Reşit Kemal AS – 16 Şubat 2026
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in talimatıyla hazırlandığı belirtilen ve ABD’nin Almanya’ya hangi alanlarda bağımlı olduğunu ortaya koyan gizli liste, transatlantik ilişkilerde yeni bir dönemin işareti olabilir.
Bu belge bir tehdit mi, yoksa stratejik bir güvenlik yastığı mı?
Asıl mesele burada.
Çünkü konu sadece ticaret hacmi değil, üretim zincirleri, askeri altyapı, lojistik merkezler ve siyasi denge unsurları aynı denklemde buluşuyor.
Ekonomik Bağımlılık Haritası
Listede yer aldığı belirtilen kalemler sıradan ürünler değil. Özel makineler, ileri mühendislik ekipmanları, tıbbi cihazlar, çelik ürünleri ve ağır inşaat araçları…
Almanya, özellikle yüksek hassasiyetli sanayi üretiminde ABD için kritik bir tedarik ortağı. Amerikan endüstrisinin bazı segmentleri, kısa vadede ikame edilemeyecek Alman teknolojilerine bağlı.
Burada önemli olan ticaret fazlası değil, “ikame süresi.”
Eğer bir ülke belirli bir ürünü başka bir kaynaktan hızlıca temin edemiyorsa, o ürün stratejik hale gelir. Almanya’nın üretim gücü tam da bu noktada bir kaldıraç oluşturuyor.
Bu liste, ekonomik bağımlılığın çıplak bir envanteri.
Lojistik ve Askeri Kaldıraç
Ekonomik başlıkların ötesinde daha hassas noktalar var.
Köln/Bonn Havalimanı, başta UPS, FedEx ve Amazon olmak üzere Amerikan şirketlerinin Avrupa operasyonlarında kilit bir merkez.
Bu yalnızca bir ticaret üssü değil; NATO çerçevesindeki lojistik akış açısından da önemli bir düğüm noktası.
Buna ek olarak, Ramstein Hava Üssü ABD’nin Avrupa’daki en büyük askeri hava üssü konumunda.
Landstuhl Bölge Tıp Merkezi ise ABD ordusunun Avrupa’daki en kritik askeri hastanesi.
Bu iki merkez, ABD’nin Avrupa ve Orta Doğu operasyon zincirinin omurgası sayılabilir.
Eğer Berlin bu alanları stratejik pazarlık dosyasına koyuyorsa, mesele yalnızca ekonomi değil, güvenlik mimarisinin kendisi.
Trump Faktörü ve Dengeli Mesaj
Arka plandaki en önemli isimlerden biri kuşkusuz Donald Trump.
Almanya’nın listeyi kamuoyuna açıklamamasının nedeni, Washington’u doğrudan provoke etmemek. Özellikle Trump döneminde ticaret politikalarının ne kadar sertleşebileceği görülmüştü.
Merz açık bir rest çekmiyor.
Ancak şu mesajı veriyor: “Karşılıklı bağımlılık tek taraflı değil.”
Bu, diplomatik bir denge oyunu.
Avrupa’nın Sessiz Stratejisi
Avrupa Komisyonu’nun da benzer bir envanter üzerinde çalıştığı konuşuluyor.
Eğer doğruysa bu, Almanya’nın bireysel bir refleksi değil; Avrupa’nın kolektif bir pozisyon alma çabasıdır.
Son yıllarda enerji krizleri, Ukrayna savaşı ve küresel ticaret gerilimleri Avrupa’yı daha özerk bir strateji arayışına itti. Artık mesele yalnızca ABD’nin güvenlik şemsiyesi altında kalmak değil, masada eşit ağırlığa sahip olmak.
Yeni Atlantik Gerçeği
Atlantik ittifakı uzun süre ABD merkezli bir güvenlik mimarisiyle yürüdü. Avrupa çoğu zaman savunma alanında Washington’a bağımlıydı.
Şimdi tablo kısmen değişiyor.
Almanya’nın hazırlattığı iddia edilen liste, “biz de vazgeçilmeziz” demenin teknik versiyonu.
Bu bir kriz hazırlığı olabilir.
Bir pazarlık zemini olabilir.
Ya da sadece stratejik bir caydırıcılık dosyası.
Ama kesin olan şu:
Transatlantik ilişkiler artık otomatik pilotta ilerlemiyor.
Berlin, Washington’a karşı elindeki kartları saymaya başlamış durumda
Ve bu, yeni bir güç muhasebesinin başladığını gösteriyor.



YORUMLAR