İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk iddialarıyla açılan ve Türkiye’nin yakından takip ettiği dev davanın dördüncü günü büyük bir gerginlikle başlarken, mahkeme salonunda dile getirilen 5 milyon liralık bavul iddiaları ve sanıkların çarpıcı savunmaları kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ediyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yolsuzluk iddialarıyla açılan davanın dördüncü oturumu, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki duruşma salonunda başladı. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan sanık Ümit Polat’ın savunmasının alınmasıyla devam eden süreçte, salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemleri dikkat çekti. Toplamda 407 sanığın yargılandığı davanın bugünkü oturumu, dünkü gerginliklerin gölgesinde ve yeni savunmaların merakıyla start aldı.
Milyonluk bavul iddiasına sanıktan nasıl bir cevap geldi
Davanın en çok konuşulan anlarından biri, CHP İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat’ın şoförü tutuklu sanık Sırrı Küçük’ün savunması oldu. Hakkındaki rüşvete aracılık etme suçlamalarını reddeden Küçük, Ömer Güngör’ün kendisine 5 milyon lira verdiği iddiasına sert bir dille karşı çıktı. Küçük, mahkeme heyetine yönelik yaptığı savunmada durumu şu sözlerle özetledi: “Ömer Bey bana para verecek ben de cebime koyup alıp gideceğim mümkün mü? 5 milyon kocaman bir bavul yapar. HTS kayıtlarına bakın benim de Ömer Güngör ile arama kaydımız yok.”
Savunmasında Özgür Karabat ile olan iş ilişkisine de değinen Küçük, otellerde veya benzinliklerde bulunmasının tamamen işinin bir parçası olduğunu vurguladı. Küçük, “Sheraton Otel’e birçok kez gittim. Partimizin, STK’ların etkinlikleri, yakınlarımızın düğünü olmuştur. Sayın vekilimizi de muhakkak oraya götürdüm. Kendisini otelin girişinde indiririm, aracı çıkış tarafına park eder, içeri gider sosyal medya hesabı için vekilin birkaç karesini çekerim.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Karabat’ın hiçbir zaman para alışverişi için kendisini görevlendirmediğini belirterek, “Bu benim asli görevimdir. Karabat bana bunun için maaş veriyor, götürmeme şansım sıfır. Ama şunu bilmenizi isterim ki vekilimiz ne otelde ne araçta ne de herhangi bir mekanda benim yanımda para için biriyle görüşmemiştir, beni de bunun için görevlendirmemiştir.” şeklinde konuştu.
Mahkeme salonunda jandarma müdahalesi neden yaşandı
Davanın üçüncü gününde yaşanan selamlaşma gerginliği, bugünkü oturum öncesinde de tansiyonun yüksek kalmasına neden oldu. İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık’ın salona girerken izleyicilere selam vermesi ve bu durumun uzaması üzerine jandarma ekipleri müdahalede bulunmuştu. Sanığın yerine geçmesi için yapılan bu müdahale, diğer sanıklar ve avukatların tepkisini çekerken, duruşma salonunda kısa süreli bir arbede yaşanmıştı. Sabah saatlerinde sanık yakınları ile güvenlik güçleri arasında çıkan tartışmaların ardından duruşma, sanıkların iddiaları kabul etmeyen savunmalarıyla devam etti.
İddianamede yer alan ahtapot benzetmesi ne anlama geliyor
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenen 3 bin 739 sayfalık dev iddianamede, İstanbul’da kurulduğu öne sürülen sistem bir ahtapotun kollarına benzetiliyor. İddianamede, ihalelerde usulsüzlük yapıldığı, metro ve İSKİ kredilerinin amaç dışı kullanıldığı ve iş insanlarından zorla bağış toplandığı gibi ağır suçlamalar yer alıyor. Savcılık, toplanan bu paraların öncelikle siyasi yapılanmayı ele geçirmek ve ardından Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı için zemin hazırlamak amacıyla kullanıldığını iddia ediyor.
İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve “örgüt yöneticisi” olarak suçlanan Ekrem İmamoğlu hakkında, 142 farklı eylemden dolayı toplamda 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İmamoğlu, dünkü duruşmanın sonunda yaptığı değerlendirmede, büyük bir haksızlığa uğradıklarını ancak seslerinin yeterince duyulmadığını savunarak duruma tepki göstermişti. Duruşma listesine göre İmamoğlu’nun savunmasını 106. sırada yapması bekleniyor.
Nisan ayı sonuna kadar sürecek maratonda kimler yargılanıyor
Haftanın dört günü kesintisiz olarak devam etmesi planlanan duruşmalar dizisi nisan ayı sonuna kadar sürecek. Davada sadece belediye yetkilileri değil, tanınmış birçok isim de sanık kürsüsünde yer alıyor. Şişli ve Beylikdüzü belediye başkanlıklarından uzaklaştırılan Resul Emrah Şahan ve Mehmet Murat Çalık’ın yanı sıra Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç ve Soner Yalçın gibi gazeteciler ile sanatçı Ercan Saatçi de sanıklar arasında bulunuyor. Soruşturmanın seyrini değiştiren 76 etkin pişmanlık sanığı ve “İlke, Gürgen, Çınar, Rüzgar” gibi kod isimlerle anılan 15 gizli tanığın ifadeleri, davanın temel dayanaklarını oluşturuyor.
