Ceyhun BOZKURT – 08 Ocak 2026
Değerli Yıldıray Çiçek, Pazartesi günü Türkgün Gazetesi’nde çok kıymetli bir yazı kaleme aldı. Altını çizerek vurguladı:
“Bunun adı ABD adaleti değil; ABD haydutluğu ve terörizmidir. Vietnam’dan Afganistan’a, Irak’tan Libya’ya, Suriye’den günümüze kadar daha birçok yerde ABD’nin hangi müdahalesinde adalet görülmüştür ki, bugün Venezuela üzerinde sergilediği haydutlukta ‘ABD adaleti’ beklensin?”
Evet, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılmasının tek tanımlaması var: Haydutluk ve terörizm.
Ama bunu anlamayanlar veya bilinçli olarak bunu dezenformasyonla anlatmak isteyenler var.
Neymiş, Maduro halkına eziyet ediyormuş.
Neymiş, Maduro’nun meşruiyeti yokmuş.
Neymiş, seçildiği seçimlerin katılım oranı düşükmüş.
Neymiş, halkını açlığa sürüklemiş.
Dünyanın ve Türk milletinin tepkisini kırmak için önce “Evet ABD’nin yaptığı uluslararası hukuka uygun değil” diye başlıyorlar ve ardından bir “ama” kelimesini araya sokuşturup aktardığım cümleleri devam ediyorlar.
Aynı Zihniyet, Aynı Söylem
Bunları söyleyenlerin tamamına yakını ABD adına bilinçli olarak dezenformasyon yapıyorlar. Bunu söyleyenlerin tamamına yakını emin olun ABD destekli Fetullahçı teröristler 15 Temmuz’da başarılı olsaydı “Evet darbe kötüdür ama Erdoğan da şöyle kötüydü, böyle kötüydü” diyerek dezenformasyon üretecekti. Çünkü meselelere asla Ankara’dan bakmayı öğrenemediler. Onlar gözünü Washington’a çevirmiş “Patron ne derse o” diyecek kadar kaderlerini dünyanın haydut ve terörist devletiyle birleştirmiş durumdalar.
Bunlardan bazıları bu bağı inkar etmiyor ve Türkiye’nin geleceğinin ABD’nin ardına konumlanmak olduğunu, böyle kazanacağımızı, ABD’yi karşımıza alırsak kanamayacağımızı ileri sürüyorlar. Bu dürüstçe bir yaklaşım. Hiç değilse saflarını biliyoruz.
Ama medyada bazıları var ki, çok sinsice bizden görünüp düşmana hizmet ediyorlar. Çıkıyorlar, Türkiye bağımsızlık adımları attığında bizimle birlikte seviniyorlar vs. Ama ne zaman ki Amerikan saldırganlığı başlıyor, sinsice ait oldukları yere hizmet ediyorlar.
ABD’nin “Seçkin Elit” Stratejisi
Brzezinski, bilinen çalışması Büyük Satranç Tahtası’nda, ABD’nin geçen yüzyılda önemli bir şeyi başardığını, ülkelerde kendisine bağlı seçkin elitler oluşturduğunu söylüyor. Evet, gerçekten de her ülkede iş dünyasında, siyasette, akademine, bürokraside, kültür-sanat alanında, medyada vb. alanlarda kendi kültürüne, siyasetine, ekonomisine bağlı unsurları oluşturdu. Bunları besledi ve besledikçe de kendine daha çok bağladı.
İşte sözünü ettiğim kesimler bu yapılanmalar içindeydi.
Benzer durum Venezuela için de geçerliydi.
Geçmiş yüzyılda ABD ile bağlantılı çalışan işbirlikçi sermaye, Venezuela ekonomisine ABD ile ortak operasyonlar çekti. Piyasaya mal vermedi, işsizliği körükledi.
Önce Chavez ardından Maduro diktatör olsaydı, bunların hepsini bir gecede toplar, gerekeni yapardı. Ama her şeyi hukuk çerçevesinde yapmaya çalıştı.
Evet, Venezuela ekonomisi sıkıntılıydı. Çünkü yıllardır, ABD’nin ve Venezuela’nın işbirlikçi sermayesinin operasyonlarına maruz kalıyordu. Yıllar boyunca ambargo ve yaptırım baskısı altında kalan bir ülkenin ekonomisini yönetmek kolay değildi.
Ama bizdeki hain takımı, ambargo-yaptırım uygulayan ABD’yi “Sen kimsin ki bir ülkeyi baskılıyorsun” diye eleştirmek yerine “Ama Maduro da halkını perişan etti” diye konuştular.
Bunları iyi tanıyın.
Tanıyın ki, gelecekte aynı saldırıyı bize de yapmaya kalkmasınlar.




YORUMLAR