TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul’da sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldiği iftar programında “Terörsüz Türkiye” hedefine dair çok kritik açıklamalarda bulundu. İkinci İmralı mesajının ardından sürecin yapıcı bir şekilde hızlanması gerektiğine dikkat çeken Kurtulmuş, terörün tasfiyesi ve silahların bırakılmasıyla Türkiye’nin 50 yıllık ağır faturayı nasıl geride bırakacağını anlatırken, sürecin tamamen siyasetin kontrolünde olduğunun altını çizdi.
Terörsüz Türkiye Hedefinde Yeni Safhaya mı Geçiliyor
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul’daki Filizi Köşk’te sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle iftar programında buluştu. Konuşmasında Türkiye’nin “iç kalesini tahkim etme” meselesinin siyasetin en öncelikli gündemi haline geldiğini belirten Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Malazgirt ve Meclis açılışındaki vurgularına atıfta bulundu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim’de başlattığı temasların Türkiye’nin geleceği için tarihi bir adım olduğunu ifade eden Kurtulmuş, gelinen noktada sürecin daha hızlı ilerlemesi gerektiğini vurguladı.
Geçmişteki çözüm girişimlerini ve gelinen son durumu değerlendiren Kurtulmuş, “Geçtiğimiz sene bugün 27 Şubat’ta İmralı, silahları bırakacağını, örgütü feshedeceğini ve bunun da dönemin gereği olduğunu ilan eden bir açıklama yapmıştı. O açıklamasında, özellikle örgütün kuruluşuna neden olan ideolojik yapının çöktüğünü ve Türkiye’de artık silahlı mücadele döneminin gereğinin kalmadığını çünkü inkar politikaları geride kaldığı için Türkiye’de demokratik bir sürecin açılmasıyla ilgili fikirlerini beyan etmiştir. Ardından neredeyse bütün siyasi partiler bu sürece sahip çıkan yaklaşımlarıyla, sürecin yürümesi için destek oldular. Sonunda Türkiye’de ilk defa siyaset bütünüyle sorumluluk alarak Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nu kurdu. 5 Ağustos’ta ilk toplantısını yaptığımız komisyon, çok verimli görüşmeler, tartışmalar sonucunda nihai bir rapor hazırlamış oldu.” ifadelerini kullandı.
Meclis Çatısı Altındaki Tarihi Uzlaşma Raporu Neleri İçeriyor
Terör meselesinin çözümünde milli iradenin merkezi olan TBMM’nin ilk kez bu kadar etkin bir rol üstlendiğini belirten Kurtulmuş, hazırlanan ortak raporun önemine değindi. Komisyonda 21 toplantı yapıldığını ve bir parti hariç tüm partilerin sürece samimiyetle katkı sunduğunu dile getirdi. Bu raporun toplumdaki endişeleri gideren bir belge olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Bu ortak rapor, en başta toplumumuzun bazı kesimlerinde var olan ‘endişeli destek’ diye de tabir edilen, o süreçte dile getirilen hangi endişe varsa hiçbirisinin geçerli olmadığını ortaya koyan bir rapordur. Evet, partilerin kendi görüşleri var, farklı terminolojileri var. Aslında onların hepsi de komisyon raporunun ekinde verilerek partilerin siyasi tutum belgeleri deklare edilmiş oldu. Bu ise herkesin ortaklaştığı bir rapordur. Bu raporun gereğinin yapılması ve hızlı bir şekilde Türkiye’nin bu süreci tamamlamasının gerekli olduğu kanaatindeyim.” dedi.
