Ersoy DEDE – 09 Mart 2026
Ortadoğu ve Kafkasya’da sahne değişir, aktörler değişir ama oyun aynı kalır. Yüzyıllardır bölgenin fay hatları üzerinden yürütülen büyük stratejinin özü değişmez: komşuları birbirine kırdır, sınırları tartışmalı hale getir ve bölgeyi sürekli kırılgan tut.
Son yıllarda İran ile Azerbaycan arasında tırmandırılmaya çalışılan gerilim de bu stratejinin bir parçasıydı. Fakat beklenen olmadı. Bakü ile Tahran arasında zaman zaman sertleşen söylemlere rağmen büyük bir çatışma senaryosu gerçekleşmedi. Şimdi ise aynı merkezler başka bir kartı masaya sürüyor: Kürt meselesi.
Bu tabloyu anlamak için bugünün başlıklarından çok daha geriye, tarihin derinliklerine bakmak gerekiyor.
KAFKASYA’DAKİ İLK BÜYÜK OYUN
19. YÜZYIL: RUSYA–İRAN–OSMANLI SATRANCI
Kafkasya’da bugünkü sınırların temeli 19. yüzyılda atıldı.
1813 Gülistan Antlaşması ve 1828 Türkmençay Antlaşması ile İran, bugünkü Azerbaycan’ın kuzeyini Rus İmparatorluğu’na bırakmak zorunda kaldı.
Bu antlaşmalar yalnızca bir toprak kaybı değildi.
Aslında Azerbaycan halkı ikiye bölündü.
- Kuzey Azerbaycan → Rusya’ya geçti
- Güney Azerbaycan → İran’da kaldı
Bugün İran’da yaşayan 20 milyondan fazla Azeri Türkü, bu tarihsel bölünmenin sonucudur.
İşte İran’ın Azerbaycan konusunda hassas olmasının temel nedeni de budur. Çünkü Bakü’nün güçlenmesi, İran’daki Azeri nüfus üzerinde psikolojik bir etki oluşturabilir.
Bu nedenle İran yönetimi tarih boyunca Kafkasya’daki güç dengelerini yakından izlemek zorunda kaldı.
KARABAĞ SAVAŞI VE YENİ JEOPOLİTİK
2020’deki İkinci Karabağ Savaşı bu dengeleri kökten değiştirdi.
Türkiye’nin açık desteğiyle Azerbaycan’ın kazandığı zafer, yalnızca Ermenistan’ı değil İran’ı da stratejik olarak rahatsız etti..
Çünkü savaş sonrası ortaya çıkan tablo:
- Türkiye’nin Kafkasya’da güç kazanması
- Azerbaycan’ın askeri kapasitesinin büyümesi
- İsrail’in Azerbaycan’daki etkisinin artması
Tahran’da ciddi bir güvenlik tartışmasını tetikledi.
İran medyasında o dönemde sıkça şu başlıklar atıldı:
“İsrail Kafkasya’da İran sınırına yerleşiyor.”
Bu nedenle 2021 ve 2022 yıllarında İran ordusu Azerbaycan sınırında büyük askeri tatbikatlar yaptı.
Batı basını bu gelişmeleri “İran-Azerbaycan savaşı mı çıkıyor?” başlıklarıyla servis etti.
Ama beklenen olmadı.
Çünkü hem Ankara hem Bakü hem de Tahran gerilimin savaşa dönüşmesinin kimseye fayda sağlamayacağını biliyordu.
BAKÜ–TAHRAN GERİLİMİ NEDEN İSTENİYORDU?
Kafkasya’da İran ile Azerbaycan’ın karşı karşıya gelmesi bazı küresel aktörlerin işine geliyordu.
Bunun üç temel nedeni vardı:
- Türkiye’nin Kafkasya bağlantısını kesmek
- Rusya’nın güney sınırlarını istikrarsızlaştırmak
- İran’ı yeni bir cepheye sürüklemek
Ancak bu senaryo çalışmadı.
Bakü ile Tahran zaman zaman sert açıklamalar yapsa da büyük çatışma eşiği aşılmadı.
