Fatih ÜNLÜ – 10 Nisan 2026
Cumamız mübarek ve bereketli olsun.
Bugünkü notlarımızda önce zulmünün zalimi ne kadar çabuk çarptığına biraz değinecek sonra güzel dualar ile yedi güzel zikre dair bazı notları sizlerle paylaşacağız.
Malum, İsrail’in ve ABD’nin İran’a saldırmasıyla başlayan savaşta kırılgan da olsa 14 günlük bir ateşkes ilan edildi. Savaşta olduğu gibi ateşkeste de en sıkıntılı ve en zayıf nokta Netanyahu ve destekçilerinin şahıslarında vücut bulan Siyonizm’in sapkın hırsları.
Hızla girdiği bu savaşta umduğunu bulamayan Netanyahu ve ekibi hemen ateşkesin ilan edildiği gün Lübnan’a 254 insanın vefat ettiği bir yoğun bir saldırı başlattı. Düşününce, özellikle yakınlar için ne büyük bir kayıp, ne büyük bir acı.
Netanyahu sebep olarak Lübnan ateşkese dâhil değil diyor. Oysa arabulucu olan Pakistan Başbakanları Şahbaz Şerif düzeyinde Lübnan dâhil her yerde ateşkesin olduğunu ilan etmişti. Trump da önce Lübnan da dâhil derken sonra anlaşılan yine Siyonist Lobinin tesiriyle ekibiyle birlikte Lübnan ateşkese dâhil değil demeye başladılar.
Malum, ateşkes demek görüşülen konuda çatışmaların olduğu her yerde silahların susması demek. İran ve onu destekleyen tarafların ateşi kesmesi karşılığında ABD’nin ve İsrail’in de saldırıda bulundukları her yerde ateşi kesmeleri beklenir. Aksi hüküm altına alınmadığı sürece bu böyledir.
Diğer türlüsü zaten ateşkes vesilesiyle İran’dan gelecek füzelerden kurtulacağı için rahat bir nefes alacak olan İsrail’e Lübnan’ı kurban olarak vermek demek olur. Böyle bir şey de ne insani değerlere ne de diplomasinin inceliklerine sığar. Böyle bir şeyi iddia etmek ancak art niyete, “süreci baltalama” eğilimine ve gücünün yettiğine zulmetmenin bir hayat tarzı haline getirildiğine işaret eder. Ama…
Zulüm Asla Cezasız Kalmaz
Ayet-i Kerimelerden ve Hadis-i şeriflerden mülhem birçok güzel sözde de ifade edilir: Yönetimler küfürle bile bir süre idame edebilirler ama zulümle asla payidar olamazlar.
Düşünün daha iki yıl önce her istediğini yapan ve dokunulmaz gibi görünen Netanyahu ve ekibi Gazze’li çocukların ve masumların ahlarıyla şimdi bütün dünyaya rüsva oldular. Dünyayı ateşe atabilecek dengesiz sapkın figürler oldukları anlaşıldı ve vaad edilmiş topraklar diye sanrıladıkları yerlerde İsraillileri (vaad edilmiş) tünellere kapatan kişiler durumuna düştüler. Ben Gvir’e kendi vatandaşlarının bile ne kadar kızdıklarını ve dönem dönem Netanyahu’nun ne kadar acze düştüğünü hatırlayalım. Hırsları dinmez ve zulme devam ederlerse, cezaları da devam eder.
Çünkü bu Kâinatın her şeyi Bilen ve Sonsuz Merhametli olan bir Sahibi vardır. Allah imtihan dünyasında bazı şeylere mühlet verir ama zulme asla. “Allah imhâl eder – mühlet verir ama asla ihmal etmez.” Zalim de cezasını en tezinden görür.
Âlemlerin Rabbi Allah Azimüşşan Var.
Evet, iyilik yaptığımızda çoğaltan, hata yaptığımızda pişmanlık ve tövbe nasip eden, ne kadar düşsek bize hep yeniden yardım eden, hatamıza değil iyiliğimize bakan Yüce bir Varlık var. Rabbimiz, Âlemlerin Rabbi Allah azimüşşan var.
