Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

“Gökkuşağı Faşizmi”ne Geçit Yok – Serkan Üstüner

Serkan ÜSTÜNER – 24 Ocak 2026

 

Günümüzde her alanda kendini gösteren adeta kolları olan bir örgüt gibi her yere sızan bu toplumu ve dünyayı ifsad eden LGBT-İ faşizmine her alanda cevap verilmesi devletin politikası olmak zorunda.

Bir yandan da sivil alanda da bu tür yapıların ambalajlanarak toplum nazarında şirin gösterilmelerinin de önüne geçilmeli.

Özellikle dijital platform Netflix’de senaryoda eğer eş cinsellik yoksa bir dizinin ya da filmin geçmesi nerdeyse imkansız. Son dönemde de Türk Sineması’nda da aynı zorunluluk getirildi gibi! İşte sivil alanda özellikle büyülü camda ya da beyaz perde de bu sapkınlığın önüne geçilmeli.

İşte ilk olarak bu işi çok büyük emekler harcayarak yapan Miray Yapım sağına soluna bakmadan “Ben varım” dedi. “Gökkuşağı Faşizmi” adlı yapımla bu yapının tüm ipliğini pazara çıkardı.

Belgeselin Bilimsel İddiaları ve Akademik Tartışma

Gökkuşağı Faşizmi belgeselinde, birçok alandan bilim insanı ve araştırmacı, cinsel kimlik karmaşasının genetik olarak gelişmediğini ve biyolojik cinsiyetin değiştirilemez olduğunu, güncel akademik veriler ışığında ortaya koymuştur. Bu bakımdan söz konusu belgesel, meselenin içyüzünün görünürlüğü açısından önemli bir yere sahiptir. Öte yandan, LGBT örgütleri ise korku dili ile tehditler savurarak bilim insanlarını yıldırma ve sindirme girişimlerinde bulunmaktadır. Kendi savunuculuğunu dayatan LGBT örgütleri, bu dayatmaya direnen ve bilimsel özgürlük içerisinde çalışan akademisyenleri ve araştırmacıları kariyerlerini bitirmekle tehdit etmekten geri durmamaktadır.

Bilimsel araştırmalar neticesinde elde edilmiş bu hakikatleri, toplumun geniş kesimlerine ulaştıracak yapımların sayısının artması bundan sonraki en büyük temennimiz.

Belgeselde modern dünyada bazı ideolojik çerçevelerin —özgürlük, çeşitlilik ve kapsayıcılık gibi kavramlar etrafında inşa edilerek— eleştiriden muaf bir konuma yerleştirildiğine dikkat çekiyor. Belgesel, bu kavramların hak arayışı bağlamından koparılarak zamanla yeni bir normatif baskı dili üretir hâle gelmesini deşifre ediyor. Bu noktada dikkat çeken husus, bu yapının kurumsal yapılara ve kültürel hegemonya biçimlerine sızmış olmasıdır.

“Gökkuşağı Faşizmi”, özellikle medya, akademi ve popüler kültür arasındaki simbiyotik ilişkiye odaklanarak, belirli fikirlerin nasıl “doğal”, “kaçınılmaz” ve “itiraz edilemez” hâle getirildiğini gösteriyor.

Karşı-Propagandadan Öte Entelektüel Bir Müdahale

Gökkuşağı Faşizmi klasik anlamda bir karşı-propaganda çalışması olmaktan ziyade, liberal söylemin kendi iç çelişkileriyle yüzleşmesini yüzlerine tokat gibi vuran entelektüel müdahale. Hoşgörü ve ifade özgürlüğü gibi değerlerin, yalnızca belirli görüşleri kapsadığı ölçüde savunulmasının yarattığı paradoks, belgeselin en güçlü yanlarından birini oluşturuyor. “Gökkuşağı Faşizmi”, bu paradoksu görünür kılarak, izleyiciyi hazır cevaplara değil, hakikate davet ediyor.

Son söz binbir emekle hazırlanmış bu belgesel için başta Eyüp Gökhan Özekin’e ve tüm Miray Yapım’a şahsi bir teşekkür etmek boynumuzun borcu vesselam.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER