Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

Bulgaristan, Karadeniz’e Açılan Kapı, Balkanların Kilidi, AB İle Rusya Arasında Sıkışmış Bir Geçiş Hattı… Enerji Koridorları, Askeri Lojistik, İstihbarat Trafiği ve Siyasi Nüfuz Mücadeleleri Açısından Fazlasıyla “Stratejik” Bir Ülke

Reşit Kemal AS – 21 Ocak 2026

 

Dünya gündemi bugün hiç olmadığı kadar gürültülü. Ukrayna savaşı, Gazze krizi, ABD seçimleri, Trump–NATO gerilimi, Çin–Tayvan hattı… Manşetler büyük, sesler yüksek. Tam da bu yüzden bazı gelişmeler sessizce yaşanıyor; kameraların çevrilmediği, ama uzun vadede çok daha derin sonuçlar doğurabilecek gelişmeler. Bulgaristan’da yaşanan siyasi sarsıntı da bu “sessiz fırtınalardan” biri.

Resmi açıklamalara bakıldığında tablo tanıdık: siyasi tıkanma, yolsuzluk iddiaları, reform yorgunluğu, koalisyon krizleri… İstifa, sistemin olağan bir refleksi gibi sunuluyor.

📌Gerçekten bu kadar basit mi?
Yoksa Bulgaristan’daki istifa, daha büyük jeopolitik hesapların küçük ama kritik bir parçası mı?

Bulgaristan, harita üzerinde küçük görünebilir ama bulunduğu yer büyük güçlerin iştahını kabartır. Karadeniz’e açılan kapı, Balkanların kilidi, AB ile Rusya arasında sıkışmış bir geçiş hattı… Enerji koridorları, askeri lojistik, istihbarat trafiği ve siyasi nüfuz mücadeleleri açısından fazlasıyla “stratejik” bir ülke. Böyle bir coğrafyada yaşanan hiçbir siyasi kriz yalnızca iç dinamiklerle açıklanamaz.

Son yıllarda Bulgaristan siyaseti, sürekli bir istikrarsızlık hali içinde. Hükümetler kısa ömürlü, koalisyonlar kırılgan, sokak siyaseti yorgun. Bu tablo, dış baskılara fazlasıyla açık bir zemin yaratıyor. AB reform talepleri, NATO beklentileri, Rusya ile mesafeye dair dayatmalar… Her biri farklı bir yönden bastırıyor. Sonuçta liderler, kendi kamuoylarıyla dış aktörler arasında sıkışıp kalıyor.

İstifanın perde arkasında konuşulan ama yüksek sesle dile getirilmeyen ihtimaller var. Enerji politikalarında yaşanan gerilimler, özellikle Rus gazına bağımlılık meselesi. Ukrayna savaşı sonrası artan “tarafını seç” baskısı. Yolsuzlukla mücadele söylemi altında yürüyen güç tasfiyeleri. Ve elbette, Batı’nın Balkanlar’da “daha uyumlu” yönetimler arayışı. Bunların hiçbiri tek başına belirleyici olmayabilir; ama hepsi bir araya geldiğinde istifayı kaçınılmaz kılan bir atmosfer oluşturur.

Burada dikkat çekici olan, uluslararası kamuoyunun bu gelişmeye gösterdiği ilgisizliktir. Çünkü Bulgaristan’daki kriz, bir patlama şeklinde değil; yavaş yavaş, sessizce ilerliyor. Ne tanklar sokakta, ne sert açıklamalar var. Ama tam da bu sessizlik, yaşananların “kontrollü” olduğu izlenimini güçlendiriyor. Sanki bir düğmeye basılmış ve süreç kendi haline bırakılmış gibi.

Asıl tehlike de burada yatıyor. Sessiz istifalar, yüksek sesli devrimlerden daha kalıcı sonuçlar doğurur. Bir lider gider, bir hükümet düşer ama yerine gelen yapı çoğu zaman daha dar bir manevra alanına sahip olur. Bağımsızlık söylemi zayıflar, dışa bağımlılık artar. Halk ise “zaten bir şey değişmiyor” duygusuyla siyasetten biraz daha kopar.

Bulgaristan’daki istifa, sadece bir ülkenin iç meselesi değildir. Bu, küresel satranç tahtasında küçük ama anlamlı bir hamledir. Dünya büyük krizlere odaklanmışken, asıl oyunun bazen arka masalarda oynandığını bir kez daha hatırlatır bize.

Bulgaristan’da kim istifa etti değil, hangi politikalardan vazgeçildi, hangi dengeler yeniden kuruldu ve kimler bu sessizlikten kazançlı çıktı?

Cevaplar manşetlerde değil, satır aralarında gizli.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER