Ersoy DEDE – 31 Ocak 2026
Dünya yeni bir eşikten geçiyor.
Silahların gölgesinin diplomasinin önüne düştüğü, tehdit dilinin müzakerenin yerini almaya zorlandığı bir dönem bu. Haritalar değişmiyor belki ama denge noktaları kayıyor. İşte böyle zamanlarda bazı ülkeler kenara çekilir, bazıları bağırır, bazıları ise masayı kurar. Türkiye bugün üçüncü gruptadır.
ABD ile İran’ı müzakere masasına çağıran Türkiye, aslında bir gerilimi değil, bir medeniyet refleksini temsil ediyor. Bu çağrının altına imza atan isim ise tesadüfi bir diplomat değil; devletin hafızasını, sahayı ve masayı aynı anda okuyabilen bir aklın temsilcisi..
Hakan Fidan.. Bu yazı, bir övgü metninden ibaret değildir. Bu yazı, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini, diplomaside nasıl bir ağırlık kazandığını ve neden bugün dünyanın Türkiye’yi dinlemek zorunda kaldığını anlatan bir tarihsel kayıttır.
Türkiye’nin Diplomatik Kodları: Bu Coğrafyada Yaşayıp Tarafsız Kalmak Zor İş
Ortadoğu, tarafsızlık kaldırmaz. Ya bir tarafın aparatı olursunuz ya da bütün tarafların konuşabildiği tek adres. Türkiye ikinci yolu seçti. Bu kolay bir yol değildi. Bedeli oldu, baskısı oldu, yalnız bırakıldığı anlar oldu.
Ama Türkiye şunu hiç kaybetmedi:
Kendi kararını kendi verme iradesini.
Hakan Fidan’ın “askeri seçenekler çözüm değildir” vurgusu, pasif bir temenninin değil; Irak’tan Suriye’ye, Libya’dan Yemen’e kadar uzanan acı tecrübelerin süzülmüş sonucudur. Türkiye savaşın ne getirdiğini bilen bir ülkedir. Göçü, terörü, ekonomik dalgalanmayı, toplumsal sarsıntıyı bizzat yaşayan bir devlettir.
Bu yüzden Ankara konuşurken, romantik değil gerçekçi konuşur.
Devlet Hafızası Olmadan Diplomasi Olmaz
Bugün dünyada pek çok ülke vardır ama çok azının devlet hafızası vardır. Türkiye bu azınlıktadır.
- Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan diplomatik gelenek,
- Soğuk Savaş’ta denge siyaseti,
- 2000’lerden itibaren çok boyutlu dış politika,
Bunların hepsi bugünkü Türkiye’nin diplomatik reflekslerini şekillendirdi. Hakan Fidan bu geleneğin modern temsilcisidir. Onun diplomasisi kişisel değil, kurumsaldır. Günü kurtarmaya değil, yarını inşa etmeye yöneliktir.
İstihbarat Kökenli Diplomasi: Masaya Kör Oturmaz
Hakan Fidan’ı klasik dışişleri figürlerinden ayıran en önemli fark şudur:
Masaya bilgiyle oturur.
Bu, sezgiyle değil veriyle konuşan bir diplomasi anlayışıdır. Kim neyi neden söylüyor, hangi çıkış hangi krizi tetikler, hangi cümle hangi hattı yakar… Bunların hesabı yapılmadan tek kelime edilmez.
O yüzden Fidan’ın çağrıları sert değildir ama etkilidir. Kimseye parmak sallamaz ama herkes ne demek istediğini anlar.
ABD–İran Gerilimi ve Türkiye’nin Özgün Konumu
ABD–İran hattı, son kırk yılın en kırılgan fay hatlarından biridir.
Her tırmanışta:
- Petrol fiyatları yükselir
- Bölge gerilir
- Vekâlet savaşları kızışır
- Terör örgütleri alan bulur
Türkiye bu zincirin ilk etkilenen halkasıdır. O yüzden Ankara’nın sessiz kalma lüksü yoktur. Ama Ankara bağırmaz. Ankara denge kurar..
Hakan Fidan’ın çağrısı, iki tarafa da şunu söylemektedir:
“Bu savaşın kazananı yok, ama faturası çok ağır.”
Bu cümleyi herkes kurabilir. Ama herkesin sözü aynı ağırlıkta değildir. Türkiye’ninki ağırdır. Çünkü sahadadır, çünkü arabulucudur, çünkü güvenilirdir.
Yeni Dünya Düzeninde Türkiye’nin Yeri
Bugün dünya tek kutuplu değildir. Çok kutuplu, dağınık ve kırılgandır. Bu dünyada köprü ülkeler önemlidir. Türkiye artık sadece bir köprü değil; denge kolonudur.
- Karadeniz’de
- Kafkasya’da
- Ortadoğu’da
Türkiye devre dışı bırakıldığında kriz derinleşiyor. Dahil olduğunda ise çözüm ihtimali artıyor. Bu tesadüf değildir. Bu, yıllar içinde inşa edilmiş diplomatik güven sermayesidir.
Sonuç: Gürültü Değil, Ağırlık Kazandırır
Bugün diplomaside kazananlar yüksek sesle konuşanlar değil; doğru zamanda doğru cümleyi kurabilenlerdir. Türkiye bunu başarıyor. Hakan Fidan bu başarının yüzüdür ama arkasında devlet aklı vardır.
Türkiye bugün şunu yapıyor:
Savaşı teşvik etmiyor,
Tehdide alkış tutmuyor,
Ama masayı da terk etmiyor.
Bu bir meziyettir.
Bu bir güç göstergesidir.
Ve bu, devlet olmanın en rafine halidir.
Tarih şunu yazar:
Bazıları ateşi büyüttü.
Bazıları kenara çekildi.
Türkiye ise masayı kurdu.
Ve bu masada, sükûnetle ama kararlılıkla konuşan bir isim vardı:
Hakan Fidan.



YORUMLAR