Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar fotoğrafı

İran Türkiye’ye Saldırır mı? Gerçekçi Olalım – Reşit Kemal As

Reşit Kemal AS – 05 Mart 2026

 

 

Ortadoğu’da kriz büyüdükçe bazı söylemler de büyüyor.

İran’ın Özbekistan Büyükelçisi’nin açıklamalarında Türkiye’nin de olası hedefler arasında sayılması, doğal olarak kamuoyunda soru işaretleri oluşturdu. Ancak jeopolitik gerçeklere bakıldığında şu cümleyi rahatlıkla kurabiliriz:

 

İran’ın Türkiye’ye saldıracak ne askeri çapı vardır ne de böyle bir stratejik fikri.

 

Çünkü devletler duygularla değil, çıkar ve denge hesaplarıyla hareket eder.

 

Türkiye İran İçin Bir Hedef Değil, Bir Denge Unsurudur

İran’ın bölgesel stratejisi incelendiğinde Ankara’nın hiçbir zaman “askeri hedef” olarak konumlandırılmadığı görülür.

 

Bunun birkaç nedeni var.

 

Birincisi Türkiye NATO üyesidir.

Bu durum tek başına bile doğrudan bir askeri çatışmayı irrasyonel hale getirir. İran gibi uzun yıllardır yaptırımlar altında olan ve zaten çok cepheli bir baskıyla karşı karşıya bulunan bir ülkenin NATO ile doğrudan bir krizi tetiklemesi stratejik intihar olur.

 

İkincisi Türkiye ile İran arasında tarihsel rekabet olsa da doğrudan savaş geleneği yoktur.

Osmanlı-Safevi döneminden sonra iki ülke sınırları büyük ölçüde sabit kalmış ve modern dönemde askeri çatışma yaşanmamıştır. Bu durum Ortadoğu için oldukça istisnai bir örnektir.

 

Üçüncüsü ise ekonomik ve jeopolitik zorunluluklardır.

İran, bölgesel yalnızlığını tamamen derinleştirecek bir adımı kolay kolay atmaz. Türkiye ise hem ticaret hem enerji hem de diplomatik kanallar açısından Tahran için önemli bir nefes borusudur.

 

İran’ın Stratejik Öncelikleri Nerede?

İran’ın askeri ve güvenlik stratejisinde öncelik farklı alanlardadır.

  • İsrail ile süren doğrudan ve dolaylı mücadele
  • Körfez’deki ABD üsleri
  • Irak ve Suriye’deki etki alanı
  • Hizbullah üzerinden yürütülen Lübnan hattı

Bu hatların tamamı zaten İran için oldukça geniş ve karmaşık bir cephe oluşturuyor. Böyle bir tabloda İran’ın Türkiye ile yeni bir cephe açması stratejik mantığa tamamen aykırıdır.

 

Söylem ile Strateji Aynı Şey Değildir

Ortadoğu’da diplomatik açıklamalar çoğu zaman psikolojik mesaj niteliği taşır.

Büyükelçilerin veya siyasetçilerin yaptığı bazı sert açıklamalar çoğu zaman doğrudan askeri planı değil, siyasi pozisyonu yansıtır.

 

Bu nedenle Türkiye’nin isminin bazı söylemlerde geçmesi, gerçek bir askeri hedef anlamına gelmez.

 

Devlet aklı çoğu zaman mikrofonlardan değil, haritaların başında yapılan hesaplardan okunur.

 

Türkiyenin Rolü: Cephe Değil Denge

Bölgedeki büyük krizler incelendiğinde Türkiye’nin çoğu zaman cephe açan değil, denge kuran aktör olduğu görülür.

 

Rusya-Ukrayna savaşında arabuluculuk rolü, enerji diplomasisi, Karadeniz tahıl anlaşması gibi örnekler Ankara’nın kriz yönetiminde farklı bir konumda olduğunu gösteriyor.

 

İran da bunu çok iyi biliyor.

 

Ortadoğu’da söylemler sertleşebilir, diplomasi zaman zaman gerilebilir.

Fakat gerçek stratejik tablo şunu söylüyor:

 

İran’ın Türkiye ile doğrudan bir çatışma arayışı yoktur ve böyle bir kapasiteyi açacak stratejik akla da sahip değildir.

 

Çünkü bazı ülkeler rakip olabilir,

bazıları ise denge unsurudur.

 

Türkiye, İran için ikinci kategoridedir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER