok olanda destek sunulması ki günümüzde İsrail’in nükleer enerji santraller ve bombalara sahip olmasını sağlayanların Fransızlar olduğunu unutmamalıyız.

Siyonistler ve Haçlıların Arzusu

Farklı dinlere ev sahipliği yapan bu coğrafyada savaşlar ve hakimiyet mücadeleleri bitmeyecektir. Günümüzün Soykırımcısı ve Terörist Devlet olarak karşımıza çıkan İsrail’in varlığı yarım kalan işlerini tamamlamak adına bölgeyi terörize edilmesini amaçlayan Haçlıların günümüz Koalisyon yani Avrupalı devletlere dayanmaktadır.

İran’ın Hatalı Stratejileri

Şii hilali gayesiyle bölgede bulunan farklı mezheplerden olan din kardeşlerini katleden ve maalesef bölgede veya bölge dışında bulunan İslam karşıtı olan güçlerin bu bölgeleri daha kolay işgal etme, parçalama, bölme amaçlarının gerçekleşmesi adına zemin oluşturmuştur. Kanun ve anlaşmalara asla uymayan başta ABD ve İsrail sözde güvenlik gerekçeleri göstererek Gazze de yaptıkları Soykırım haricinde bölgede bulunan 7 ülkeye de saldırı düzenleyerek sadece bölgesel değil küresel bir tehdit halin gelmiş bu iki ülkeyle karşı karşıya kalınmış durumdadır.

İran – İsrail – ABD: Son Savaş

Tarihler 28 Şubat  2026’yı gösterdiğinde bir önceki 12 gün savaşı olarak adlandırılan savaşta neredeyse tamamen yok edilen Nükleer santraller ve bilim adamlarından sonra hedef İran da bulunan Hamaney rejiminin, çalışmalar sonrası elde edilen zenginleştirilmiş uranyumun  ve füze kapasitesinin ortadan kaldırılması hedeflenerek savaş başlamıştır. İlk saldırıda başarılı istihbarat çalışmalarının neticesi olarak Hamaney ve önemli yönetim kadrosu ekibi bombalanarak öldürülmüştür. Bu andan sonra İran elindeki kapasite ile başta ABD ve İsrail’e ait askeri noktalara saldırı düzenlemeye başlamıştır. Bölge coğrafyasına yayılan ABD askeri üsleri de bu saldırılardan nasibi almaktadır.

Görünen mi, Görülmesi İstenilen mi?

Asıl soru şu olmalıdır: Bize görmemizi istenen mi yoksa görmememizi istenen bir plana doğru gidildiğimizdir. Hava saldırıları, yıkım, suikastlar rejim değişikliği için yeterli değildir. İran’ın bölge ülkelerine saldırması ve bu ülkelerde bulunan ABD-İsrail üslerini vurması sadece bu üs sahiplerini değil bu ülkelerle iş birliği yaparak dolaylı yoldan İran’a zarar veren ülkeleri de cezalandırmak olarak da görmeliyiz.

Hedef her ne kadar da bölgede İsrail ve ABD’ye karşı sıcak çatışmalar ve savaşla mücadele eden İran’ın rejimi, nükleer kapasitesi ve savaş sanayisini yok etmek olsa da görünenin paralelinde hedef büyük İsrail planı – arz-ı mevud bunun yanında birçok kez işgal ve hakimiyet hedefleyen haçlıların arzusu unutulmamalıdır.

ABD kanadına bakıldığında Evangelist Hristiyan yönetimin İsrail uğruna milyonlarca insanı katletmesi ve kendi vatandaşlarını feda etmesinin dini gerekçeler yanında dünya petrol rezervlerini ve güzergahlarını kontrol ederek tüm dünyanın ABD komuta kontrolünde olması hedeflenmektedir.

Savaş ekonomisi ikinci Trump döneminde gerçekleştirilen Suudi Arabistan, Katar ve BAE ziyaretlerinden elde edilen trilyonlarca dolarlık anlamalarla hazırlanmış karşılanmıştı. Belirtilen hedef rejim, nükleer ve füze kapasitelerinin ortadan kaldırılması, büyük İsrail projesine zemin hazırlanması, İslam’ın ve Müslümanların ortadan kaldırılması amaçlandığı apaçık ortaya serilmektedir.

Bölgeyi ve Türkiye’yi Bekleyen Tehlike

İran içeresinde gerçekleştirilen Humint, Osint ve Sigint operasyonları, ülke içerisindeki sokak olayları, demografik yapı, etnik ve mezhebi yapılar dikkatle takip edilmelidir. Amaç tüm bölgeye yayılmış bir savaş 3’e bölünmüş bir İran ve büyüme Osmanlıcılık düşüncesi ile ağızlara bal çalınarak genişleme hevesleri ile bu bataklığa çekilerek kurulan oyunda parçalanma riski taşıyan Türkiye. Tüm bu tehlikeleri ve planları gören farkında olan Türkiye savunma sanayisinde yerli ve millilik oranını en üst seviyeye ulaştırmış üretim kapasitelerini her geçen gün hızla artırmıştır. Türkiye için 5 ila 10 yılı bulan bir süreç yetiştirilmeye çalışılan projeler adına çok kritiktir.

Ege, Akdeniz, Suriye, Irak, İran ve kuzeyde hali hazırda süren Ukrayna – Rusya savaşından mütevellit Karadeniz’de gerçekleşen ve gerçekleşme riskleri taşıyan hareketliliklere hazırlıklı olunmalıdır. Yakın vade de Ege adaları ve Akdeniz’in kalbi Kıbrıs’ta Türkiye’nin aleyhine gelişmeler olma riski mevcut.” Otonom Silahlı Gözetleme Kuleleri OSGK” adını vermiş olduğum sistemle kıyı şeritleri yapay zekâ ve otonom merkezi komuta kontrol sistemleri ile donatılmalıdır. Bu denizden gelebilecek risklere karşı savunma kapasitesini de artırmış olacaktır. Hiçbir olasılık ihmal edilmemelidir.