Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

AYM Başkanı Kadir Özkaya açıkladı HDP kapatma davasında sona mı gelindi ve Can Atalay kararı için ne dedi?

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Ankara’da gazetecilerle bir araya gelerek

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Ankara’da gazetecilerle bir araya gelerek Türkiye’nin hukuk gündemini meşgul eden en kritik dosyalar hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. HDP kapatma davasındaki son durumdan Can Atalay kararına, AİHM kararlarının uygulanmasından yargıdaki yetki tartışmalarına kadar pek çok soruya yanıt veren Özkaya’nın “teknik anlamda sona gelindi” mesajı hukuk dünyasında nasıl bir yankı uyandıracak?

HDP Kapatma Davasında Süreç Hangi Aşamada?

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, kamuoyunun uzun süredir sonucunu beklediği Halkların Demokratik Partisi (HDP) kapatma davasına ilişkin teknik detayları paylaştı. Dosyanın kapsamı ve incelenen materyallerin büyüklüğüne dikkat çeken Özkaya, davanın artık karar aşamasına yaklaştığını vurguladı.

HDP davasıyla ilgili süreci detaylandıran Özkaya, şu bilgileri paylaştı: “840 sayfa iddianame, ekinde 60 klasör ve bu klasörlerin içinde yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunan bir davadan söz ediyoruz. Ayrıca parti tüzel kişiliğinden ayrı olarak yasaklılık istenen 520 kişiye bireysel savunma imkânı tanındı. Bunların hepsine tebligat yapıldı. Kimisi yurt içinde kimisi yurt dışındaki. Bu ceza davaları her ne kadar bağlayıcı olmasa ve delil değerlendirme yetkisi Anayasa Mahkemesinde olsa da soruşturma ve kovuşturma aşamaları Anayasa Mahkemesi tarafından takip edildi ve süreç bugünkü aşamaya geldi. Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz, yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir.”

Can Atalay Kararı ve Yargısal Görüşler

Ankara’daki buluşmada gazetecilerin en çok merak ettiği konulardan biri de Can Atalay dosyası oldu. Yüksek Mahkeme Başkanı, Atalay hakkında verilen üç farklı karara ve bu kararlardaki kendi tutumuna dair net açıklamalarda bulundu. Yargı organları arasındaki yorum farklarına değinen Özkaya, Anayasa’nın ilgili maddelerinin nasıl ele alınması gerektiğini belirtti.

Özkaya, Atalay dosyasına ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu 3 kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay’ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesinin Anayasa’nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği iki kararın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu. Üçüncü karar ise karar verilmesine yer olmadığına şeklindeydi. Ben orada teknik sebeplerle Anayasa’nın 84 ve 85. maddelerindeki hükümleri gözeterek Anayasa Mahkemesinin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım. Ama Mahkememiz çoğunluğu önceki verilen iki ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti.”

AYM Kararlarının Bağlayıcılığı ve Sistemsel Tartışmalar

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması noktasında yaşanan tartışmalara da değinen Kadir Özkaya, Türkiye’de sistemsel bir kriz olup olmadığına dair görüşlerini paylaştı. Anayasa’nın 153. maddesinin açık olduğunu hatırlatan Özkaya, bireysel başvuru kararlarının tüm yargı düzenini kapsadığını ifade etti.

Sistemsel bir sorun olmadığını savunan Özkaya, “Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına ilişkin sorunuzla ilgili olarak Anayasa’nın 153. maddesi açık. Aynı şekilde AİHM kararları yönünden de Ceza Muhakemesi Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun hükümleri açık. Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Esasen icra süreci henüz tamamlanmayan 83 kararın dışındaki çok sayıda ihlal kararının gereklerinin yerine getirilmiş olması, söz konusu 83 kararın da çok az bir kısmı dışındakilerin sürecinin devam ediyor olması, bir kısmının da teknik sebeplerle henüz yerine getirilememiş olması aslında sistemsel olarak ortada çok da büyük bir problem olmadığını gösteriyor.” dedi.

Bireysel başvuru ve yüksek yargı organları arasındaki yetki alanına dair de konuşan Özkaya, son sözü şu cümlelerle söyledi: “Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Anayasa’yı nihai yorumlama yetkisi yani Anayasa’nın ilgili maddesinin ne anlama geldiğini söyleme yetkisi nihai olarak Anayasa Mahkemesine aittir. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu kararda önceki yargı yerlerince yapılmış olan anayasal yorumların Anayasa mahkemesinin yorumu ile çelişmesi hâlinde Anayasa Mahkemesinin yorumu geçerli olacaktır.”