Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı – Mehmet Uslu – 14 Mart 2026
Sahte Bayrak Operasyonu
Sahte bayrak operasyonu farklı muharebe sahalarında karşımıza çıkmaktadır. Bunlar bir fiil savaş alanı, siber uzay, 3. kol faaliyetleri üzerinden karşımıza çıkmaktadır. Siber uzayda yaşanan 3. kol ve paravan saldırılar tespiti zor olan ve yıkıcı sonuçlar meydana getirilse bile sorumlusunun bulunmasının mümkün olmayan saldırılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Terör örgütleri üzerinden ve üçüncü ülkeler üzerinden çıkarılan çatışmalar ve savaşlar esnasında hedef ve sorumlu tespitini zorlaştırmak adına yapılan operasyonlar ve sonuncusu İran – İsrail ve ABD’nin günümüzde halen devam eden savaşı ve bölge ülkelerine savaşı yaymak adına yapılan “Sahte Bayrak Operasyonları” ile karşımıza çıkmaktadır.
İlk Sahte Bayrak Operasyonu
İsrail’in kendi çıkarları uğruna tüm dünyayı terörize etmesi soykırım yaparak bölge ülkelerine savaşı yayma istemesi sadece günümüzde yaşanmamaktadır. İsrail’in 1954 yazında Mısır’da gerçekleştirdiği ve İngiliz hükümetini Süveyş Kanalı bölgesindeki askerlerini tutmaya ikna etmek için düzenlediği başarısız sahte bayrak operasyonuna Lavon Olayı (Susannah Operasyonu) denir. İsrail askeri istihbaratı, Mısırlı Yahudilerden oluşan bir hücreyi İngiliz ve Amerikan hedeflerine bombalı saldırılar düzenlemek için kullanmış, ancak operasyon başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Amaç: Saldırıları Müslüman Kardeşler veya yerel milliyetçilerin üzerine atarak Mısır’da istikrarsızlık yaratmak ve İngiltere’nin Süveyş’ten çekilmesini engellemek.
Sonuç: Planlanan patlamalar can kaybına yol açmasa da, ajanlar yakalanmış ve operasyon İsrail için büyük bir diplomatik skandala dönüşmüştür.
Etki: Bu olay, Mısırlı yetkililer tarafından ajanların tutuklanması, yargılanması ve idam edilmesiyle sonuçlanan, “Lavon Olayı” olarak bilinen büyük bir skandala yol açmıştır.
Söylev ve Yapılan Farkı: ABD
ABD’nin demokrasi getireceğiz yalanları günümüzde barış getireceğiz olarak değişmiş lakin planlar programlar değişmemiştir. Bölgede İsrail’in çıkarları adına Gazze’de yaşanan Soykırım devam ederken savaş tüm bölgeye yayılmış istikrarsızlaştırılan terörize edilerek toprak bütünlüklerini koruyamayacak hale gelen birçok devletçikle dolmuş durumdadır. Nükleer silahlara sahip olup tüm bölgede soykırım terör ve savaş yayan İsrail ve destekçisi ABD nükleer bomba elde etme riski sebebiyle uzun yıllardır arzu edilen İran operasyonu başlamış durumda.
İran’ın dini ruhani lideri Ayetullah Hamaney’in ve diğer devlet görelilerinin suikasta uğraması sonucu elindeki tüm imkânlarla bölgede ABD ve İsrail’e hizmet eden üsleri bombalayan İran olurken bölgede İran sonrası saldırı hedefi olarak gösterilen Türkiye’nin savaşa ve yaşanılan durumlara bakışı tutumu duruşu bellidir. Buna rağmen savaşın ve çatışmaların içine çekilmek istendiği apaçık ortadadır. Öncelik olarak Suudi Arabistan da bulunan en büyük petrol rafinerisine ardından Güney Kıbrıs’ta bulunan İngiliz askeri üssüne ve İran toprakları içerisinden Nahcivan, Azerbaycan’a ve son olarak Türkiye’ye füze ve dronlar ile yapılan saldırılar düşünülmesi ve araştırılması gereken savaşın seyrini değiştirecek kritik operasyonlardır.
İran içerisindeki tehlikeli yapılanmalar
Saymış olduğum noktalardaki operasyonlar adına gerek İran gerek İngiltere kanadından gelen açıklamalar bakıldığında İran içerisindeki Mossad CİA ajanları tarafından yapılma olasılığını göz ardı etmemeliyiz. İran içerisinde uzun süreli güçlü yapılanmasının varlığı ortaya çıkan İsrail ve ABD savaşı bölgeye yaymak ve makamlarında savaş varlığı ile yer bulan Netanyahu ve Trump’ın Soykırım ve Epstein dosyalarından yargılanmasının önüne geçilmesi adına kullandıkları bir başka argüman olduğu da bilinmelidir.
Türkiye güney sınırında yaşanan 3 füze hadisesi İran içerisinde ve bölgede konuşlu İsrail ve ABD elemanları tarafından yapılması İran ve Türkiye tarafından detaylı istişareli değerlendirilmelidir. İran içerisinde yüzyıllardır savaşmak yerine barışı ve iyi komşuluk ilkesini benimsemiş iki ülkenin arasının bozulması ancak ve ancak İsrail ve ABD’nin çıkarına olacaktır. Füzeleri atanların tespiti ve cezalandırılması adına İran içerisinde operasyon yapılmalıdır.
Türkiye her koşula hazırdır!
Savaş sadece bir alanda bir sebeple olmamakla birlikte tek bir amaç güdülmemektedir. İran’ın nükleer kapasitesinin ve rejimin yok edilmesi olarak gösterilen ilk sebepte sonraki adımlar petrol altın ve bölgesel hakimiyete dönüştürülmek istenecektir. İran sonrası Türkiye söylevleri ardı boş kelimeler değildir. Tüm bu yaşananları Türkiye Cumhuriyeti devleti en ince ayrıntısına kadar takip etmekte gerekli adımları ve hazırlıklarını yapmaktadır. Unutulmamalıdır ki Türkiye ile olanın kazanacağı bir gelecek var.
