Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo
Ersoy Dede

Karakas’ta Patlayan Sadece Bombalar Değil: Emperyalizmin Maskesi, Latin Amerika’nın Hafızası ve Direnişin İnadı – Ersoy Dede

Ersoy DEDE – 04 Ocak 2026

 

Venezuela’nın başkenti Karakas’ta  gecenin sessizliğini parçalayan patlama sesleri, teknik bir güvenlik olayı olarak geçiştirilemez. Bu sesler, yalnızca askeri ya da stratejik bir hareketliliğin sonucu değildir; bu sesler, emperyalizmin hâlâ nefes aldığını, hâlâ bastırmak, hizaya sokmak ve diz çöktürmek istediğini haykıran birer işarettir. Latin Amerika’da duyulan her patlama, yalnızca bugüne ait değildir; geçmişten bugüne taşınan bir öfkenin, bir hesabın ve bitmeyen bir tahakkümün yankısıdır.

Bu yüzden Karakas’ta yaşananları anlamak için birkaç saatlik son dakika haberleri yetmez. Burada mesele “kim patlattı?” sorusundan önce “neden bu coğrafyada hep patlıyor?” sorusudur.

EMPERYALİZMİN COĞRAFYA İLE İMTİHANI

Latin Amerika, iki yüz yıldır emperyalizmin laboratuvarıdır. Darbeler burada denendi, ambargolar burada meşrulaştırıldı, halkların iradesi burada “istikrar” adına boğuldu. 1823 tarihli Monroe Doktrini, yalnızca bir dış politika belgesi değil; Latin Amerika halklarının üzerine çekilmiş bir vesayet perdesiydi. “Amerika Amerikalılarındır” sözü, gerçekte “Bu kıta benimdir” anlamına geliyordu.

O günden sonra Latin Amerika’da sandıkla gelen her iktidar, Washington’un onayına bakmak zorunda kaldı. Onay yoksa darbe vardı. Onay yoksa ekonomik boğma vardı. Onay yoksa “özgürlük getirme” yalanı vardı.

VENEZUELA NEDEN HEDEF?

Venezuela’nın suçu, zengin olması değil; itaat etmemesidir. Dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip olmak, bu düzende bir nimet değil, bir kelepçedir. Çünkü emperyalizm, petrolü olan ama kendisine biat etmeyen hiçbir devleti affetmez.

Venezuela, petrolünü millîleştirdi. IMF reçetelerini reddetti. Sosyal politikaları önceledi. Yani emperyal sistemin kutsallarına dokundu. Bu yüzden hedef oldu. Ambargolarla açlığa mahkûm edildi. Finansal sistemden dışlandı. İlaçtan gıdaya kadar her alanda halk cezalandırıldı. Amaç çok netti: “Direnirsen bedelini ödersin.”

CHÁVEZ’İN AÇTIĞI YOL VE AFFEDİLMEYEN SUÇ

Hugo Chávez’in mirası burada kritik bir yerde durur. Chávez, yalnızca bir lider değildi; o, Latin Amerika’ya şunu hatırlattı: “Başka bir yol mümkün.” İşte bu cümle emperyal düzen için affedilmezdi. Çünkü emperyalizm, tek bir şeyden korkar: alternatiften.

Chávez öldü ama fikirleri ölmedi. Venezuela hâlâ o fikrin izini taşıyor. İşte Karakas’ta patlayan sesler, biraz da bu yüzden yankılanıyor.

TRUMP: EMPERYALİZMİN DİLİNİ SAKLAMAYAN YÜZÜ

Bu kuşatmanın en pervasız dönemi, Donald Trump ile yaşandı. Trump, diplomasi maskesini çıkardı. “Tüm seçenekler masada” dedi. Bu, açık bir tehditti. Rejim değişikliğini saklamadı. Juan Guaidó’yu bir gecede “başkan” ilan etti. Bu, modern çağın en çıplak sömürge girişimlerinden biriydi.

Başaramadılar. Ama vazgeçmediler. Ekonomik terör devreye sokuldu. Venezuela halkı açlıkla, yoksullukla, çaresizlikle terbiye edilmek istendi. Çünkü emperyalizm için halkların çektiği acının hiçbir önemi yoktur; önemli olan, diz çöküp çökmedikleridir.

Bugün Karakas’ta duyulan patlama sesleri, Trump döneminde atılan tehditlerin arşivden çıkarıldığını, raflardan indirildiğini gösteriyor.

MADURO VE DİRENEN DEVLET REFLEKSİ

Nicolas Maduro Batı medyasında sürekli şeytanlaştırılan bir figürdür. Çünkü emperyalizm, direnen liderleri hep karikatürleştirir, küçültür, itibarsızlaştırır. Ama Maduro’nun asıl rolü, bir şahsiyet meselesi değildir. O, bir devlet refleksinin taşıyıcısıdır.

Patlamalar sonrası verilen sert tepkiler, bir panik değil; bir mesajdır: “Buradayız ve buradan gitmiyoruz.” Bu mesaj, sadece Washington’a değil; emperyal düzene hizmet eden herkese yöneliktir.

KARAKAS’TAKİ SESLERİN KÜRESEL ANLAMI

Bugün dünya yeniden sertleşiyor. Güçlü olan, hukuku kendi lehine eğip büküyor. Ukrayna’dan Gazze’ye, Afrika’dan Asya’ya kadar aynı yöntemler devrede. Latin Amerika ise yeniden sahneye çağrılıyor. Çünkü enerji krizi büyüyor. Çünkü yeni güç dengeleri kuruluyor. Çünkü eski efendiler, eski kölelik düzenini geri istiyor.

Venezuela bu tabloda bir piyon değil. Tam tersine, itaat etmeyen bir örnek olduğu için hedefte.

PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?

Önümüzdeki süreç, emperyalizmin sabrının sınandığı bir dönem olacak.

Baskılar artabilir. Ambargolar derinleşebilir. Venezuela daha fazla yalnızlaştırılmak istenebilir. İç karışıklık senaryoları yeniden devreye sokulabilir. Enerji pazarlıkları “normalleşme” ambalajıyla dayatılabilir.

Ama bir ihtimal daha var:

Direnişin bulaşıcı olması.

Latin Amerika’da halklar, Venezuela’ya yapılanların farkında. Çünkü aynı yöntemleri kendileri de yaşadı. Bu yüzden Karakas’ta patlayan her ses, kıtanın diğer başkentlerinde yankılanıyor.

EMPERYALİZM NEDEN BU KADAR HIRÇIN?

Çünkü düzen çatırdıyor. Çünkü tek kutuplu dünya masalı çöktü. Çünkü artık kimse “özgürlük” nutuklarına inanmıyor. Çünkü emperyalizm, ikna edemediği yerde şiddete başvurmak zorunda kalıyor.

Ama tarih şunu defalarca gösterdi:

Şiddet, gerileyen imparatorlukların son dilidir.

KARAKAS BİR SEMBOLDÜR

Karakas’ta patlayan şey yalnızca bombalar değil; emperyalizmin meşruiyet iddiasıdır. Bu olay, bir kez daha gösteriyor ki mesele Venezuela değil; mesele boyun eğmeyen herkestir.

Bugün Karakas’tan yükselen ses, yarın başka bir başkentte duyulabilir. Bu yüzden bu patlamaları sadece bir haber olarak değil, küresel bir uyarı olarak okumak gerekir.

Çünkü emperyalizm hâlâ saldırıyor olabilir.

Ama halkların hafızası da hâlâ diri.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER