Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Yedikule Hastanesi bıçak parası davasında neden hiç tutuklu kalmadı ve mahkemede neler yaşandı

Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde

Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hastalar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiasıyla açılan davada flaş bir gelişme yaşandı. Aralarında profesör ve doçentlerin de bulunduğu 11 sanıklı davada, tutuklu bulunan son 3 sanığın da tahliyesine karar verilirken, duruşmaya müştekilerin “bağış” adı altında verdikleri paralarla ilgili çelişkili beyanları damga vurdu.

Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli bazı sağlık çalışanlarının, ameliyatlar için hastalardan “bıçak parası” adı altında haksız kazanç elde ettiği iddiasıyla açılan davanın görülmesine Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Cuma günü başlayan ve bugünkü oturumla süren duruşmada, davanın seyrini değiştirecek tanık ve müşteki ifadeleri dinlendi. Mahkeme heyeti, savunmaların ve beyanların ardından dosyadaki tutukluluk durumunu yeniden değerlendirdi.

Müştekiler bağış mı yaptı yoksa para mı istendi

Duruşmada söz alan müşteki Münevver Özyurt, sanıklardan şikayetçi olmadığını belirterek dikkat çeken bir beyanda bulundu. Özyurt, “Sanıklardan bir tek V.E. ve vizite yapan M.M.’yi tanıyorum. V.E. hocadan bir şikayetim bulunmamaktadır. Diğer hiçbir sanıktan da şikayetçi değilim. Ameliyatım iyi geçti bu konuda memnunum. Bu doktoru ben, kendi iradem ile tercih ettim. Hatta hocaya bizzat, ‘ameliyata siz girer misiniz?’ dedim. O da hasta yoğunluğunun olduğunu söyledi. Bana hastaneye bağış yaparsanız sizi ben ameliyat ederim dedi. Medikal alacağım dedi. Ben de kabul ettim ve bağışta bulundum.” şeklinde konuştu.

Bir diğer müşteki Ayşenur Yılmaz ise ameliyat süreciyle ilgili olarak, “Kardeşim 1 yıldan fazla süredir kanser hastasıydı. Son olarak Yedikule Hastanesine gittik. Ameliyat için sıraya aldık. Ameliyat için bizden herhangi bir para istenmedi. Ameliyattan kardeşim sağ çıkınca kendim bağış yapmak istedim. Emekli öğretmenim ve bir maaşımı bağışlamak istedim. Hemşire hanımla görüştüm hocaya bilgi verelim dedi. Doktora söyledim bağış yapmak istediğimi söyledim. A. hanıma yönlendirdi. Bir yere imza atmam gerekmiyor mu dedim. Bana bir boş bir kağıt verdi. Kendi rızamla imza attım, 50 bin lira bağış yaptım.” ifadelerini kullandı.

Eski ve yeni başhekimler bağış sistemini anlattı

Hastanenin eski Başhekimi Sedat Altın, tanık sıfatıyla verdiği ifadede hastanelerdeki bağış prosedürüne açıklık getirdi. Altın, “2001-2015 arası ve 2019-2024 arası yıllarda Yedikule’de Başhekimlik yaptım. Hastaneler bu zamanda kadar, hasta ve hasta yakınından bağış almıştır. Ancak bağışı idare alır ve döner sermayeden makbuz kesilir ve teşekkürler belgesi verilir. Mesela benim başhekim olduğum dönemde acil binası yapıldı ve bu bir bağıştı. Hastane eski olduğu için ve bakanlık ek ödeme yapmadığı için hasta yakınları bizlere bağışta bulunma isteğinde bulunurdu. Biz de onlara eksiğimizi söylerdik. Doktorlar bağış yapmak ister misiniz diye sormaz bağış yapmak isteyen bir hasta varsa idareye yönlendirir.” dedi.

Mevcut Başhekim Nurettin Yiyit ise şikayetlerin odak noktasındaki isimlere değinerek, “Bağış sistemi idarenin etkisindedir cihaz bağışı ise komisyon kararı ile olur. Nakdi olacaksa bağış, döner sermaye üzerinden olur. Ancak bazen ikili ilişkiler ya da mevzuat dışı ilişkiler olabiliyor ancak bu ufak tefek tamirat tadilat işleridir. Nakdi ya da cihaz bağışı varsa mevzuata uygun ilerleriz. Bize CİMER üzerinden gelen şikayetlerde ‘medikal malzeme aldırıldı’ gibi şikayetler oldu. Biz de bunları İl Sağlık Müdürlüğüne dilekçe olarak bildirdik. Şikayetler genelde Y.S., V.E. ve M.M. hakkındaydı.” beyanında bulundu.

Mahkemeden tahliye kararı çıktı

Savunma ve beyanların tamamlanmasının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu bulunan sanıklar V.E., Y.S. ve M.M.’nin tahliyesine hükmetti. Sanıklar hakkında ‘yurt dışına çıkış yasağı’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi. Bu kararla birlikte, 178 sayfalık iddianame ile başlayan ve 33 mağdurun yer aldığı dev dosyada tutuklu sanık kalmadı. Duruşma, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi amacıyla ileri bir tarihe ertelendi.

İddianamede hangi suçlamalar yer alıyor

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Prof. Dr. M.M. örgüt elebaşı, Doç. Dr. V.E. ve Uzman Doktor Y.S. ise örgüt yöneticisi olarak tanımlanıyor. Şüpheliler hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” ve “irtikap” suçlarından 9 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Diğer 8 sanık için ise “irtikap” ve “suç örgütüne üye olmak” suçlarından 6 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Dosyada ayrıca, hastalardan alınan paraların bir kısmının komisyon adı altında şüphelilerin yakınlarının hesaplarına aktarıldığına dair teknik takip kayıtları da bulunuyor.