Örgütün Tasfiyesi ve Silah Bırakma Süreci Nasıl İşleyecek
PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın mesajlarının paylaşılmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, örgütün tüm bileşenlerinin bu karara uyması gerektiğini söyledi. “Kritik eşik” olarak tanımlanan aşamanın örgütün kendini feshetmesi ve silah bırakması olduğunu belirten TBMM Başkanı, ardından gelecek yasal ve demokratik adımların sinyalini verdi. Kurtulmuş sürece dair kararlılığını şu sözlerle ifade etti: “Raporun ortak noktalarından birisi de ‘kritik eşik’ olarak tanımladığımız, örgütün kendini feshi ve silahlarının bırakılmasıyla birlikte gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Böylece bundan sonraki süreçte ümit ediyorum ki tatmin edecek bir süratte örgütün kendini bütün unsurlarıyla feshi ve silahlarını bırakması temin edilecek. Türkiye gerekli yasal düzenlemeleri, ardından demokratik standartlarımızın yükseltilmesi için gerekli adımları atacak. Çok kısa bir süre içerisinde Türkiye, 103 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılına mal olan bu ağır faturanın bedellerini bir daha ödemeyecektir. Bu kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Size rahatlıkla söyleyebilirim ki süreç, tamamen siyasetin kontrolündedir.”
Şehit Yakınları ve Gazilerin Hassasiyeti Nasıl Korunacak
Sürecin yürütülmesinde toplumsal hassasiyetlerin en ön planda tutulduğunu belirten Numan Kurtulmuş, özellikle şehit aileleri ve gazilerin gönlünün ferah tutulması gerektiğini söyledi. Meclis’te şehit yakınlarıyla yaptığı iftarı hatırlatan Kurtulmuş, “Orada da ifade ettim. Şehitlerimizin ruhunu muazzep edecek, ailelerini, gazilerimizi tedirgin edecek, onların beğenmeyeceği hiçbir şey bu süreçte gündeme gelmemiş, bundan sonra da gelmeyecek, böyle bir şey olmayacaktır.” şeklinde konuştu. Türkiye’nin 50 yılda yaklaşık 2,5 trilyon dolar gibi devasa bir ekonomik kayıp yaşadığını hatırlatan Kurtulmuş, bu karanlık dönemin geride kalmasıyla Türkiye’nin her alanda çok daha güçlü bir yürüyüş gerçekleştireceğini kaydetti.
Bölgesel Gelişmeler ve Suriye’deki Durum Süreci Nasıl Etkiliyor
Suriye’deki son gelişmelerin Türkiye’deki sürece olumlu yansıdığını ifade eden Kurtulmuş, Türkiye’nin başından beri savunduğu üç temel noktayı hatırlattı: Suriye’nin toprak bütünlüğü, terör örgütlerinin varlığının sona ermesi ve güçlü bir devlet yapısının inşası. Bu alanlarda hızlı gelişmeler yaşandığını belirten Kurtulmuş, “Türk’ün gururunu, Kürt’ün onurunu korumayan hiçbir söz, aslında birliği, beraberliği, kardeşliği sağlamaz.” diyerek etnik ayrışma için hiçbir neden olmadığını vurguladı.
Sivil toplum kuruluşlarına da büyük görevler düştüğünü hatırlatan Kurtulmuş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün 27 Şubat’ta yapılan ikinci İmralı açıklamasıyla birlikte sürecin bundan sonra daha hızlı ve daha yapıcı bir şekilde devam etmesini ümit ediyorum. Örgütün bir an evvel silahlarını bütünüyle bırakmasını, artık terör meselesinin t’sinden bile konuşmadığımız bir Türkiye’nin ve bölgenin tesis edilmesi için samimiyetle, gayretle ortaya çabaların ortaya konulması bu sürecin en önemli gereklerindendir. Şunu da açık söyleyeyim, her türlü tedirginliğe, ‘Acaba şöyle mi olur, böyle mi olur?’ diye başından itibaren birtakım tereddütlerin ortaya çıkmasına, hatta bazı çevrelerin kasıtlı olarak dezenformasyonlarına rağmen süreç oldukça olumlu bir şekilde yürümüş, halkımızın büyük bir kesimi bu işe destek vermiştir. Hemen bugünden yarına bu iş bitiyor değil. Önümüzde bir süreç var. Bunu ne kadar hızlandırabilirsek o kadar iyi sonuç alacağımızı düşünüyorum.”
