Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

FETÖ gibi uzun yıllar boyunca eğitim, sivil toplum, finans ve lobicilik başlıkları altında Batı dünyasında derin ağlar kurmuş bir yapının, Epstein gibi bir figürün dolaştığı çevrelerle hiç temas etmemiş olması mı daha olasıdır, yoksa temas etmiş olabileceği ihtimali mi?

Reşit Kemal AS – 03 Şubat 2026

 

İstihbarat dünyasında bazı dosyalar vardır; kapandığı sanılır ama aslında sadece sessizliğe gömülür. Jeffrey Epstein dosyası bunlardan biri. Resmi anlatı basittir: sapkın bir finansçı, karanlık bir ağ, açıklanamayan bir ölüm. Fakat bu dosyayı bilenler için asıl mesele Epstein değil; Epstein’ın kimlerle, hangi yapılarla ve ne tür “hizmet ilişkileriyle” temas kurduğudur.

Tam bu noktada bazı isimler ve bazı yapılar, tuhaf biçimde aynı haritanın kenarlarında tekrar tekrar görünür. Açık kaynaklara yansıyan bilgiler, sızan rapor kırıntıları ve kulis fısıltıları tek başına bir şey ispatlamaz. Ama istihbaratta bazen tekrar eden tesadüfler, soru sormak için yeterlidir.

FETÖ gibi uzun yıllar boyunca eğitim, sivil toplum, finans ve lobicilik başlıkları altında Batı dünyasında derin ağlar kurmuş bir yapının, Epstein gibi bir figürün dolaştığı çevrelerle hiç temas etmemiş olması mı daha olasıdır, yoksa temas etmiş olabileceği ihtimali mi?

“Olasılık”

Epstein dosyasının özü şantajdır. Para kazanmak değil, bilgi toplamak. Zayıflıklar, sırlar, utançlar… İstihbarat servislerinin onlarca yıldır kullandığı klasik yöntemler. FETÖ’nün ise yıllar boyunca kendisini bir “dini-sivil” yapı gibi sunarken, arka planda kadro devşirme, nüfuz kurma ve bilgi taşıma mekanizmaları oluşturduğu artık mahkeme kayıtlarına girmiş bir gerçek.

Bu iki dünyanın mantığı aynı yerde kesişir: Bilgi = Güç

Epstein dosyasını önemli kılan şey, kurban sayısı değil, dosyada adı geçen ama hiçbir zaman resmen yargılanmayan isimlerdir. Politikacılar, iş insanları, akademisyenler… Tam da FETÖ’nün Batı’da temas kurmayı sevdiği sosyolojik katmanlar.

Buradan “kesin iş birliği vardı” sonucunu çıkarmak, analist hatası olur. Ama şu soruyu sormamak da başka bir hatadır:
Bu kadar geniş bir uluslararası temas ağına sahip, istihbarat servisleriyle ilişkisi defalarca tartışılmış bir yapı, böylesine büyük bir şantaj-ekosisteminin tamamen dışında mı kaldı?

İstihbarat tarihinde cevap genellikle şudur: Hayır, tamamen dışarıda kalmaz

Bazen doğrudan aktör olmazsınız, taşeron olursunuz.
Bazen bilgi toplamazsınız, bilgiyi taşırsınız.
Bazen merkezde olmazsınız, kullanışlı bir ara yüz olursunuz.

Epstein dosyasının hala tam olarak açılmamasının nedeni de budur. Dosya açılırsa sadece bireysel suçlar değil, devletler arası kirli temaslar, örtülü operasyonlar ve “dokunulmaz” ağlar görünür hale gelecektir.

Bu yüzden bazı yapılar için en güvenli strateji şudur:
Dosya konuşulmasın, tartışılsın ama derinleşmesin.

Bugün elimizde FETÖ’nün Epstein dosyasına “kesin katkı sunduğunu” kanıtlayan açık ve kamuya yansımış belgeler yok.
Ama istihbarat dünyasında bazen asıl mesele belgeler değil, neden bazı soruların hiç sorulmadığıdır.

Bir gün bu dosya gerçekten açıldığında, “Bu ihtimali neden daha önce ciddiye almadık?” sorusunu sormak zorunda kalmamız olacaktır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER