İstanbul merkezli yürütülen dev operasyonla uluslararası uyuşturucu ağının gizli dünyası deşifre edildi. Kriptolu telefonlarla 9 tondan fazla uyuşturucu sevkiyatı yapan şebekenin 42 şirketi ve milyonlarca liralık mal varlığına el konulurken, firari baronlar için kırmızı bülten süreci başlatıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosu, uluslararası uyuşturucu trafiğine yönelik yürüttüğü geniş kapsamlı soruşturmada çarpıcı detaylara ulaştı. Kriptolu haberleşme sistemlerini kullanarak dünya genelinde uyuşturucu sevkiyatı yapan ve elde edilen kara parayı aklamaya çalışan dev bir suç şebekesi mercek altına alındı. Operasyonun odağında, teknolojinin en üst imkanlarını kullanarak güvenlik birimlerinin takibinden kaçmaya çalışan profesyonel bir yapı yer alıyor.
Şebekenin gizli haberleşme yöntemi nasıl deşifre oldu
Soruşturma kapsamında, suç örgütünün uçtan uca şifreli mesajlaşma imkanı sağlayan özel yazılımlı telefonlar kullandığı belirlendi. Bu cihazların sıradan telefonlardan çok daha farklı olduğu ve tamamen gizlilik esasına göre modifiye edildiği anlaşıldı. Yapılan resmi açıklamada, bu cihazların teknik özelliklerine dikkat çekilerek, “Bu cihazlarda mikrofon, kamera, GPS gibi donanımların devre dışı bırakıldığı anlaşılmıştır.” denildi. Bu yöntemle iz bırakmadan hareket etmeyi hedefleyen örgütün, uyuşturucu sevkiyatlarını ve finansal trafiği bu ağ üzerinden yönettiği ortaya çıktı.
9 tondan fazla uyuşturucu sevkiyatı nasıl gerçekleştirildi
Örgütün sadece iletişim değil, lojistik anlamda da küresel bir ağ kurduğu saptandı. Savcılığın ulaştığı yazışma verilerine göre, şebeke çeşitli ülkelerden temin ettiği uyuşturucu maddeleri Türkiye ve diğer ülkelere ulaştırmak için onlarca kez sevkiyat yaptı. Yapılan açıklamada, sevkiyatın boyutları şu sözlerle ifade edildi: “Söz konusu suç örgütlerinin, yurt içinde ve yurt dışında farklı tarihlerde 30 kez uyuşturucu madde sevkiyatı gerçekleştirdiği tespit edilmiş, bu sevkiyatlara konu uyuşturucu maddelerin toplam ağırlığının 9 tonun üzerinde olduğu anlaşılmıştır.”
Firari isimler için kırmızı bülten süreci mi başlatıldı
Operasyonun şüpheli profili oldukça geniş bir yelpazeye yayılırken, adli makamlar firari isimlerin peşini bırakmıyor. Toplamda 64 şüphelinin dahil olduğu dosyada, yurt dışında bulunan örgüt üyeleri için uluslararası mekanizmalar devreye sokuldu. Savcılık tarafından paylaşılan bilgilerde operasyonun detayları şöyle aktarıldı: “Yapılan çalışmalarda; eylemlere iştirak ettiği tespit edilen 64 şüpheliden 14’ünün başka suçlardan cezaevinde olduğu, 22’sinin yurt dışında ve firari konumda olduğu, 2’sinin vefat ettiği, 26’sının ise halihazırda ülkemizde bulunduğu anlaşılmıştır. Suç örgütlerinin mensubu olan ve halihazırda yurt içinde bulunan 26 şüphelinin yakalanıp gözaltına alınması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosu koordinesinde 25 Şubat 2026 tarihinde eş zamanlı operasyon gerçekleştirilmiştir. Yurt abroad bulunduğu tespit edilen 22 örgüt mensubunun ise uluslararası düzeyde aranmalarını sağlamak maksadıyla haklarında kırmızı bülten çalışması başlatılmıştır.”
Şebekenin dev servetine neden el konuldu
Suçtan elde edilen devasa gelirin aklanmasına yönelik yapılan incelemeler sonucunda, adeta bir servete el konuldu. Şebeke üyelerinin uyuşturucu parasını yasal sisteme sokmak için kullandığı 42 şirketin ortaklık payları donduruldu. Taşınmazlardan lüks araçlara kadar uzanan el koyma kararı hakkında şu resmi bilgilendirme yapıldı: “Suç örgütlerinin mensuplarının, suçtan elde ettiği gelir ile kazandığı ve devamında aklama eylemine tabi tuttuğu mal varlıklarına, 60 gerçek kişiye ait tüm banka hesaplarına ve kripto varlıklara, toplam 135 adet taşınmaza, 47 adet motorlu taşıta, 1 adet ticari araç plakasına 42 şirketin ortaklık payına el konulmuştur.”
