Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

ABD-İsrail Haydutluğunun İran Saldırısı ve Dünyaya Verilen Mesaj – Prof. Dr. Celalettin Yavuz

Prof. Dr. Celalettin Yavuz Güvenlik Politikaları Uzmanı, 28 Şubat 2026

 

Daha ilk başkanlığının seçim propagandası sırasında dünyanın başına bela olabileceği açıkça görülen ABD’nin gelmiş geçmiş en hoyrat ve uluslararası yasa dinlemez Başkanı ve kendisine göre “barış havarisi” Trump, bu sabah İran’a saldırı emrini verdi. Şayet çatışmalar kısa sürede (10 gün-1 ay) sona ererse, çıkıp “Bir savaşı daha bitirdim!” derse şaşırmayalım.

Hemen her sözü ile dost ya da düşmanı “Güçlüyüm, o halde haklıyım!” şeklindeki vücut diliyle tedirgin eden bu kaba saba adam sadece İsrail’e bir şey diyemiyor. Hatta İsrail devlet yöneticileri ne isterse yapıyor. İsrail’i yönetenler ise sonunda baklayı ağızlarından çıkarttılar: “Vaat edilmiş topraklar”a erişim! Bunu da ABD’nin Kudüs Büyükelçisi Huckabee’ye söylettiler. Bu muhterem bir hafta kadar önce “Nil Nehri’nden Fırat Nehri’ne uzanan bölgede ‘İsrail’in Tevrat’a dayalı hakkı’ olduğunu” ifadeyle “Hepsini alsalardı iyi olurdu!” diyerek, İsrail’in gerçek niyetini tüm dünyaya ilan etti.

Bilindiği üzere BM’ye ilaveten Umman ve Katar’ın başını çektiği ülkelerin çabalarıyla ABD-İran görüşmeleri bir süredir “aracılı” olarak yürütülüyordu. Son olarak 26 Şubat 2026’da Cenevre’de yapılan görüşmelerde sonuç alınamasa da, haftaya Viyana’da bir diğer görüşme gerçekleştirilecekti. Görüşmeler devam ederken ABD ve İsrail bu sabah İran’ı füzeler ve bombardıman uçaklarıyla vurdular.

Bu kez de ABD ve İsrail “Sağ gösterip sol vurdu!” dense yeridir. Zira Haziran 2025’teki saldırı öncesinde medyada “Netanyahu’nun Witkoff veya Trump’la fikir ayrılığı yaşadığı” yönünde haberler vardı ama İsrail ve ardından da ABD İran’ı vurmuştu. Bu kez de İsrail Başbakanı Netanyahu 11 Şubat 2025’te Beyaz Saray’da Trump’la görüştüğü sırada gene tüm dünyaya duyurulan haber, Trump’ın fikrinin Netanyahu’nun aksine İran’la müzakere yoluyla anlaşmak idi. Türkiye’de de hala var olan “Dostum” Trump’çılar bir kez daha bu habere bel bağladılar…

Oysa İsrail’in bugünkü açıklamalarına göre harekat haftalar önce iki ülke arasında planlanmış, ABD’nin USS Gerald R. Ford uçak gemisi muharebe grubu İsrail’e 27 Şubat’ta ulaştıktan sonra harekatın başlatılması kararı alınmış. İlk uçak gemisi muharebe grubu da daha önce Uzakdoğu’dan Körfez bölgesine intikal etmişti.

ABD, İsrail’e ilaveten bölgedeki üslerine ilave bombardıman uçaklarını, hava/füze savunma füze sistemlerini ve lojistik desteği, uydu istihbaratını da arttırmıştı. Bu arada sözde Pentagon generallerinin “İran’a olası bir harekatla mühimmat stoğunun en fazla 2 hafta yeteceği, bunun bir Çin müdahalesine karşı zafiyet yaratacağı” balonu da uçurulmuştu.

Çatışmanın başlamasının ardından çeşitli ve teyide muhtaç bilgiler servis edildi. Ruhani Lider Hamaney ve Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın öldürüldüğü de söylenenler arasında.

ABD’nin İran Saldırısının Siyasi ve Askeri Hedefleri Neler Olabilir?

Bugüne kadar bir çok açıklamasında olduğu gibi çatışmanın ardından yayınlanan Trump’ın açıklamalarına göre harekatın siyasi hedefi, İran’da rejim değişikliğini gerçekleştirmek. Bu maksatla Devrim Muhafızları ve dini liderlik öne çıkan hedeflerdi. Tabii ki halkı rejime karşı baş kaldırmaya da teşvik etmek de…

Askeri hedefler ise başta İran’ın nükleer çalışma yapılan tesisleri ile balistik füze üretim tesisleri ile füze rampalarının bulunduğu üslerdi. Çatışmanın ilk saatlerinde devlet yöneticilerinin bulunduğu binaların da hedef alındığı bildirildi. Savaşın gidişatına göre İran’ı ekonomik açıdan çökertmek maksadıyla petrol, doğalgaz tesisleri, limanları ve ana kara içerisindeki enerji tesisleri de hedefe konabilir.

Sonuç itibariyle ABD-İsrail haydut devletler ittifakı bir kez daha uluslararası hukuku ayaklar altına aldı. İran misilleme olarak İsrail yanında Irak, Ürdün, Bahreyn ve Katar’daki ABD askeri üslerine füze saldırıları gerçekleştirdi. Hatta İran, bölgedeki tüm ABD ve İsrail tesislerinin de hedef alınacağını bildirdi. Bu durum Körfez Ülkelerinin İran’a cephe almasına sebep olabilir.

Dileriz ki ABD-İsrail haydutluğu İran’da başarılı olamaz. Zira İran’daki rejim değişikliği en hafifiyle 2003’te ABD’nin “Irak’a Özgürlük” harekatının kötü sonuçlarını bile aratabilir. İlaveten yeni bir kitlesel göçe de sebebiyet verebilir. İran’daki olası rejim değişikliği sonucu bölgede İsrail’in çok “Büyük İsrail” projesine daha da pervasız sarılmasını gerektirebilecektir.

Devamında Türkiye de hedefe konacak ilk ülkeler arasında olacaktır. Bu sebeple de Türkiye, İsrail ve destekçilerine karşı daha ciddi  planlar yapmak mecburiyetinde kalacaktır.

Öte yandan savaşın uzun sürmesi Türkiye gibi petrol ve doğalgazda dışa bağımlı ülkelerin ekonomilerini olumsuz etkileyeceği daha ilk günden anlaşılmıştır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER