Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı – Mehmet Uslu – 02 Nisan 2026
Balkanlar, tarih boyunca küresel güçlerin nüfuz mücadelelerinin fay hattı olmuştur. Günümüzde artan askeri tatbikatlar, milyar dolarlık silah anlaşmaları ve enerji hatlarındaki yeniden yapılanma, bölgenin yeni çok kutuplu denge arayışında olduğunu göstermektedir.
Bölgesel Gerilimler ve Kırılgan Fay Hatları
Balkanlar’da ülkeler arası ilişkiler, çözülmemiş tarihi statü sorunları ve etnik kimlikler üzerinden şekillenmektedir:
- Sırbistan – Kosova Hattı: Bölgenin en sıcak temas noktasıdır. Kosova’nın kuzeyindeki etnik Sırp azınlık üzerinden yaşanan gerilimler, plaka krizlerinden barikatlara kadar sürekli bir tırmanma eğilimindedir. İki taraf da diplomatik masada otururken sahada askeri kapasitelerini artırmaktadır.
- Bosna-Hersek: Ülkenin karmaşık siyasi yapısı, karar alma mekanizmalarını felç etmektedir. Sırp Cumhuriyeti (Republika Srpska) entitesinin ayrılıkçı söylemleri ve merkezi kurumları boykot etmesi, ülkenin bütünlüğünü tehdit eden en büyük iç krizdir.
- Sırbistan – Hırvatistan Rekabeti: Eski Yugoslavya’nın iki büyük gücü arasında doğrudan bir çatışma olmasa da, ciddi bir silahlanma ve bölgesel liderlik yarışı yaşanmaktadır.
Balkanlar’da Silahlanma Yarışı: Kim, Kimden, Ne Alıyor?
Bölgedeki “güvenlik ikilemi”, devletleri agresif/saldırgan bir silahlanma programına itmiştir.
- Sırbistan: Bölgenin en büyük askeri bütçesine sahiptir ve “çok yönlü” bir alım stratejisi izlemektedir.
- Çin’den: FK-3 (HQ-22) uzun menzilli hava savunma sistemleri ve CH-92A silahlı insansız hava araçları alarak Avrupa’da Çin hava savunma sistemini kullanan ilk ülke olmuştur.
- Fransa’dan: Tarihi Rus bağımlılığını kırmak adına Dassault Rafale savaş uçakları sipariş etmiştir.
- İsrail’den: 2024-2025 döneminde İsrailli Elbit Systems ile PULS çok namlulu roketatar sistemleri ve Hermes 900 İHA’ları kapsayan toplamda 1.8 milyar doları aşan devasa savunma sanayii sözleşmeleri imzalamıştır.
Hırvatistan: NATO standartlarına entegrasyonunu tamamlamaktadır.
- ABD’den: Bradley zırhlı muharebe araçları ve Black Hawk helikopterleri tedarik etmektedir.
- Fransa’dan: Sırbistan’a benzer şekilde hava kuvvetlerini modernize etmek için ikinci el Rafale savaş uçakları satın almıştır.
- Kosova: Kendi ordusunu kurma yolunda adımlar atmaktadır.
- Türkiye’den: Bayraktar TB2 SİHA’ları ve Otokar Cobra zırhlı araçları almıştır.
- ABD’den: Javelin tanksavar füzeleri tedarik etmektedir.
Arnavutluk, Kuzey Makedonya ve Bosna-Hersek: Ağırlıklı olarak ABD’nin Dış Askeri Finansman (FMF) programlarından milyonlarca dolarlık askeri hibe ve ekipman desteği almaktadır. Türkiye ile savunma alanında anlaşmalar mevcuttur yakın zamanda Bosna-Hersek BAYKAR üretimi TB3 SİHA sistemlerini envanterine katacaktır.
Küresel Aktörlerin Pozisyonları ve İttifaklar
- ABD ve NATO: Hırvatistan, Arnavutluk, Kuzey Makedonya ve Karadağ NATO üyesidir. ABD, Kosova’ya (KFOR üzerinden) ve Bosna’ya güçlü bir güvenlik şemsiyesi sağlamaktadır. Bölgede düzenlenen Defender Europe gibi geniş çaplı tatbikatlarla Amerikan ordusu, Balkanlar’ı olası bir Doğu Avrupa krizinde “lojistik ve sıçrama tahtası” olarak kurgulamaktadır.
- Rusya: Sırbistan ve Bosna’daki Sırp Cumhuriyeti ile derin tarihi, dini ve kültürel bağlara sahiptir. Rusya’nın temel stratejisi, bölge ülkelerinin NATO ve AB entegrasyonunu yavaşlatmak, enerji bağımlılığını (doğalgaz) kullanarak siyasi baskı kurmak ve Batı’nın dikkatini Ukrayna’dan Balkanlar’a dağıtmaktır.
