Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

İstanbul’da sel riski en yüksek olan o 5 ilçe hangisi ve hangi mahalleler tehlike altında

İstanbul Teknik Üniversitesi ve AKOM tarafından yürütülen dev çalışma sonucunda

İstanbul Teknik Üniversitesi ve AKOM tarafından yürütülen dev çalışma sonucunda megakentin sel risk haritası ilk kez yapay zeka desteğiyle çıkarıldı. 39 ilçenin tamamının mercek altına alındığı araştırmada, sel felaketine karşı en savunmasız bölgeler ile güvenli noktalar tek tek listelenirken uzmanlardan kritik uyarılar geldi.

İklim değişikliğinin etkisiyle son yıllarda sayıları artan şiddetli yağışlar, İstanbul gibi dev metropollerde ciddi birer tehdit haline geldi. Yoğun yapılaşma, drenaj sorunları ve betonlaşmanın etkisiyle yağışların hızla taşkına dönüşmesi üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve İBB Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) önemli bir iş birliğine imza attı. Projenin yürütücülüğünü üstlenen Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ekmekçioğlu, Türkiye’de bir ilk olan bu çalışmada kentin tüm ilçelerini yapay zeka tabanlı bir karar destek algoritmasıyla analiz ettiklerini belirtti.

Yapay zeka ile İstanbul’un sel röntgeni çekildi

İstanbul’un ilçe bazlı sel risk haritalandırması başlıklı çalışmada; tehlike, maruziyet ve kırılganlık gibi unsurlar bir arada değerlendirildi. Bilimsel veriler ışığında kentin riskli bölgelerini saptadıklarını belirten Doç. Dr. Ömer Ekmekçioğlu, çalışmanın kapsamını şu sözlerle aktardı: “- Tehlike bağlamında yaklaşık 15 farklı göstergeyi, risk bağlamında ise hem kırılganlık hem de maruziyet olarak toplamda yaklaşık 20 göstergeyi ilçe bazlı olarak belirledik. Her bir göstergeye ilişkin verileri toplayarak analiz ettik ve İstanbul genelinde sel riskinin mekansal dağılımını ortaya koyduk.”

İşte sel riskinin en yüksek olduğu 5 ilçe

Yapılan analizler sonucunda İstanbul’da sel riskinin en yoğun olduğu bölgelerin başında Avrupa Yakası’ndaki ilçeler geliyor. Çalışmaya göre sel riskinin en fazla olduğu ilk 5 ilçe sırasıyla Fatih, Gaziosmanpaşa, Bağcılar, Güngören ve Beyoğlu olarak belirlendi. Bu ilçeleri ise sırasıyla Bahçelievler, Bayrampaşa, Zeytinburnu, Esenler ve Kağıthane takip ediyor. Özellikle nüfus yoğunluğunun ve betonlaşmanın en üst seviyede olduğu bu bölgelerde, yağışların sele dönüşme ihtimali diğer ilçelere oranla çok daha yüksek seyrediyor.

Hangi ilçeler sel felaketine karşı daha güvenli

Araştırma sadece riskli bölgeleri değil, sel tehlikesinin en az olduğu noktaları da gün yüzüne çıkardı. Verilere göre İstanbul’un sel riski en düşük ilçeleri Adalar, Şile, Silivri, Sarıyer ve Çekmeköy olarak kayıtlara geçti. Ekmekçioğlu, Avrupa Yakası’nda Silivri, Çatalca ve Sarıyer’in belirli kesimleri ile Anadolu Yakası’nda Şile’de sel riskinin diğer bölgelere kıyasla görece daha az olduğunu vurguladı.

