Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

Erdoğan ve Bahçeli’nin İlişkisi, Modern Siyasette Nadir Görülen Bir Özellik Taşıyor – Reşit Kemal As

Reşit Kemal AS – 28 Ocak 2026

 

Cumhur İttifakı’nı bozmak isteyenlerin yalnızca CHP ve o siyasi zihniyet olduğu düşüncesi eksik bir okuma olur. Asıl mesele, ittifakın karşısında olanlardan çok, içinde olup da bu birlikteliği bir türlü hazmedemeyenlerdir. Çünkü dışarıdan gelen saldırılar çoğu zaman tahkim edicidir; asıl yıpratıcı olan, içerideki sabırsızlık, kıskançlık ve hesaplı sessizliktir.

Cumhur İttifakı, klasik anlamda bir seçim ortaklığı değil. Ne tek başına matematiksel bir oy hesabı ne de geçici bir siyasi mutabakat. Bu ittifakın merkezinde, çoğu zaman göz ardı edilen ama belirleyici olan bir unsur var: Recep Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli arasındaki derin siyasi ve insani bağ.

Yanlış Okunan Bir Liderlik İlişkisi

Bugün bazı çevreler, Erdoğan ile Bahçeli arasındaki ilişkiyi “zorunlu birliktelik”, “konjonktürel ittifak” ya da “karşılıklı mecburiyet” olarak okumaya çalışıyor. Oysa bu yaklaşım, meselenin ruhunu ıskalıyor. Çünkü bu iki lideri bir arada tutan şey, koltuk hesabından çok daha derin; devlet tasavvuru, beka algısı ve tarih bilinci.

Hazımsızlık tam da burada başlıyor. Cumhur İttifakı içinde yer alıp da bu birlikteliğin kalıcı olmasını kabullenemeyenler, liderler arasına mesafe koymaya çalışıyor. Kimi zaman fısıltıyla, kimi zaman “stratejik akıl” kisvesi altında… Aslında rahatsız oldukları şey ittifakın kendisi değil; bu ittifakın iki güçlü lider tarafından kişisel hesapların ötesinde sahiplenilmiş olması.

Erdoğan ve Bahçeli’nin ilişkisi, modern siyasette nadir görülen bir özellik taşıyor: karşılıklı güven. Bu güven, her konuda mutlak fikir birliği anlamına gelmiyor. Aksine, farklı geleneklerden gelen iki liderin, kritik eşiklerde aynı devleti önceleyen refleksi gösterebilmesi anlamına geliyor. Siyasette asıl zor olan da budur.

Kameralar Önünde Değil, Devlet Aklında Kurulan Birliktelik

Cumhur İttifakı’nı zayıflatmak isteyenler, bu bağı görmezden gelerek ya da küçümseyerek büyük bir hata yapıyor. Çünkü bu ittifakı ayakta tutan şey, kamuoyuna yansıyan açıklamalardan çok, kriz anlarında kurulan doğrudan temaslar ve sessiz mutabakatlardır. Bu, kameralar önünde değil; devlet aklının derinliklerinde kurulan bir ortaklıktır.

Muhalefetin bu birliktelikten rahatsız olması anlaşılabilir. Asıl düşündürücü olan, ittifakın içinden gelen huzursuzluklardır. Çünkü bu huzursuzluk, ideolojik bir itirazdan çok, yer bulamama kaygısının ve kişisel beklentilerin dışavurumudur.

Görülmeyen ama hissedilen gerçek şudur: Erdoğan ve Bahçeli, Cumhur İttifakı’nı yalnızca bugünün değil, yarının Türkiye’si için bir zorunluluk olarak görüyor. Bu yüzden de kısa vadeli dalgalanmalar, medya manipülasyonları ya da içten gelen homurdanmalar bu bağı koparmaya yetmiyor.

Cumhur İttifakı’nı ayakta tutan şey tabelalar, protokoller ya da seçim hesapları değil. Onu ayakta tutan, iki lider arasındaki derin muhabbet ve ortak kader bilincidir. Bu gerçek görülmedikçe, yapılan her analiz eksik; kurulan her senaryo boşa düşmeye mahkumdur.

NOT: Bu bağ, hesapla kurulmadı, bu yüzden hesapla da bozulmuyor.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER