Türkiye ile Kanada arasında bir ilk olarak kayıtlara geçen tarihi iade süreci başarıyla tamamlandı ve 2024 yılında yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan nadide eserler yeniden ait olduğu topraklara döndü. Kanada Federal Mahkemesinin verdiği kritik kararla birlikte yedi el yazması sayfa, iki nadir matbu eser sayfası ve iki modern hat çalışması Ankara’ya teslim edilirken, bu gelişme dünya çapında emsal teşkil edecek büyük bir kültürel diplomasi başarısı olarak değerlendiriliyor.
Türkiye ile Kanada Arasında Tarihi Bir İlk Yaşandı
Kültür varlıklarının korunmasına yönelik yürütülen kararlı çalışmalar sonucunda, Türkiye ile Kanada arasında bu alandaki iş birliğinde milat sayılabilecek bir gelişme yaşandı. Kanada’dan Türkiye’ye ilk resmi kültür varlığı iadesi gerçekleştirildi. Söz konusu iade süreciyle yedi el yazması sayfa, iki nadir matbu eser sayfası ve iki modern hat çalışması dün akşam saatlerinde Türkiye’ye teslim edildi. Eserleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz Kanadalı yetkililerden bizzat teslim alarak süreci tamamladı.
Kanada Federal Mahkemesi Kararı Neden Emsal Nitelikte
Kanada Federal Mahkemesinin 11 Eylül 2025 tarihli kararıyla alınan iade kararı, uluslararası kültür varlığı hukukunda büyük bir yankı uyandırdı. Kanada’dan Türkiye’ye yönelik gerçekleştirilen bu ilk resmi iade, sadece eserlerin geri dönmesi anlamını taşımıyor, aynı zamanda benzer durumdaki diğer eserlerin iadesi için de hukuki bir yol haritası sunuyor. Mahkemenin Türkiye’nin sunduğu bilimsel raporları ve hukuki belgeleri kabul ederek eserlerin 2863 sayılı kanun kapsamında Türkiye’ye ait olduğuna hükmetmesi, uluslararası platformda Türkiye’nin kültürel mirasına sahip çıkma konusundaki haklılığını tescilledi.
İade Edilen Eserler Hangi Döneme Ait ve İçerikleri Neler
Geri getirilen eserler üzerinde yapılan incelemeler, bu parçaların tarihi ve edebi açıdan büyük bir öneme sahip olduğunu ortaya koydu. 17 ile 19’uncu yüzyıllar arasına tarihlenen eserlerin Arapça ve Osmanlı Türkçesi metinler içerdiği; fıkıh, tasavvuf, tarih ve edebiyat alanlarına ışık tuttuğu belirlendi. Uzmanlar, farklı yazma eser ciltlerinden kopartılmış yedi el yazması sayfanın yanı sıra iki nadir matbu eser sayfası ve iki modern hat çalışmasının özgün değerlerini koruduğunu tespit etti. İncelemelerde bazı varaklara sonradan ticari amaçlarla modern minyatürler eklendiği ve sahtecilik yapıldığı görülse de, eserlerin ana dokusunun kültür varlığı niteliğini koruduğu vurgulandı.
2024 Yılında Başlayan Kaçakçılık Girişimi Nasıl Durduruldu
Sürecin başlangıcı Ocak 2024 tarihine dayanıyor. Eserler, İstanbul’dan Vancouver’a götürülmek istenirken Kanada Sınır Hizmetleri Ajansı tarafından şüphe üzerine durduruldu. Durumun Kanada Miras Bakanlığı’na bildirilmesinin ardından Türkiye ile resmi temaslar kuruldu. Türkiye’nin hızlı müdahalesiyle teknik ve hukuki süreç başlatıldı. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı ve Türk ve İslam Eserleri Müzesi uzmanlarının hazırladığı detaylı raporlar, eserlerin Türkiye’den yasa dışı yollarla çıkarıldığını kanıtlayarak mahkeme kararının bu yönde çıkmasını sağladı.
Bakan Ersoy Süreci Bu Sözlerle Duyurdu
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada eserlerin Türkiye’ye dönüş yolculuğunu paylaştı. Bakan Ersoy, “17’nci ve 19’uncu yüzyıllar arasına tarihlenen yedi el yazması sayfa, iki nadir matbu eser sayfası ve iki modern hat çalışmasını Kanada’nın başkenti Ottawa’da teslim aldık” bilgisini verdi. “Kanada Federal Mahkemesinin kararıyla eserler şimdi anavatanına dönecek.” diyen Bakan Ersoy, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“- Bu iade, uluslararası alanda da güçlü bir emsal niteliği taşıyor. Yasa dışı yollarla bu topraklardan koparılan her eserin izini sürüyor ve tek tek geri alıyoruz. – Süreci başarıyla yürüten Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekiplerimiz, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile Ottowa Büyükelçiliğimiz başta olmak üzere katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum.”
