Reşit Kemal AS – 30 Ocak 2026
ABD donanması İran sınırında bekliyor. Ne geri çekiliyor ne saldırıyor. Deniz sessiz, ama tehdit yüksek sesle konuşuyor. Bu bir askeri konuşlanma değil; bu, bir kuşatmanın ilanı. Kurşun sıkılmadan yürütülen, ama sonucu savaş kadar ağır olabilecek bir güç gösterisi.
Washington’un verdiği mesaj açık:
“Vurmuyorsam, vazgeçtiğimden değil; sıramı beklediğimden.”
Peki neyin sırası bu?
Bu donanma İran’ı bombalamak için orada değil. ABD, İran’ı yakmak istemiyor; şekillendirmek istiyor. Çünkü kontrol edilemeyen bir İran, Ortadoğu’da yönetilemeyen bir denklem demek. Nükleer program sadece bir bahane, füze kapasitesi bir başlık, vekil güçler ise birer pazarlık kalemi. Asıl mesele, İran’ın boyun eğmeyen iradesi.
ABD donanması bu yüzden bekliyor. Çünkü bu bir savaş değil, teslimiyet pazarlığı.
Washington masaya silah koyuyor ve diyor ki:
“Ya çizdiğim sınırlar içinde kalırsın ya da bu silahlar konuşur.”
Ama bu cümle yüksek sesle söylenmiyor; uçak gemileriyle fısıldanıyor.
İran ise bu fısıltıyı duymazdan gelme oyunu oynuyor. Tatbikat yapıyor, sert açıklamalar yayımlıyor, “geri adım atmıyorum” diyor. Ama o da biliyor ki ilk ateşi yakan taraf, sadece savaşı değil, meşruiyeti de başlatmış olur. O yüzden Tahran direniyor, ama ateş etmiyor. Direnmekle kışkırtmak arasındaki ince çizgide yürüyor.
Ortaya çıkan tablo, modern çağın en tehlikeli hali:
Sıcak savaş yok, sürekli gerilim var.
Bombalar patlamıyor, ama ekonomi sarsılıyor.
Füzeler uçmuyor, ama enerji fiyatları yükseliyor.
Askerler ölmüyor, ama milyonlar belirsizlikle yaşıyor.
Bu bekleyişin asıl bedelini ise masada olmayanlar ödüyor. Bölge ülkeleri, kırılgan ekonomiler, sıradan insanlar… Büyük güçler satranç oynarken, piyonlar yine halklar oluyor.
Ve bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: ABD donanması gerçekten İran’ı mı bekliyor, yoksa dünyaya bir ders mi veriyor?
Cevap net: Bu donanma, düzeni hatırlatmak için orada. “Kuralları ben koyarım” demek için. İran sadece bir örnek. Mesaj, itaatsizliğin bedeli olduğudur.
Sürekli kuşatılan ülkeler ya çöker ya da sertleşir. İran sertleşmeyi seçerse, bu bekleyiş bir anda patlamaya dönüşebilir. Ve o an geldiğinde kimsenin “nasıl oldu?” deme lüksü kalmaz.
Çünkü bu denizde sessizlik yok.
Sadece ertelenmiş bir fırtına var.



YORUMLAR