Reşit Kemal AS – 23 Ocak 2026
Volodimir Zelenskiy’nin sözleri bir sitemden fazlasını taşıyor; bu, Avrupa’ya tutulmuş sert bir ayna. “Avrupa büyük bir güç değil” ifadesi, yalnızca askeri ya da ekonomik kapasiteye dair bir tespit değil, daha derin bir siyasi ve ahlaki boşluğun ifşası. Zelenskiy aslında şunu söylüyor: Avrupa güçlü olabilir, ama güçlü olmayı seçmiyor.
Avrupa Birliği, tarihsel olarak insan hakları, özgürlükler ve hukukun üstünlüğü söylemi üzerine inşa edilmiş bir yapı. Ancak Ukrayna savaşı, bu söylemin pratikte ne kadar kırılgan olduğunu açık biçimde ortaya koydu. Kıtada onlarca başkent, yüzlerce zirve, binlerce sayfalık bildiri var; fakat net, hızlı ve caydırıcı bir irade yok. Zelenskiy’nin gözünden bakıldığında Avrupa, iyi niyetli ama kararsız; zengin ama ürkek; ahlaki olarak haklı ama siyasi olarak çekingen.
Avrupa hala stratejik bir aktör gibi değil, krizlere tepki veren bir “koordinasyon alanı” gibi davranıyor. ABD liderlik ederken uyum sağlayan, ABD geri çekildiğinde ise yönünü kaybeden bir yapı bu. Zelenskiy’nin Trump vurgusu bu nedenle önemli. Trump’ı sevmek ya da sevmemek meselesi değil bu; Trump, Avrupa’ya acı bir hakikati hatırlatıyor: Washington’un öncelikleri değiştiğinde, Avrupa kendi başına kalıyor.
“Trump değişmeyecek” cümlesi aslında Zelenskiy’nin çaresizliğini özetliyor. Çünkü bu, yalnızca bir ABD başkanına değil, Amerikan siyasetinin genel yönelimlerine dair bir tespit. ABD, küresel güvenliğin maliyetini tek başına üstlenmek istemiyor. Avrupa ise bu maliyeti paylaşmaya hazır olmadığı gibi, kendi savunma mimarisini kurmak konusunda da isteksiz.
Sonuç: Güvenliğini başkasına havale etmiş bir kıta.
Zelenskiy’nin köşeye sıkışmış görünmesi tesadüf değil. Ukrayna, Avrupa’nın sınırlarında verilen bir varoluş savaşı yürütüyor ama bu savaş, Avrupa başkentlerinde haka “uzak bir kriz” gibi algılanabiliyor. Enerji fiyatları, iç siyaset dengeleri, aşırı sağın yükselişi… Hepsi, Ukrayna’ya verilen desteğin önüne set çekiyor. Avrupa kamuoyu yorgun; liderler ise risk almaktan kaçınıyor.
Buradaki trajedi şu: Avrupa, küresel bir güç olmak istemiyorsa bile, küresel sonuçları olan kararlar almaktan kaçamaz. Ukrayna’da kaybedilen sadece toprak değil; Avrupa’nın caydırıcılığı, inandırıcılığı ve değerler siyaseti de masada. Zelenskiy’nin sert sözleri, bir müttefikin sitemi olduğu kadar, yaklaşan bir kopuşun da habercisi olabilir.
Belki de ,Avrupa gerçekten “özgürlüğü savunmak” istiyor mu, yoksa bu söylem sadece rahat zamanların lüksü müydü? Kriz derinleştiğinde, bedel ödemek gerektiğinde bu değerler hala geçerli mi?
Zelenskiy, Avrupa’dan mucize istemiyor. Netlik, hız ve kararlılık istiyor. Avrupa ise hala uzlaşmanın, ertelemenin ve bekle-gör siyasetinin arkasına saklanıyor. Güzel ama parçalanmış olmanın bedeli tam da bu: Kimse sizi gerçekten dinlemiyor.
Avrupa, küresel bir güç olmadığı için değil; olmayı reddettiği için kenarda kalıyor.




YORUMLAR