İstanbul Beylikdüzü’nde ayrı yaşadığı eşini ve baldızını 60 bıçak darbesiyle vahşice öldüren Ferhat Boduroğlu davasında karar açıklandı. Kamuoyunu sarsan çifte cinayetin ardından mahkemenin uyguladığı ‘iyi hal’ indirimi ve canavarca his bulunmadığına dair hüküm, hukuk dünyasında ve kadın derneklerinde büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.
İstanbul Beylikdüzü’nde 2022 yılında meydana gelen kan dondurucu olayda, Ferhat Boduroğlu isimli şahıs, henüz 23 yaşında olan eşi Vildan Boduroğlu ile baldızı Fatma Zehra Koyun’u hedef almıştı. İki kadını toplamda 60 bıçak darbesiyle hayattan koparan sanık, olaydan sonra yakalanarak hakim karşısına çıkarıldı. Uzun süredir devam eden yargılama sürecinde son sözler söylendi ve mahkeme heyeti nihai kararını verdi.
Ağırlaştırılmış Müebbet Cezası Neden Hafifletildi?
Mahkeme heyeti, sanık Ferhat Boduroğlu’nu başlangıçta işlediği suçun ağırlığı nedeniyle en üst sınırdan iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ancak davanın karar aşamasında sanığın lehine dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Sanığın sabıka kaydının bulunmaması ve duruşmalardaki sergilediği tutum, mahkeme tarafından ‘iyi hal’ kapsamında değerlendirildi.
Bununla da yetinilmeyen davada mahkeme, cinayetlerin işleniş biçimine rağmen olayda “canavarca his” oluşmadığına hükmetti. Bu gerekçelerle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, sanık lehine hafifletilerek iki kez müebbet hapis cezasına çevrildi. Bu karar, sanığın infaz yasalarından yararlanarak ilerleyen yıllarda tahliye olabilme ihtimalini doğurduğu için tepkilerin odağına yerleşti.
Kadın Derneklerinden Karara Sert Tepki Geldi
Verilen indirim kararı, kadın hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları tarafından büyük bir şaşkınlık ve tepkiyle karşılandı. Kararın üst mahkemelerce bozulması ve ceza indiriminin iptal edilmesi istenirken, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Genel Sekreteri Avukat Çisel Demirkan Sakallı konuyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Sakallı, ağırlaştırılmış müebbet ile normal müebbet hapis cezası arasındaki infaz farkının hayati önemde olduğuna vurgu yaptı.
Avukat Çisel Demirkan Sakallı, “Müebbet hapis cezasında bir infaz süresi var.” diyerek zanlıların belirli koşullar altında tahliye edilebileceğini hatırlattı. Sakallı, açıklamasının devamında “İnsan canı almış olması herhangi bir indirim gerektirmez. Özellikle de kadına karşı işlenmiş bir suçsa.” ifadelerini kullanarak, bu tür yargı kararlarının kadınların yaşam hakkının açık bir ihlali olduğunu savundu. Şimdi tüm gözler, davanın taşınacağı bir üst mahkemeden çıkacak olan nihai karara çevrilmiş durumda.
