Reşit Kemal AS – 06 Şubat 2026
6 Şubat sabahı saat 04.17’de, bu ülkenin uykusu yarıldı.
Bir sarsıntıyla değil; bir çığlıkla uyandık aslında. Betonun, demirin, karanlığın ve çaresizliğin çığlığıydı bu. O an yalnızca binalar yıkılmadı; güven duygumuz, “bize bir şey olmaz” cümlesi ve yarına dair kurduğumuz sessiz planlar da enkaz altında kaldı.
O sabah, binlerce insan güneş doğmadan hayata veda etti. Kimi çocuğunun üstüne kapanmıştı, kimi annesinin elini bırakmamıştı, kimi daha rüyasından uyanamadan gitti. Aynı saatlerde, aynı ülkede, aynı gökyüzünün altında… Bir kısmımız hala sıcak yataklardayken, bir kısmımız soğuk betonun altında nefessiz kaldı. Bu eşitsizlik insanın boğazına düğümleniyor.
Deprem, sadece yerin altından gelmedi. İhmallerden, unutulmuş yönetmeliklerden, “bir şey olmaz”lardan geldi. Yıllarca göz yumulan her eksik kolon, her çalınan malzeme, o gece ölümle sonuçlandı. Doğa vurdu belki ama asıl öldüren, insanın sorumsuzluğuydu.
Enkaz başlarında bekleyenlerin sessizliği hala kulaklarımda. Bir umutla dinlenen her ses, bir mucizeye tutunma çabasıydı. “Sesimi duyan var mı?” diye bağıranlar kadar, içinden aynı soruyu haykırıp sesini çıkaramayanlar da vardı. Ve biz, ekran başında, elimizden hiçbir şey gelmeden izledik. O çaresizlik duygusu, insanın kalbine ağır bir taş gibi oturuyor.
Ama 6 Şubat aynı zamanda başka bir yüzümüzü de gösterdi. Tanımadığı insan için kilometrelerce yol gidenleri, cebindeki son parayı paylaşanları, günlerce uyumadan çalışanları… Acının ortasında dayanışmayı gördük. Enkazdan çıkan her can, “insanlık hala burada” dedirtti bize.
Yine de bazı boşluklar dolmuyor. Bir anne çocuğunu, bir çocuk ailesini, bir şehir geçmişini geri alamıyor. O yüzden bu felaket, sadece anılarda yaşanacak bir tarih değil. Bu, her “unutmayacağız” dediğimizde yeniden sorumluluk almamız gereken bir utanç ve vicdan meselesi.
6 Şubat’ı unutursak, bir daha olur.
İsimleri unutursak, kaybettiklerimizi ikinci kez kaybederiz.
Ders almazsak, enkazın altında sadece bedenler değil, geleceğimiz kalır.
Bu yazı bir yas yazısıdır ama aynı zamanda bir uyarı.
Toprağın değil, ihmallerin öldürdüğünü hatırlamak için.
Ve bir daha hiçbir çocuğun uykusunda hayata veda etmemesi için.
Unutmadık.
Unutmayacağız.
Unutursak, affetmez bu toprak.



YORUMLAR