Can Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ hakkında yürütülen soruşturmada flaş bir gelişme yaşandı. “Suç örgütü” ve “Kara para aklama” iddialarıyla tutuklu bulunan Tekdağ’ın tahliye edilmesiyle birlikte gözler davanın seyrine çevrildi. Peki, Türkiye gündemine oturan bu dev soruşturmanın perde arkasında hangi iddialar yer alıyor ve süreç nasıl bu noktaya geldi?
Can Holding soruşturması kapsamında sıcak bir gelişme yaşandı. “Suç örgütü” ve “Kara para aklama” suçlamalarıyla bir süredir cezaevinde bulunan Can Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ tahliye edildi. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu karar, geniş kapsamlı dosyadaki yeni süreci de beraberinde getirdi. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ve daha sonra yetkisizlik kararıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na devredilen soruşturma, devasa bir ekonomik yapıyı mercek altına alıyor.
Soruşturmanın geçmişinde hangi iddialar var
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmanın temelinde, Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden suç işlemek amacıyla bir örgüt kurulduğu iddiası yer alıyor. Bu yapı aracılığıyla “nitelikli dolandırıcılık”, “vergi kaçakçılığı”, “kaynağı belirsiz gelirlerin şirket hesaplarına sokulması” ve “suçtan elde edilen gelirlerin aklanması”na yönelik çok yönlü eylemlerin gerçekleştirildiği öne sürülmüştü. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ve mali denetim birimlerinin incelemeleri sonucunda düğmeye basılmıştı.
Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre, holding bünyesindeki şirketler üzerinden kaynağı belirsiz yüklü miktarda para girişleri yapıldığı tespit edildi. Bu paraların izini gizlemek amacıyla çeşitli şirketler arasında aktarıldığı, faturasız işlemler ve sahte belgelerle vergi yükümlülüğünün azaltıldığı iddia ediliyor. Kemal Can ve Mehmet Şakir Can liderliğinde hareket ettiği öne sürülen yapının, denetimden kaçmak için çok sayıda şirket kurduğu ve yönetim kurullarında sık sık değişiklik yaptığı belirtiliyor.
Varlık Barışı üzerinden aklama şüphesi
Soruşturmanın en dikkat çekici noktalarından birini ise ticari faaliyeti bulunmayan şirketlerde yapılan sermaye artırımları oluşturuyor. Ortaklara borçlar hesabı üzerinden yapılan bu artırımların gerçeği yansıtmadığı, söz konusu tutarların 7256 sayılı “Varlık Barışı Kanunu” kapsamında sisteme dahil edildiği iddia ediliyor. Bu işlemlerin kanunun amacına aykırı şekilde suç gelirlerini meşrulaştırma amacı taşıdığı değerlendiriliyor.
MASAK bulgularına göre örgütün; eğitim, medya, finans ve enerji gibi kritik sektörlerde şirket alımları yaparak hem ekonomik gücünü artırmayı hem de meşruiyet kazanmayı hedeflediği kaydediliyor. Bu kapsamda 121 şirketin mal varlığına el konulmuş ve TMSF kayyum olarak atanmıştı. İstanbul Jandarma Komutanlığı ekiplerince düzenlenen operasyonlarda Kenan Tekdağ’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda isim gözaltına alınmıştı.
Ciner Grubu ve medya satışları süreci nasıl etkiledi
Soruşturma genişledikçe Ciner Grubu ile olan ticari ilişkiler de dosyanın bir parçası haline geldi. Can Holding’in 22 Aralık 2024’te Turgay Ciner’e ait olan Show TV, Habertürk Gazetecilik ve HT Spor gibi önemli medya kuruluşlarını satın aldığı belirlenmişti. Bu devir işlemlerinde “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçuna yönelik şüphelerin bulunması üzerine, yurt dışında olduğu tespit edilen Turgay Ciner hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı.
Bununla da kalmayıp Ciner Grubu’na ait Park Holding ve bağlı birçok şirkete TMSF kayyum olarak atandı. Atilla Ciner ve Gökhan Şen’in tutuklandığı süreçte, birçok üst düzey yönetici hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı getirildi. Başsavcılık, Can Holding ile Park Holding arasında mali ve ticari bağlar bulunduğunu, bu kanal üzerinden suç gelirlerinin aklandığı yönünde kuvvetli şüpheler olduğunu açıkladı.
Kenan Tekdağ neden tutuklanmıştı
Soruşturmanın ilk evresinde Kenan Tekdağ hakkında “ev hapsi” ve “yurt dışı çıkış yasağı” kararı verilmişti. Ancak ikinci dalga operasyonla birlikte Tekdağ’ın da aralarında bulunduğu 11 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Can Holding’in diğer önemli ismi Kemal Can da “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, “yönetme” ve “malvarlığı değerlerinin gayrimeşru kaynağını gizlemek” suçlarından tutuklananlar arasındaydı. Gelinen son noktada Tekdağ’ın tahliye edilmesi, davanın ilerleyen safhaları için yeni bir dönüm noktası olarak nitelendiriliyor.
