Eski çalışanının şantajına maruz kalan bir işverenin, yaşadığı mağduriyeti kanıtlamak ve durumu kamuoyuna duyurmak için sosyal medyada attığı adım pahalıya patladı. Kendi haklılığını kanıtlamak isterken suçlu duruma düşen patron hakkında Yargıtay’dan milyonlarca sosyal medya kullanıcısını yakından ilgilendiren emsal niteliğinde bir karar çıktı. Peki, şantaja uğrayan bir kişi hangi noktada hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir?
Türkiye gündemine oturan olay, bir işçinin çalıştığı iş yerinden ayrılmasından sonra eski patronundan şantaj yoluyla para talep etmesiyle başladı. Maruz kaldığı baskı karşısında sessiz kalmak istemeyen işveren, eski çalışanının kendisine yönelik bu eylemini ifşa etmeye karar verdi. Ancak bu süreçte izlediği yöntem, hukuk dünyasında büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.
İfşa Etmek İsterken Hukuk Engeline Takıldı
Yaşadığı şantaj olayını kanıtlamak ve eski çalışanının gerçek yüzünü göstermek isteyen patron, çalışanın sosyal medya hesabından indirdiği bir fotoğrafı kendi hesabında paylaştı. Paylaşımın altına yazdığı yorumla durumu ifşa eden işveren, kısa süre sonra beklemediği bir yargı süreciyle karşılaştı. Eski çalışanın şikayeti üzerine açılan davada, yerel mahkeme önce “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçundan 5 ay hapis cezası verdi.
İstinaf Mahkemesi Kararı Ağırlaştırdı
Yerel mahkemenin kararı sonrası dosya Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi’ne taşındı. Duruşmalı olarak yapılan incelemede, suçun niteliği değişti. İstinaf mahkemesi, sanık patronun eylemini “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçu kapsamında değerlendirdi. Bu değerlendirme sonucunda, işverene verilen ceza 10 ay hapis cezasına yükseltildi.
Yargıtay Emsal Kararı Onadı
Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesi, hukuki tartışmalara son noktayı koydu. Şantaj iddiası ne kadar ciddi olursa olsun, bir başkasının kişisel verisi sayılan fotoğrafın izinsiz paylaşılmasının suç teşkil ettiğine hükmedildi. Yargıtay, verilen 10 aylık hapis cezasını hukuka uygun bularak onadı.
Dairenin gerekçeli kararında, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin net bir şekilde saptandığı vurgulandı. Kararda şu ifadeler yer aldı: “Eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.”
Bu karar, sosyal medyada yapılacak paylaşımların sınırlarını bir kez daha hatırlatırken, şantaj veya benzeri durumlarda kişilerin kendi adaletini aramak yerine doğrudan adli makamlara başvurması gerektiğinin önemini hukuki bir dille ortaya koymuş oldu.
