Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Avatar photo

Londra ile Washington Arasında Görülen Ayrışma Bir Tiyatro mu? – Reşit Kemal As

Reşit Kemal AS – 06 Ocak 2025

Uluslararası siyasette bazı sorular vardır; cevabı “evet” ya da “hayır” kadar basit değildir. “Londra derin devleti ile ABD derin devletinin bölgesel politikada ayrıldığı noktalar kamuoyuna karşı bir oyun mu?” sorusu da bunlardan biri. Bu soru aslında iki ayrı merakı içinde barındırır:
Birincisi, bu iki aktör gerçekten ayrılıyor mu?
İkincisi, eğer ayrılıyorlarsa, bu ayrışma ne kadar samimi?
Önce kavramı berraklaştıralım. “Derin devlet” ifadesi, çoğu zaman gizemli ve tek merkezli bir aklı çağrıştırsa da, gerçekte daha çok devletlerin değişmeyen çıkarlarını taşıyan kurumsal sürekliliği anlatır. Dışişleri, savunma, istihbarat, finans ve bunlarla iç içe geçmiş düşünce kuruluşları… Yani kişilerden bağımsız işleyen, uzun vadeli refleksler.
Bu çerçeveden bakıldığında Londra ve Washington, aynı ittifakın içinde olsalar bile aynı devlet değildir. Aynı dili konuşmaları, aynı masada oturmaları, aynı hesapları yaptıkları anlamına gelmez.

📌Ortaklık mı, Hiyerarşi mi?

“Özel ilişki” kavramı, ABD–İngiltere ilişkilerini tanımlamak için sıkça kullanılır. Ancak bu ilişki romantik değil, pratiktir. ABD askeri güç, teknoloji ve küresel baskı kapasitesiyle öne çıkarken; İngiltere daha çok finansal ağlar, diplomatik esneklik ve tarihsel ilişkiler üzerinden hareket eder.
Bu fark, bölgesel politikalarda kaçınılmaz olarak ayrışma üretir:
•ABD, krizleri askeri ve doğrudan güç yoluyla çözmeye meyillidir.
•İngiltere ise dolaylı etki, arabuluculuk ve denge siyasetini tercih eder.
Bu, birinin “iyi”, diğerinin “kötü” olduğu anlamına gelmez; sadece araç setlerinin farklı olduğunu gösterir.

📌Peki Kamuoyuna Oynanan Bir Oyun Var mı?

Evet, bazen var. Diplomasi sadece karar almak değil, aynı zamanda algı yönetimidir. Londra ile Washington arasında zaman zaman görülen “görüş ayrılıkları” şu işlevleri görebilir:
•Karşı tarafa (Rusya, Çin, bölgesel aktörler) müzakere alanı açmak
•İç kamuoyuna “biz her şeye razı değiliz” mesajı vermek
•Sorumluluğu dağıtmak: “Bu karar müttefik baskısıyla alındı”
Bu durum özellikle Ortadoğu gibi karmaşık dosyalarda sık görülür. Biri sertleşirken diğeri yumuşak görünür; biri tehdit ederken diğeri diyalog çağrısı yapar. Bu, klasik “iyi polis–kötü polis” taktiğinin devletler arası versiyonudur.

📌Ama Her Şey Tiyatro Değil

Asıl kritik nokta burada. Her ayrışmayı “büyük oyunun parçası” olarak okumak, analizi zayıflatır.
Çünkü:
•Kurumlar gerçekten birbirleriyle çatışabilir.
•Yanlış hesaplar, öngörü hataları ve kişisel ajandalar devreye girebilir.
•Müttefiklik, tam uyum anlamına gelmez; sadece çatışmanın ertelendiği anlamına gelir.
Örneğin bazı bölgelerde İngiltere’nin daha temkinli, ABD’nin ise daha agresif tutum alması, rol paylaşımından ziyade çıkar önceliklerinin farklılaşmasından kaynaklanır. Bu tür durumlarda ayrışma gerçek ve sonuç üreticidir.

📌Ne Saflık Ne Komplo

Londra ile Washington arasındaki bölgesel politika farklarının bir kısmı bilinçli olarak sergilenir, bir kısmı ise gerçek ve kaçınılmazdır.
Her şeyi “oyun” olarak görmek, devletleri kusursuz satranç ustaları gibi hayal etmek demektir. Oysa gerçek dünya daha dağınık, daha çatışmalı ve daha insani zaaflarla doludur. Aynı şekilde her ayrışmayı “kopuş” sanmak da yanıltıcıdır; çünkü bu iki aktör hala aynı sistemin omurgasını oluşturur.

📌Bu ayrışmalar sahada ne üretiyor?

Sözler değil, üsler; açıklamalar değil, yaptırımlar; diplomatik gerilimler değil, fiili hamleler belirleyicidir.
Gerisi, bazen bilinçli bir perdeleme, bazen de devlet aklının sanıldığı kadar yekpare olmadığını gösteren doğal çatlaklardır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER