Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan son veriler toplumun temel yapısında yaşanan büyük değişimi gözler önüne serdi. Geçtiğimiz yıl 193 binden fazla çiftin yollarını ayırmasıyla boşanma sayıları tüm zamanların zirvesine çıkarken, evlenme oranlarındaki düşüş ve yükselen yaş sınırı dikkat çekici bir boyuta ulaştı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nüfus ve aile yapısına dair kritik verileri kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan rakamlara göre geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde 552 bin çift dünyaevine girerken, 193 bin çift ise evliliklerini sonlandırma kararı aldı. İstatistikler, boşanma sayılarının hızla artış gösterdiğini, buna karşın evlenme eğiliminin giderek azaldığını kanıtlar nitelikte.
Boşanma sayılarında 2020 yılından bu yana dev artış
Veriler derinlemesine incelendiğinde, boşanma oranlarındaki yükselişin ivme kazandığı görülüyor. 2020 yılında 136 bin olan boşanma sayısı, 2024 yılında 188 bine, geçtiğimiz yıl ise 193 bin bandına dayandı. Bu durum, son birkaç yıl içerisinde boşanan çift sayısının yaklaşık 57 bin kişi arttığını gösteriyor. Coğrafi dağılıma bakıldığında ise Türkiye’de en çok boşanmanın yaşandığı il İzmir olurken, listenin sonunda Hakkari yer aldı.
Evlilik oranları düşüyor ve ilk evlenme yaşı yükseliyor
Evlenme istatistiklerinde de benzer bir karamsar tablo hakim. Son 15 yıllık süreçte nüfusa oranla ciddi bir düşüş yaşayan evlilik sayıları, pandemi döneminden sonra kısa süreli bir artış gösterse de bu trend kalıcı olmadı. 2025 yılı verilerine göre evlenenlerin sayısı 552 binde kaldı. En çok evlilik Gaziantep’te gerçekleşirken, Tunceli en az evliliğin yapıldığı şehir olarak kayıtlara geçti. Diğer yandan, gençlerin evliliği ertelemesiyle birlikte ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 26, erkeklerde ise 28’e yükseldi.
Uzmanlar uyarıyor ekonomik ve sosyal nedenler ön planda
Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, günümüzde birçok insan için boşanmanın “YENİ BİR SAYFA” açmak ve hayata yeniden başlamak anlamına geldiğini ifade etti. Yaşanan bu toplumsal değişimin sadece duygusal nedenlerle açıklanamayacağını belirten Erdoğan, ekonomik faktörlere ve değişen yaşam biçimlerine dikkat çekti.
Prof. Dr. Barış Erdoğan, sürecin arka planını şu sözlerle özetledi: “Düğün masrafları, altın fiyatlarındaki yükseliş, barınma masraflarındaki ve kiralardaki fahiş artışlar… Bunun dışında kariyer odaklı yaşam biçimlerimiz arttı. İnsanlar eğitim süresine çok daha fazla zaman ayırıyorlar. İş hayatı çok daha yoğun rekabet içinde geçiyor.”
