Deniz İSTİKBAL – 27 Mart 2024
Seçim sonrası zamların olup olmayacağı, bir dizi faktöre bağlı olarak değişebilir ve kesin bir cevap vermek zordur. Ancak, genellikle seçim dönemlerinde ekonomik belirsizlikler artabilir ve bazı fiyat artışları yaşanabilir. Seçim sonrası hükümetin alacağı ekonomik politikalar, vergi politikaları, enerji fiyatları, döviz kurları ve uluslararası piyasalardaki gelişmeler gibi faktörler zamları etkileyebilir. Bazı durumlarda, ekonomi politikalarının değişimiyle birlikte fiyat artışları veya vergi zamları yaşanabilir. Fakat bu tamamen ülkenin ekonomik durumuna ve hükümetin aldığı politikalara bağlıdır. Her seçim sonrası zamların olacağı anlamına gelmez, ancak bazı ekonomik değişkenler bu yönde etki yapabilir. Seçim sonrası olası zamlar hakkında kesin bir tahmin yapmak güçtür ve bu durum ülkenin ekonomik durumuna, hükümetin politikalarına ve diğer faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Türkiye’de yerel seçimler sonrası fiyatlarla ilgili farklı tahminler yürütülmektedir. Fiyat dengesini sağlamak için çaba sarf eden merkez bankası ise agresif faiz artışlarıyla süreci TL lehine çevirmeye çabalamaktadır. Özellikle yüzde 50’ye yükseltilen ve %3’lük bir koridorla desteklenen sıkı para politikasının mevduatlar üzerinde olumlu etki yaratması beklenmektedir Mali tarafta ise verimli harcama kültürünün yerleşmesi için politik adımlar atılmaktadır. Döviz kurlarında da seçim sonrası belli bir istikrarın yakalanması için politik karar alıcılar önlemler almaktadır.
2023 genel seçimleri sonrası kamu bütçesinin dengelenmesi için farklı vergi kalemlerinde artışa gidildi. Artan vergiler kamunun giderlerini finanse etmek ve deprem bölgesini yeniden inşa edilmek için kullanıldı. Enflasyonla mücadelenin temelinde sıkı parasal ve mali duruşun önemli bir yeri vardır. Genel iktisat teorisyenleri enflasyonla mücadele için harcanabilir gelirin tasarrufa gitmesi ve vergi gelirlerinin artırılması yönünde görüş bildirir. Kamu kaynakları verimli alanlara aktarıldığı ve bütçe açıklarının düşmesi toplam borçlanma ihtiyacının azalmasına yardımcı olur. Böylelikle kamunun orta vadede borçlanma ihtiyacı düşer ve toplam vergiye duyulan talepte azalmış olur. Tasarrufta değerlendirilen yerel para birimi de toplam harcamaları düşürdüğü için fiyat artış hızı kesilir. Ayrıca yerel para birimi ve diğer yatırım araçları yabancı yatırımcılar için cazip hale geldiği için ülkeye yabancı yatırımcı gelir. Genel hatlarıyla Türkiye’nin Haziran 2023-Mart 2024 arasında yapmaya çalıştığı enflasyonla mücadelenin temelinde yukarıda değinilen süreç bulunmaktadır. Enflasyonla mücadeleye orta vadeli şekilde yaklaşılması ve istihdam piyasasına büyük ölçekli zarar vermemek için kamu karar alıcıları 2023-2026 döneminde böyle bir yol tercih etmiştir. İstihdam genel seviyesinin korunması için atılan adımlara rağmen ücretli kişi sayısında genel bir düşüşün olacağı da göz önünde bulundurulmalıdır.
Yerel seçimlerin ardından nasıl bir fiyat artış-düşüş döngüsüne girileceği önemli tartışma konularının başında geliyor. Vergi, enerji ve diğer kamu ödemelerinde genel bir artış olacağı yönünde algının güçlü olduğunu da söylemek mümkün. 2020’den itibaren işleme alınan sübvansiyonların kaldırılması ve fiyatların denge noktasına gelmesi için kamu büyük ihtimal seçim sonrası önlemler alacaktır. Ancak merkez bankasının enflasyonun dizginlenmesi için aldığı önlemleri sekteye uğratacak şekilde büyük artışların olmayacağını, orta ve düşük gelirli grupların fiyat dengesizliklerine daha fazla maruz bırakılmayacağını göz önünde bulundurulmalı. Genel vergilerde bir yükselişin değil sübvansiyonların kaldırılacağı bir süreç seçim sonrası büyük ihtimal Türkiye’yi bekliyor. Özellikle bazı teşviklerin gözden geçirilmesi ve daha verimli alanlara kaydırılması şekilde yeni nesil uygulamalarda işleme alınacaktır. Sonuç itibariyle seçim sonrası genel fiyat dengesini bozacak ve merkez bankasının enflasyonla mücadelesini sekteye uğratacak adımların işleme alınması mümkün gözükmüyor. Ayrıca uluslararası kuruluşlarda seçim sonrası tersine enflasyon sürecinin başlayacağı yönünde görüşler bildiriyor. Goldman Sachs, JP Morgan, Almanya Yatırım Bankası ve IMF gibi kurumları buna örnek olarak vermek mümkündür. Kurumların ortak olarak vurguladığı noktalar arasında Haziran 2024’ten itibaren enflasyonun hissedilir derecede düşeceği ve seneyi yüzde 30’lar seviyesinde kapatacağı yönündedir.

YORUMLAR