Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

Avrupa’nın Washington Merkezli Gündeme Sıkışması, Kiev’de Yalnızlık Hissini Derinleştiriyor

Reşit Kemal AS – 17 Şubat 2026

 

 

Küresel medya haftalardır Washington merkezli bir soruya kilitlenmiş durumda: Trump ne diyecek, nasıl bir pozisyon alacak, Avrupa buna nasıl cevap verecek?

Ancak kameralar Batı başkentlerine dönmüşken cephede bambaşka bir gerçek yaşanıyor. Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmalar artık yalnızca dron saldırılarıyla sınırlı değil. Şehir merkezleri ağır bombalarla hedef alınıyor. Savaş, daha sert ve daha yıkıcı bir evreye girmiş durumda.

Diplomasi konuşulurken, sahada tonaj artıyor.

Savaşın Karakteri Değişiyor

İlk aşamada teknoloji odaklı bir savaş izledik. Dronlar, hassas vuruşlar, altyapı sabotajları ve psikolojik üstünlük hamleleri ön plandaydı. Şimdi ise ağır bombardıman ve şehir içi çatışmalar dikkat çekiyor.

Bu değişim iki şeyi gösteriyor:

 

Birincisi, taraflar kısa vadede belirleyici bir askeri üstünlük sağlayamadı.

İkincisi, yıpratma savaşı daha sert araçlarla sürdürülüyor.

 

Şehir merkezlerinin hedef haline gelmesi, savaşın yalnızca askeri değil siyasi maliyetini de artırıyor. Çünkü sivil kayıplar arttıkça uluslararası baskı yükseliyor; fakat aynı zamanda tarafların geri adım atma alanı daralıyor.

Enkaz büyüdükçe barış zorlaşıyor.

Avrupa Trump ile Meşgulken

Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri bir yandan savunma bütçelerini artırma tartışması yürütürken, diğer yandan olası bir Trump yönetiminin Ukrayna politikasını nasıl şekillendireceğini hesaplıyor.

Bu durum stratejik bir dikkat dağınıklığı yaratıyor.

ABD seçim atmosferine girerken Avrupa kendi güvenlik mimarisini sorguluyor. Fakat savaş beklemiyor. Cephe hattındaki gelişmeler seçim takvimine göre ilerlemiyor.

Avrupa’nın Washington merkezli gündeme sıkışması, Kiev’de yalnızlık hissini derinleştirmiş olabilir.

Zelenskinin Yeni Diplomatik Arayışları

Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenski son dönemde daha esnek ve çok yönlü bir diplomasi izliyor. Avrupa Birliği üyelik sürecinin ağır ilerlemesi ve güvenlik garantilerinin netleşmemesi, Kiev’i alternatif kanallar aramaya yöneltiyor.

Trump’a daha sempatik görünme çabası bu bağlamda okunabilir. İran muhalefetiyle temas kurulması da Washington’daki siyasi dengelere mesaj verme arayışının bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Bu hamleler, Ukrayna’nın sadece askeri değil siyasi cephede de alan açmaya çalıştığını gösteriyor. Ancak her diplomatik manevra yeni riskler içerir.

Savaş uzadıkça tarafların manevra alanı daralıyor.

Rusyanın Sahadaki Baskısı

Moskova ise zamanın kendi lehine işlediğini düşünüyor olabilir. Enerji gelirleri, askeri üretim kapasitesi ve Batı’daki siyasi bölünmeler Kremlin’e stratejik bir sabır imkanı tanıyor.

Ağır bombardıman tercihinin artması, askeri baskıyı yükselterek müzakere masasını daha avantajlı kurma isteğinin göstergesi olabilir.

Ancak bu strateji uzun vadede Rusya için de maliyet üretmeye devam ediyor.

Türkiye Nerede Duruyor?

Tam da bu karmaşık tabloda Türkiye’nin pozisyonu yeniden önem kazanıyor.

World Of Türkiye’de yapılan analizlerin işaret ettiği gibi, Türkiye sadece bölgesel bir aktör değil; küresel krizlerde denge unsuru olma kapasitesine sahip bir ülkedir.

Savaşın ilk döneminde İstanbul’da yürütülen görüşmeler, tahıl koridoru girişimi ve her iki tarafla da açık tutulan diplomatik kanallar Ankara’nın eşsiz konumunu ortaya koydu. Türkiye hem NATO üyesi hem Rusya ile diyalog kurabilen bir ülke. Bu ikili kimlik, kriz zamanlarında stratejik avantaja dönüşüyor.

Rusya Batı başkentlerine güvenmiyor.

Ukrayna ise güvenlik garantisi olmadan masaya oturmak istemiyor.

Bu çıkmazı aşabilecek ara formüller ancak güvenilir bir merkezde üretilebilir.

Barışın Olası Adresi

Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş ne zaman sona ererse ersin, kalıcı barış için güvenilir bir merkez gerekecek.

Avrupa taraf konumunda.

ABD seçim sathında.

Rusya Batı’ya mesafeli.

Bu denklemde tarafların konuşabileceği, güvenlik kaygılarını anlayabilecek ve siyasi çözüm üretebilecek nadir başkentlerden biri Türkiye’dir.

Barış masası bir gün yeniden kurulacaksa, adres sürpriz olmayabilir.

Ve o merkez, büyük ihtimalle Türkiye olacaktır.

Bugün dünya Trump’ın açıklamalarına odaklanmış olabilir. Avrupa kendi iç güvenlik mimarisini tartışıyor olabilir. Zelenski yeni diplomatik temaslar arıyor olabilir. Rusya sahada baskıyı artırıyor olabilir.

Fakat savaşların kaderi eninde sonunda masada belirlenir.

Şehirler yanarken diplomasi sessiz kalabilir; ama tamamen susmaz. O sessizlik bir gün yeniden söz üretir.

O sözün hangi başkentte yankılanacağı sorusu ise giderek daha net bir cevaba yaklaşıyor: Ankara.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER