Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Anadolu gerçekten ortadan ikiye mi bölünüyor Ankara ve iki il arasındaki o devasa hareketlilik ne anlama geliyor

Zonguldak Bülent Ecevit, Dokuz Eylül ve Fırat Üniversitesi’nden bilim insanlarının

Zonguldak Bülent Ecevit, Dokuz Eylül ve Fırat Üniversitesi’nden bilim insanlarının yürüttüğü dev araştırma, Türkiye’nin yer kabuğu mekaniğine dair ezber bozan sonuçlar ortaya koydu. Ankara’yı merkez alan ve Antalya’dan Karadeniz Ereğli’ye uzanan o kritik hatta yaşanan zıt yönlü kaymalar milyonlarca yıl sonra Anadolu’nun kaderini nasıl değiştirecek?

Türkiye’nin yer kabuğu hareketlerini uzun yıllar boyunca mercek altına alan üç farklı üniversiteden akademisyenler, uydu radar verilerini kullanarak sarsıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Softa ve Fırat Üniversitesi’nden Araştırma Görevlisi Elif Akgün tarafından gerçekleştirilen analizler, Anadolu’nun doğusu ile batısının birbirinden farklı yönlere doğru sürüklendiğini kanıtladı.

Orta Anadolu Geçiş Zonu Neden Kritik Bir Önem Taşıyor

Yapılan derin analizler sonucunda, Ankara’nın doğusunda kalan bölgenin kuzeye, batısında kalan bölgenin ise güneye doğru hareket ettiği tespit edildi. Bu zıt yönlü devasa hareketlilik, Antalya’dan Karadeniz Ereğli’ye doğru uzanan bir “sıfır hattı” ve bu hat çevresinde yoğun bir gerinim bölgesi oluşturuyor. Bilim dünyasında büyük yankı uyandıran bu çalışma, “Orta Anadolu Tektonik Geçiş Bölgesi’nin Saptanması: Entegre Jeodezik (GNSS/InSAR) ve Sismik Verilerden Elde Edilen Kısıtlamalar” adıyla uluslararası bilimsel bir dergide yayımlanarak literatüre girdi.

Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, bölgedeki gerilimin sadece teorik olmadığını, geçmişte yaşanan sismik aktivitelerin de bu hattı doğruladığını ifade etti. Kutoğlu, bu kritik bölgeyi şu sözlerle tanımladı: “Yaptığımız yayında buna, ‘Orta Anadolu Geçiş Zonu’ adını verdik. Bu zon etrafında geçmiş yıllarda irili ufaklı depremler meydana gelmiş. Bu da bu hattın varlığını doğrular nitelikte. Bu durum bize şunu gösteriyor. Bu gerinim devam ettiği sürece Ankara’nın doğusunda kalan kısım yukarıya, batısında kalan kısmı aşağıya devam edecek. Milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde bu miktar kilometrelere ulaşabilir ve neticesinde Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir.”

Milyonlarca Yıl Sonra Anadolu İkiye mi Ayrılacak

Bilimsel veriler, bu devasa gerinimin milyonlarca yıllık bir süreçte çok daha büyük sonuçlar doğurabileceğine işaret ediyor. Kutoğlu’nun açıklamalarına göre, biriken bu büyük enerji ilerleyen süreçte çok daha şiddetli depremlerin tetikleyicisi olabilir. Doğu Anadolu Fay Hattı’nın bugünkü karakteristik yapısını almasında da bu yer kabuğu hareketlerinin birincil neden olduğu belirtiliyor.

Bu hareketliliğin ana kaynağı ise Arap plakasının, Afrika plakasından yılda yaklaşık 1,2 santimetre daha hızlı hareket etmesi olarak açıklandı. Bu hız farkı, Anadolu üzerindeki baskıyı artırarak yer kabuğunu adeta yeniden şekillendiriyor. Afrika plakasının hızla Anadolu’nun iç kısımlarına baskı yapması, Doğu Anadolu Fay Hattı’nın “V” şeklini almasına neden olan temel unsur olarak görülüyor.

Jeolojik Süreçte Fay Hatları Birleşebilir mi

Araştırmanın sonuçları, Türkiye’nin sismik geleceği ve fay hatlarının evrimi hakkında da önemli ipuçları veriyor. Prof. Dr. Kutoğlu, jeolojik zaman dilimi içerisinde fay hatlarının birbirine yaklaşabileceğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bu hareket devam ettiği için de zaman içerisinde Doğu Anadolu Fayı’nın kuzeyinin giderek Kuzey Anadolu Fayı’na yaklaşması ve sonunda onunla birleşmesiyle sonuçlanabilir uzun jeolojik süreçler içerisinde. Hatay’dan yukarıya doğru da yine Kuzey Anadolu Fayı’nı kesen bir dik fay hattının meydana gelmesi söz konusu olabilir. Çalışmamız bize bu sonuçları gösterdi.”

Bu kapsamlı çalışma, Türkiye’nin tektonik yapısının ne kadar dinamik ve değişken olduğunu bir kez daha kanıtlarken, özellikle Ankara’nın batısı ile doğusu arasındaki bu zıt yönlü kaymanın önümüzdeki yüzyıllarda yer bilimciler tarafından en çok takip edilecek konulardan biri olacağını gösteriyor.