Fatih ÜNLÜ – 15 Ocak 2026
(Miraç Gecemiz mübarek olsun.)
Her şeyin hayırlısını istemek babında İsmet Özel bir sohbetinde şöyle diyor:
“Dervişin birisi Allah’a dua etmiş, demiş ki: Ya Rabbi! Sen’den günde üç tayından (azıktan) başka bir şey istemiyorum. Kısa bir süre sonra hapse atılmış ve ona günde üç tayın vermişler.
Yani insan duasını yaparken hayırlısını istemesi lazım. Çünkü biz bütün hayatımızı bu şekilde zehir ediyoruz. Gerçekten hayatımızı karartıyoruz.
Çünkü diyoruz ki mesela “Şu mektebi bitireyim, ne olursa olsun.” Ya da “Şu işe gireyim, ne olursa olsun. Şu ihaleyi alayım, ne olursa olsun.” Bizim dediğimiz oluyor, duamız kabul oluyor ama ne olursa da oluyor.”
İsmet abimiz çok haklı. Oysa kalbimizi ve sözümüzü doğru tutabilsek te dualarımız ve gayretimiz hayırlı olduğu kadar kabul olsa ne iyi olur. Neticede kısa bir ömrümüz var, şuraya buraya çarparak heba edemeyeceğimiz kadar kısa.
Düşünün, muhteşem bir manzaranın olduğu bir yolda güzel bir seyahat yapıyorsunuz, sağa sola vurarak radyatöre zarar verip tekeri eğip, camı kırıp o güzel seyahati zehir etmenin ne anlamı var!
“Ne alakası var?” diyenler çıkabilir.
İşte İsmet abimizin dediği üzere “Ne olursa olsun” demek, o yolda arabanın direksiyon ayarını bozmak demek. Sen direksiyonunu kendin bozuyorsun. “Şu ihaleyi alayım, ne olursa olsun” dediğinde, o ihaleye fazla kafayı taktığında bu kez kontrolsüz bir hırs devreye girebiliyor ve çoğunlukla helal haram çizgilerin zayıflıyor, dolayısıyla meşru sınırlarda kalmak ta o derece zorlaşıyor. Aşırı ve kontrolsüz hırs kadar pusulayı şaşırtan çok az şey vardır.
Bunun da ötesinde “Ne olursa olsun, olsun.” dediğinde, fark etmeden kendi cüz’i iradeni vehmen Külli İrade Sahibi Allah azimüşşan’ın İradesinden öne koyuyorsun. Hayırlıysa dediğinde ise bunun anlamı “Ben istiyorum ama en iyisini Sen bilirsin Rabbim.” demek.
Bu güzel ölçüye dikkat etmezsen, belki tehditlerle, belki hile hurdayla sonuçta o ihaleyi alıyorsun ama yanlış yollara saptığın ölçüde o ihale de seni senden alıyor.
Siyasette de, sporda da, her alanda da bu böyle. İllaki kazanacağım dersen hırsa ve nefse kapı açıyorsun. Bu da insanı en büyük imtihanında yanlışlar lehine aşırı zayıflatıyor.
İllaki deme, çalış, gayret et, hayırlısı de, hayırlıysa de. Hırslansan da meşru sınırlardan ayrılma.
Kendinle yarıştığın ve diyelim bir icadı tamamlamaya çalıştığın durumlar olabilir. Şartları sonuna kadar zorlayabilirsin ama yine de hayırlısı demelisin. Hayırlısını istemekten geri kalırsan, belki senin yaptığını güzel bir şeyi ileride çok kötü bir işlere alet edebilirler.
Sonuçta bizim ilmimiz kuşatıcı değil. Hayırlısı demek, “Rabbim, hayırlıysa ver.” demek geleceğe dair ilmimizdeki eksikliğin Allah’ın sonsuz ilmiyle giderilmesini istememiz demek.
Hayırlısı demek ve işlerimizde Allah’ı vekil kılmak insanın eşref-i mahluk ve Ala’yı İlliyyine doğru miracında eksik yönlerini Allah’ın yardımıyla tamamlamaya azmetmesi demek.
Bu hayati konuda, Abdullah Bera kardeşimizin “O’nu Bilmeden Hiçbir Vahada Hayat Yoktur” Kitabının bizim de istifade ettiğimiz “Hayırlısını İstemek” başlığında şu çok yerinde tespitler var:
“Bir gün büyük bir zat Hz. Ali’ye “Ben, ölümü yaşamdan daha çok seviyorum.” der. Hz. Ali de (r.a.) “Ben de Allah’ın benim için istediğini daha çok seviyorum.” diye karşılık verir, yani ölümse ölümü, yaşamsa yaşamı.
İki tavır da şüphesiz bir ilme dayanıyor. Ama ikincisindeki, daha derin bir hikmet. Çünkü bilmiyoruz biz gitsek ya da kalsak ne tamamlanacak, ne akim kalacak. Kimler sevinecek, kimler vakitsiz bir hüzne boğulacak.
Allahu Teâla’nın istediğini isteme eğilimimiz kendi bilgimizdeki eksikliğin farkında oluşumuzun ötesinde O’nun sonsuz ilmine ve mutlak iyiliğine olan güvenimizden kaynaklanıyor.
Keşke Allah’ın bizim için istediğini baş tacı bilecek bir makama yükselebilsek ve vazifemizi yaptıktan sonra, “İşlerin hayrını Allah bilir, Allah verir.” diyerek “Hayırlıysa olsun, yalnız hayırlısıyla.” diyebilsek…
Allahu Teâla hepimize bizim için hayırlı olanı ihsan eylesin.”
ALINTILAR VE KATKILAR
Tevhid ile Nurlandı
Hayatımız Tevhid ile nurlandı kardeşim, dedi. İhsan eden Allah’a hamdolsun, İkram eden Allah’a sonsuz hamd-ü senalar olsun.
“Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah”
Hamd-ü Sena
Rabbim! Ben acizim.
Sana bütün mümin kalpler enginliğince hamd-ü senalar ediyorum.
Sana en güzel söz sahiplerinin sözleriyle hamd-ü senalar ediyorum.
Sana beni nankörlükten azad edecek kadar hamd-ü senalar ediyorum.
Senin Yardımın olmadan en aciz, Yardımınla aziz bir kulum.
Beni günaha ve haramlara karşı zayıf bırakma Rabbim!
Beni dosdoğru Yolundan bir an için bile ayırma Rabbim!
Nimetlerin Tadı
Nimetlerin tadı Besmele ve şükürle gelir.
Ben zaten gereken tadı alıyorum diyen kardeşlerimiz çıkabilir. Ki Allah şükretmedi diye bir kulunu -vadesine kadar- ağız tadından mahrum bırakacak değildir ama bu bahsettiğimiz bambaşka bir manevi lezzet. O halde:
Bismillah. Elhamdülillah.




YORUMLAR