Reşit Kemal AS – 03 Ocak 2026
“Venezuela kısa sürede devrildi” cümlesi teknik olarak tartışmalı olabilir. Ama bu cümlenin yarattığı hissiyat tartışmasız: Bir ülke, büyük güçlerle karşı karşıya kaldığında, olan bitenin adı ne olursa olsun, geriye kalan şey güvensizliktir. Ve bu güvensizlik, ABD söz konusu olduğunda yeni değil; sadece yeniden hatırlanıyor.
Venezuela yıllardır yaptırımlarla, ekonomik baskıyla, diplomatik yalnızlaştırmayla boğuşuyor. Tanklar sokakta gezmedi belki ama hayat durdu. Para pul oldu. Market rafları boşaldı. Devlet ayakta gibi göründü ama toplum diz çöktü. Modern dünyada “devirme” artık böyle yapılıyor.
İşte asıl mesele de burada:
ABD artık ülkeleri işgal etmiyor; işlevsizleştiriyor.
Demokrasi söylemiyle başlayan süreçler, çoğu zaman ekonomik kuşatmayla devam ediyor. “Halk için” deniyor, fatura halka kesiliyor. Yönetimler hedef alınıyor deniyor, aç kalan yine vatandaş oluyor. Bu tabloyu sadece Venezuela’da değil; Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da da gördük. Yöntem değişiyor, sonuç pek değişmiyor.
O yüzden “ABD’ye güven olmaz” cümlesi bir slogan değil; tarihsel bir birikimin özeti. Washington’un dostlukları kalıcı değil, çıkarları kalıcı. Bugün el sıkışılan ülke, yarın “istikrarsız” ilan edilebiliyor. Dün desteklenen lider, bugün “otoriter” oluveriyor. Kriterler sabit değil; ihtiyaçlara göre ayarlanıyor.
📌Venezuela örneği bize şunu gösterdi:
Bir ülkeyi çökertmek için rejimi devirmeye gerek yok. Ekonomisini kilitlemek, finansal damarlarını kesmek, uluslararası sistemden dışlamak çoğu zaman yeterli oluyor. Sonra da uzaktan “Neden düzelmiyorlar?” diye soruluyor.
Bu noktada asıl sorulması gereken soru şu:
Uluslararası düzen gerçekten kurallara mı dayanıyor, yoksa güce mi?
Eğer kurallar güçlüyü bağlamıyor, zayıfı bağlıyorsa; orada adalet değil, denge vardır. Ve o denge, ilk sarsıntıda bozulur. Bugün Venezuela, yarın başka bir ülke. İsimler değişir, senaryo aynı kalır.
Türkiye açısından çıkarılacak ders nettir. Ne körü körüne düşmanlık ne de safça güven. İlişkiler, romantik değil; temkinli yürütülmelidir. Çünkü dünya artık niyetle değil, kapasiteyle konuşuyor.
Venezuela “devrildi” mi, “dayandı” mı; bu tartışılır. Ama kesin olan şu:
ABD’ye güven meselesi, bir ülkenin değil, bir çağın problemidir.
Ve bu çağda ayakta kalanlar, en çok da kimseye fazla güvenmeyenler oluyor.




YORUMLAR