Zamanları düzelten Sen’sin Rabbim!
Zamanı hayırlı vakitlere, hâlleri en güzel hâllere çevir Rabbim!
Allah’ın Adıyla vakitler nurlandı
Üstad anlatıyor:
Bizi yaratan ve yaşatan Rabbimizi zikretmenin her türü güzeldir arkadaşlar. Bugün bana çok tesir eden yedi güzel zikri sizinle paylaşmak istiyorum. Siz bunları zaten benden daha iyi biliyorsunuz da, tekrarı inşaAllah başta ben hepimiz için ihyaya vesile olur:
Allah – Ya Allah
Allah her şeyin evveli ve ahiridir.
Bu yüce zikri temiz bir kalple, ihlasla ve yalnız Allah’ın Varlığının mutlak olduğunu bilerek yapmak insanı ta Alayı İlliyyine çıkarabilir.
Bir yönüyle insanın zikre, Allah’ı anmaya nefes almak gibi sürekli ihtiyacı vardır. Mealen Kuran-ı Kerim’in yüce hükmüdür:
“Biliniz ki kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur – tatmin ve huzur bulur.” (Ra’d Suresi, 28)
Allah’ın adıyla vakitlere bereket geldi.
Allah’ın Adıyla vakitler nurlandı.
Ya Allah – Ya Rahman – Ya Rahim!
Rabbimizin 99 Esmaül Hüsna ve ötesi birçok güzel İsmi ve Sıfatı vardır. Ve bunlar arasında bize en önce Rahman ve Rahim olduğunu bildirmiştir. Bize ilkin Rahman ve Rahim – Esirgeyen, Bağışlayan, Koruyan, Affeden, Sonsuz Merhamet Sahibi olduğunu ve “Rahmetinin Gazabını geçtiğini” müjdelemiştir Rabbimiz.
Bunlar da zaten hayatın zorlu yollarındaki asıl ümit ve sığınaklarımızdır.
Bismillah – Allah’ın Adıyla
Her bir işe ihlasla, Allah’ın Adıyla başlayınca her yön hayra döner ve geçmiş ve gelecek nurlanır.
Neden ihlasla? Çünkü en güzel zikri yaparken bile kalbimizi veremiyorsak, dilimiz kalbimizden uzak duruyorsa, söylediğimiz o Yüce Söz bizden ayrı kalır, bizden olamaz ve bu yüzden de tesir etmez. Sana ait olmayanın hayrı sana dönmez.
Fakat biraz bile olsa hakiki bir yöneliş varsa, o ayrı. Allah birimizi bin eder. Allah eksik te olsa kalpten O’na yönelişlerimizi sever. Bu Allah’ı Bir ve Yegâne Rabbimiz bildiğimizin de bir işaretidir.
Bu güzel zikir hem Bismillah olarak hem de tam haliyle Bismillahirrahmanirrahim olarak yapılabilir.
Estağfirullah
Yaptığım ve yapabileceğim bütün hatalar için Allah’tan bağışlanma dilerim.
Allah’a sığınmadan, Estağfirullah ile Rabbimden mağfiret dilemeden hatalara ne kadar açık hale geldiğime sayısız kez şahit olmuşumdur. Ve gereğince Allah’a sığındığımda nice felaketlerden korunduğuma da.
Kuluz, büyük bir imtihandayız. Büyük veya küçük hatasız günümüz nadir. Estağfirullah zikri, geçmiş günahlar için Allah’tan bağışlanma dilemenin yanı sıra yeni hatalardan ve günahlardan da Allah’a sığınmadır. Estağfirullah bazen ok yağmuru gibi üzerimize gelen birçok şerre karşı kalkan gibidir. Tövbe ile artık çoğu şer sana ulaşamaz ve ihlasına göre önemli ölçüde korunursun. İsabet eden de o büyük zararı veremez.