İstanbul’un 39 ilçesi için tam risk sıralaması

İlçelerin 1 ile 0 arasındaki puanlama sistemiyle yapılan sıralamasında Fatih 0,7750 puanla en riskli bölge olurken, listenin devamında risk puanları şu şekilde dağılıyor: Gaziosmanpaşa 0,7505, Bağcılar 0,7340, Güngören 0,7305, Beyoğlu 0,7211, Bahçelievler 0,7109, Bayrampaşa 0,7093, Zeytinburnu 0,6812, Esenler 0,6616 ve Kağıthane 0,6516. Listenin orta sıralarında Şişli, Esenyurt, Küçükçekmece, Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye ve Üsküdar yer alırken; Bakırköy, Sultanbeyli, Sultangazi, Kartal, Beşiktaş, Avcılar, Beylikdüzü, Sancaktepe, Maltepe, Pendik, Başakşehir, Arnavutköy ve Tuzla daha alt sıralarda bulunuyor. En düşük risk grubunda ise Büyükçekmece, Eyüpsultan, Çatalca, Beykoz, Çekmeköy, Sarıyer, Silivri, Şile ve Adalar yer alıyor.

Nüfus yoğunluğu sel riskini doğrudan tetikliyor

Riskin en önemli faktörünün insan varlığı ve yapılaşma olduğunu belirten Ekmekçioğlu, İstanbul’un merkez kuşağına dikkat çekti. Ekmekçioğlu konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “- İstanbul’un özellikle merkez kuşağına baktığımızda yani nüfus yoğunluğunun fazla olduğu Esenler, Güngören, Bağcılar gibi bölgelere baktığımızda buralarda sel riskinin fazla olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bizi aynı zamanda bu noktada geçmişte meydana gelmiş kronik sel baskınları doğruluyor. Yine keza Fatih’i de buna örnek verebiliriz. Avrupa Yakası’nda bu ilçelerden bahsedebiliriz. Anadolu Yakası’na geldiğimizde de Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir, Kadıköy gibi ilçelerde sel riskinin Anadolu Yakası içerisinde yüksek olduğunu ifade edebiliriz. Ancak Avrupa Yakası’ndaki ilçelerle kıyaslandığında burada sel riskinin biraz daha düşük olduğunu gözlemliyoruz.”

Yüzde 10’luk alan büyük tehlike altında

Megakentin yüzey alanının büyük bir bölümü düşük riskli görünse de, tehlikenin yoğunlaştığı bölgelerde milyonlarca insan yaşıyor. Ekmekçioğlu, tehlikenin boyutunu şu verilerle paylaştı: “- İstanbul için yaptığımız tehlike analizlerinde esasında şunu gördük, İstanbul’un yüzey alanı bakımından yaklaşık yüzde 10’luk bir kısmı yüksek tehlike, yüzde 10’luk bir kısmı orta tehlike, yüzde 80’lik bir kısmı ise düşük ve çok düşük olarak ifade edebileceğimiz kategorilerde sel tehlikesi altında. Ancak tekrar söylemek gerekir ki dikkat edilmesi gereken nokta özellikle yüksek tehlike altında olarak ifade ettiğimiz yüzde 10’luk bir yüzey alanı kısmı. Çok ciddi bir nüfus yoğunluğunu barındırıyor. Bu bölgelerde nüfus yoğunluğunun etkisiyle sel riski artıyor.”

Sel felaketini önlemek için ne yapılmalı

Doç. Dr. Ömer Ekmekçioğlu, sel riskini minimize etmek adına doğa temelli çözümlerin hayati önem taşıdığını belirtti. Geleneksel yöntemlerin ötesine geçilmesi gerektiğini ifade eden Ekmekçioğlu şu önerilerde bulundu: “- İstanbul gibi yoğun kentleşmiş bir şehirde biz aslında doğa temelli çözümleri, yağmur suyu hasadı, yağmur bahçeleri, geçirimli zeminler gibi doğadan esinlenen çözümleri öneriyoruz. Bu noktada özellikle çatılarda yağmur suyunun biriktirilmesi, hem yağmur suyunun geri kazanımı bağlamında farklı bir kullanım alternatifi olarak değerlendirilmesini hem de özellikle çok hızlı şekilde yağmur suyunu akışa geçiren çatılarda yağmur suyunun tutulması ve yağışın akışa dönüşmesinin geciktirilmesi, İstanbul’da sel tehlikesiyle baş etme noktasında hayata geçilecek önemli unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.”