Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan son veriler toplumun yaşam tarzına dair çarpıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Yapılan araştırmaya göre 15 yaş ve üzerindeki bireylerin yüzde 63,3 gibi devasa bir oranı, iş ve günlük zorunluluklar dışında hiçbir fiziksel aktiviteye veya sosyal faaliyete zaman ayırmıyor.
TÜİK verileri toplumun sağlık ve aktivite profilini nasıl çizdi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), sağlık modülü verilerini kamuoyuyla paylaştı. Söz konusu araştırma, 15 yaş üstündeki tüm fertlerin sağlık durumlarını ve sağlık harcamalarını detaylı bir şekilde tespit etmek amacıyla titizlikle gerçekleştiriliyor. 2025 yılına ilişkin yayımlanan bu son verilerde en dikkat çekici başlık ise fiziksel aktivite ve boş zaman faaliyetlerine ayrılan süreler oldu. Toplumun genel hareketliliğini ölçen bu başlık altında, vatandaşlara iş dışında geçirdikleri zamanlarda neler yaptıkları soruldu.
Milyonlarca vatandaş iş dışında neden hareketsiz kalıyor
Araştırma sonuçları, Türkiye’nin büyük bir kısmının durağan bir yaşam sürdüğünü kanıtlar nitelikte. Bir işte çalışsın ya da çalışmasın, 15 yaş ve üstü fertlerin olağan bir haftalık süreçte iş dışında geçirdikleri zamanlar incelendiğinde tablo netleşti. Elde edilen bulgulara göre, bu yaş grubundaki bireylerin yüzde 63,3’ünün fiziksel aktivite veya boş zaman faaliyetlerine hiçbir şekilde zaman ayırmadığı görüldü. Bu durum, nüfusun yarısından fazlasının iş ve zorunlu rutinler dışında kalan vaktini hareketsiz geçirdiğini ortaya koydu.
Vatandaşların fiziksel aktivite karnesi neden bu kadar düşük
Fiziksel aktivite sıklığına dair paylaşılan detaylı rakamlar, düzenli hareket edenlerin oranının oldukça düşük kaldığını gösteriyor. Verilere göre fertlerin sadece yüzde 1,4’ü günde bir kereden fazla fiziksel aktivite yapıyor. Günlük aktivite yapanların oranı yüzde 11,6 seviyesinde kalırken, haftada 4-6 kere vakit ayıranlar yüzde 5,6 ve haftada 1-3 kere aktivite yapanlar yüzde 11,5 olarak kaydedildi. Haftada bir kereden az fiziksel aktivite yapanların oranı ise yüzde 6,7’de kaldı. Toplumun genelini kapsayan bu veriler, Türkiye’de aktif yaşam kültürünün henüz istenilen seviyeye ulaşmadığını bir kez daha belgeledi.