Estağfirullah Allah’ın zor bir imtihan için Yeryüzüne gönderdiği kullarına en büyük yardımlarından birisidir. İmtihan zordur, çünkü dağlar bile emaneti yüklenmekten çekinmiştir. İmtihan kolaylaşır, çünkü biraz yönelişle Allah’ın Yardımı hep bizimledir.
İşte Estağfirullah günahların yükünden, hataya meyilli hallerin giderilmesine, geçimsizlikten rızık darlığına kadar birçok hâlde Allah’ın yardımına vesiledir.
Bir gün bir sahabe-i kiram eşine karşı çabuk sinirlendiğinden ve bazen kırıcı sözler söylediğinden bahisle Peygamberimiz aleyhisselamdan tavsiye ister.
Peygamberimiz aleyhisselam da “İstiğfar ile aran nasıl?” buyururlar. Buradan şunu anlıyoruz: Çok istiğfar çekmenin, Allah’tan af ve mağfiret dilemenin insanın başkalarına karşı kırıcı olmamasına da faydası vardır.
Estağfirullah zikri Allah’a sığınmayı ifade ettiği için samimiyeti ölçüsünde insanı hatalardan uzaklaştırır.
Diyelim, çiçeğimize su vermeyi unutuyorsak bunu daha kolay hatırlar ve yaparız. Önemli bir vazifemizi ihmal ediyorsak, bunu telafi ederiz. İnsanlara karşı nobransak düzelir, tembelleşmişsek gayrete geliriz, rızkımız da daraldıysa genişler.
Biz de Estağfirullah konusunda sonsöz olarak şunu arz edelim:
İnsan hem hayır hem de hata yapmakta çok kapasiteli bir varlıktır. Şeytanlar ve avanesi insana hayrı unutturmaya ve yanlışa yaklaştırmaya çalışırken insandaki temiz yaratılış ve hayırlı varlıklar da insanı hayra çağırırlar.
Biz de bu zorlu yolda hayatın türlü yüklerinden Allah’a sığınmakla kurtulur ve hayrın çağrısına açık hale geliriz.
Ayeti Kerime’de mealen buyurulur:
“Sen içlerinde olduğun müddetçe Allah onlara azap etmez, tövbe edip dururlarken de Allah onlara azap edecek değildir.” (Enfal Suresi, 33)
Peygamberi Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Bir kimse istiğfarı dilinden düşürmezse, Allah Teâla ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rızık verir.”
Hz. Ali’nin (Kerremallahu vecheh) belirttiği üzere Peygamberimiz aleyhisselamın vefatından sonra yeryüzündeki en büyük emân – en büyük güvence istiğfardır.
Elhamdülillah
Ulaşabileceğimiz bunca nimet var. Bize yetecek her şeyimiz var Elhamdüllillah. Nefes alabiliyoruz, isteyebiliyoruz, gayret edebiliyoruz, başarabiliyoruz. Yiyecek rızkımız, içecek suyumuz var. Bazen türlü türlü, bazen mütevazı bunların hepsi olağanüstü değil mi? Allah’a sonsuz şükürler olsun. Bunların ne kadar olağanüstü olduğunu bulamadığımız zamanlarda anlarız. Allah o noktaya gelmeden bilebilmeyi nasip eylesin. Allah kalan nefeslerimizi hayırda harcatsın.
Lâ ilahe illallah.
Yerlerde ve göklerde, ezelde ve ebedde “Allah’tan başka ilah yoktur.” Bu hakikati enfüs ve afakta yâd etmek varlığımıza en iyi gelen hâldir. Bu zikrin mütemmi de başta Hatemül enbiya Hz. Muhammed aleyhiselam, büyün Peygamberelere v e Allah’ın gönderdiklerine imandır.
İşte günümüz La ilahe illallah ile nurlandı.
Günümüz ve ömrümüz Tevhid zikri ile felah buldu – kurtuldu.
Lâ ilahe illallah.
Allah’a emanet olun.


YORUMLAR