ŞİMDİ YENİ BİR KART MASADA
İran-Azerbaycan gerilimi istenen sonucu vermeyince sahaya başka bir başlık sürülüyor:
Kürt kartı.
Bu kart aslında yeni değil.
Ortadoğu’da Kürt meselesi uzun yıllardır bölgesel güç dengelerini etkilemek için kullanılan bir araç oldu.
TARİHTE “KÜRT KARTI”
Bu stratejinin kökleri de yine 19. yüzyıla uzanır.
Özellikle İngilizler, Osmanlı’nın son döneminde etnik milliyetçilikleri teşvik ederek imparatorluğu parçalama stratejisi izledi.
1916’daki Sykes-Picot Anlaşması, Ortadoğu’nun bugünkü sınırlarının temelini oluşturdu.
Bu anlaşmanın ardından bölge şu şekilde parçalandı:
- Irak
- Suriye
- Ürdün
- Lübnan
Ancak Kürtler dört farklı ülkeye dağıldı:
- Türkiye
- İran
- Irak
- Suriye
Bu durum sürekli kullanılabilecek bir jeopolitik fay hattı oluşturdu.
SOĞUK SAVAŞTA KÜRT DOSYASI
Kürt hareketleri Soğuk Savaş boyunca da büyük güçlerin radarındaydı.
1970’lerde CIA’nin Irak’taki Kürt grupları Baas rejimine karşı desteklediği biliniyor.
1975’te İran ile Irak arasında imzalanan Cezayir Anlaşması sonrasında ise bu destek bir gecede kesildi.
Bu olay Kürt lider Mustafa Barzani’nin şu sözünü tarihe geçirdi:
“Büyük devletlerin dostluğu yoktur, çıkarları vardır.”
BUGÜN NE OLUYOR?
Bugün İran’ın kuzeybatısında ve Irak sınırında faaliyet gösteren bazı örgütler yeniden gündeme getiriliyor.
Özellikle:
- İran Kürdistanı
- Irak’ın kuzeyi
- Suriye’nin doğusu
üzerinden yeni bir jeopolitik baskı hattı kurulmaya çalışıldığı görülüyor.
Bu hattın hedefleri arasında:
- İran’ı içeriden baskılamak
- Türkiye’yi güney sınırlarında meşgul etmek
- Irak ve Suriye’de yeni denge kurmak
gibi amaçlar yer alıyor.
BÜYÜK RESİM: BÖLGEYİ KARIŞTIRMA STRATEJİSİ
Kafkasya’dan Ortadoğu’ya uzanan bu geniş hatta aslında aynı strateji uygulanıyor:
- Azerbaycan ile İran’ı karşı karşıya getir
- Türkiye’nin çevresinde kriz hatları oluştur
- İran’ı iç sorunlarla meşgul et
Bu planın işlemesi için ise sürekli yeni fay hatları üretiliyor.
TÜRKİYE VE AZERBAYCAN’IN POZİSYONU
Ankara ve Bakü son yıllarda bu oyunlara karşı daha temkinli bir strateji izliyor.
Özellikle Zengezur Koridoru, Türk dünyasının kara bağlantısı açısından kritik bir proje.
Bu nedenle Kafkasya’da büyük bir savaşın çıkması herkes için maliyetli olur.
İşte tam da bu yüzden İran-Azerbaycan çatışması beklenen ölçekte gerçekleşmedi.
SONUÇ: DEĞİŞMEYEN OYUN
Kafkasya ve Ortadoğu’da jeopolitik oyunların değişmeyen bir kuralı var:
Fay hatlarını canlı tutmak.
Dün Azerbaycan üzerinden denenen gerilim, bugün Kürt meselesi üzerinden yeniden kurgulanıyor.
Ama tarih şunu gösteriyor:
Bu coğrafyada dışarıdan yazılan senaryolar çoğu zaman planlandığı gibi ilerlemiyor.
Çünkü bölge halkları artık bu oyunların farkında.
Ve belki de ilk kez, bölgenin aktörleri kendi denklemlerini kendileri kurmaya çalışıyor.


YORUMLAR