- Çin: “Kuşak ve Yol” girişimi kapsamında Balkanlar’ı Avrupa’ya açılan bir arka kapı olarak görmektedir. Sırbistan’daki devasa altyapı yatırımları, bakır madenleri ve stratejik askeri satışlarla bölgede Batı’ya alternatif bir “ekonomik ve teknolojik hami” rolü üstlenmektedir.
- İsrail: Pragmatik bir yaklaşım sergilemektedir. Yunanistan, Romanya ve Sırbistan ile derinleşen askeri ticaretleri vardır. Özellikle Sırbistan ile son dönemde yapılan milyar dolarlık İHA ve roketatar anlaşmaları dikkat çekicidir. Ayrıca, Gazze’deki çatışmalar sırasında Sırbistan’ın İsrail’e ciddi miktarda topçu mühimmatı ihraç ettiği, ancak 2025’te artan jeopolitik baskılar (özellikle İran’ın tepkileri) nedeniyle bu akışın dalgalanmalar yaşadığı bilinmektedir.
Ukrayna – Rusya Savaşı’nın Etkisi
Ukrayna’daki savaş, Balkanlar’da gizli kalmış ötelenmiş gerçekleri ortaya çıkarma işlevi görmüştür:
- Batı Bloku (Hırvatistan, Arnavutluk, K. Makedonya, Karadağ, Kosova): AB ve ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarına tam destek vermiş, Ukrayna’ya diplomatik ve askeri malzeme desteği sağlamıştır.
- Sırbistan’ın Denge Politikası: Belgrad yönetimi, BM’de Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklemiş ancak Rusya’ya yönelik uluslararası yaptırımlara katılmayı reddetmiştir. Halkın büyük bir kısmı Rusya’yı tarihi bir müttefik olarak görürken, hükümet Batı’nın ekonomik yatırımlarına muhtaçtır. İlginç bir şekilde, Sırp mühimmatlarının üçüncü ülkeler aracılığıyla Ukrayna ordusunun eline geçtiği de uluslararası raporlara yansımıştır.
- Enerji Hatlarının Dizaynı: Savaş sonrası Rus gazına alternatif bulmak hayati hale gelmiştir. Hırvatistan’daki Krk LNG terminali ve Yunanistan’daki Dedeağaç (Alexandroupolis) limanı, ABD ve Katar gazının Balkanlar’a ve Doğu Avrupa’ya pompalanmasında kritik merkezler haline gelerek enerji jeopolitiğini kökten değiştirmiştir.
Balkanlar’da Yeni Bir Savaş Olasılığı Var mı?
Kısa vadede büyük çaplı, devletlerarası konvansiyonel bir savaş (örneğin 1990’lardaki gibi bir Yugoslavya iç savaşı) olasılığı düşüktür. Bunun temel nedeni, bölgenin NATO tarafından çevrelenmiş olmasıdır. Kosova’da NATO’nun KFOR gücü, Bosna’da ise AB’nin EUFOR gücü sahadadır. Herhangi bir sınır ihlali doğrudan Batı ittifakı ile çatışma anlamına gelir. Lakin son yıllarda başta Sırbistan’ın bölge dışı aktörlerle yürüttüğü silah anlaşmaları ve tatbikatlar tüm tezleri çürütmeye hazır olunduğunu göstermektedir.
Ancak, yerel çatışmalar, hibrit savaşlar ve vekalet krizleri olasılığı son derece yüksektir.
- Nedenleri: Silahlanma yarışı “caydırıcılık” sağlamak için yapılsa da, biriken askeri kapasite en ufak bir siyasi kıvılcımda şiddet eşiğini düşürür. Kosova’nın kuzeyinde paramiliter grupların eylemleri veya Bosna’da Sırp Cumhuriyeti’nin olası bir “bağımsızlık” ilanı, saniyeler içinde bölgesel bir kaosu tetikleyebilir. Küresel güçler (özellikle Batı ile Rusya/Çin ekseni) doğrudan kendi aralarında savaşmak yerine, Balkanlar’daki bu fay hatlarını birbirlerini yıpratmak için kaşıma potansiyeline sahiptir.
Sonuç olarak; Balkanlar’da duyulan sessizlik, tarafların barışa ikna olmasından değil, yenidünya düzeninde alacakları pozisyonlar için cephane ve müttefik biriktirmesinden kaynaklanmaktadır. Balkanlar’da sessizlik var ama bu huzurun değil, yapılan hazırlıkların sessizliğidir. Bir yandan askeri tatbikatlar, siyasi gerilimler tırmanmakta ve enerji hatları yeniden şekillenmekte. Unutulmamalı Balkanlar’da Fırtına gürültüyle değil Sessizlikle gelir. Türkiye olarak izlemiş olduğumuz sahiplenici strateji yaşanması muhtemel olan fırtınaları selamete götürme kudretini de bünyesinde barındırmaktadır.
