Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

Dijital Dünya Bize Hız Vaat Etti. Ulaşılabilirlik, Konfor, Sınırsız Bilgi… Hepsi Doğru. Ama Bu Hızın Bir Bedeli Var: Durmayı Unuttuk

Reşit Kemal AS – 18 Ocak 2026

 

Bir zamanlar teknoloji, insan hayatını kolaylaştırmak için vardı. Şimdi ise sanki insan, dijital dünyanın devamlılığını sağlamak için var. Sabah uyanır uyanmaz telefona uzanan bir el, gece uyumadan önce son kez ekrana bakan gözler… Gün artık güneşle değil, bildirim sesiyle başlıyor.

Dijital dünya bize hız vaat etti. Ulaşılabilirlik, konfor, sınırsız bilgi… Hepsi doğru.

Ama bu hızın bir bedeli var: durmayı unuttuk.

Düşünmek için zaman ayırmayı, sessizliği dinlemeyi, yüz yüze bakarak konuşmayı kaybettik. Parmaklarımız çok hızlı ama zihnimiz derinleşemiyor. Her şey “anlık” ve yüzeyde.

Sosyal medya, insanın kendini ifade etme alanı olarak sunuldu. Oysa zamanla bir vitrine dönüştü. İnsanlar artık yaşadıkları anı değil, paylaşılabilir halini önemsiyor. Mutluluk yaşanırken değil, beğeni geldiğinde hissediliyor. Değer, içerikten değil; etkileşim sayısından ölçülüyor. Böyle bir düzende insan, özne olmaktan çıkıp veri haline geliyor.

Dijital dünyada kaybolan şey yalnızca zaman değil, vicdan, sabır ve empati de yavaş yavaş siliniyor. Ekran arkasında herkes cesur, herkes haklı, herkes öfkeli. Karşımızdakinin bir insan olduğunu unuttuğumuz anda, kelimeler silaha dönüşüyor. Linç kültürü, algoritmalarla beslenen bir öfke ekonomisine hizmet ediyor. Çünkü öfke daha çok tıklanıyor.

Dijital dünya artık bizi izlemiyor, bizi şekillendiriyor. Ne okuyacağımıza, neye güleceğimize, neye kızacağımıza karar veren görünmez sistemler var. Tercih ettiğimizi sanıyoruz ama çoğu zaman sadece önümüze konulanı seçiyoruz. Özgürlük, seçenek bolluğu sanılırken aslında yönlendirilmiş bir konfor alanına sıkışıyoruz.

Peki insan bu tabloda nerede? İnsan hala merkezde mi, yoksa sistemin sürdürülebilirliği için gerekli bir unsur mu?

Ürettiğimiz içeriklerle, verdiğimiz tepkilerle, bıraktığımız dijital izlerle devasa bir mekanizmayı besliyoruz. Karşılığında ise dikkat dağınıklığı, yalnızlık ve sürekli bir eksiklik hissi alıyoruz.

Dijital dünya kötü mü? Hayır. Sorun araçta değil, amaçta. Teknoloji insan için olduğunda anlamlıdır. İnsan teknoloji için yaşamaya başladığında ise tehlikelidir. Asıl mesele, kimin kime hizmet ettiğini yeniden hatırlamaktır.

Ekranlar kapandığında elimizde ne kalıyor?
Gerçek ilişkiler mi, gerçek düşünceler mi, gerçek bir benlik mi?

Dijital dünyada kaybolan insanlığı bulmak, önce ekrana değil, aynaya bakmakla başlar.

Çünkü insan, hala insanken değerlidir. Veri olduğunda değil.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER