Reşit Kemal AS – 23 Şubat 2026
Benjamin Netanyahu, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin ziyaretini duyururken kullandığı “radikal düşmanlara karşı eksen” ifadesi sıradan bir diplomatik cümle değil.
Bu açıklama, bir basın metninden çok bir stratejik yön ilanı niteliğinde.
İsrail, Hindistan, Yunanistan, Kıbrıs ve bazı Arap, Afrika ve Asya ülkeleri…
Bu liste bir savunma bloğu mu?
Yoksa bir mesaj mı?
Asıl soru şu: Bu bir tehdit mi, yoksa köşeye sıkıştırma hamlesi mi?
Eksen Kelimesi Neden Önemli?
“Eksen” kavramı uluslararası siyasette masum bir kelime değildir. Soğuk Savaş döneminden bu yana eksen tanımı, karşı blok oluşturma ve cephe çizgisi çekme anlamı taşır.
Netanyahu’nun bu ifadeyi bilinçli kullandığı açık.
Burada iki hedef var:
- İran merkezli direniş hattına psikolojik üstünlük kurmak
- Bölgesel aktörlere “yalnız değilsiniz, tarafınızı seçin” mesajı vermek
Bu, klasik bir askeri ittifak ilanı değil. Daha çok siyasi ve güvenlik temelli bir çevreleme stratejisi.
Hindistan Faktörü: Sessiz Ama Büyük Güç
Hindistan’ın bu tabloda yer alması dikkat çekici. Çünkü Hindistan artık sadece Güney Asya’nın değil, küresel tedarik zincirlerinin ve savunma sanayisinin kilit oyuncularından biri.
İsrail ile savunma ve teknoloji alanında derin bağları var.
Bu iş birliği;
- İstihbarat paylaşımı
- İnsansız sistemler
- Siber güvenlik
- Enerji ve deniz güvenliği
alanlarında zaten fiilen ilerliyordu.
Netanyahu bu mevcut ilişkiyi bir jeopolitik çerçeveye oturtmaya çalışıyor.
Doğu Akdeniz Ayağı: Enerji ve Deniz Hattı
Yunanistan ve Kıbrıs vurgusu, Doğu Akdeniz enerji hattına işaret ediyor.
Bu eksen söylemi aslında üç katmanlı:
- Güvenlik ekseni
- Enerji ekseni
- Deniz kontrol ekseni
Doğu Akdeniz’de enerji projeleri ve deniz yetki alanları tartışmaları sürerken, İsrail bu hattı daha geniş bir blok siyasetine bağlama niyetinde.
Bu da Türkiye dahil bölgesel aktörleri doğrudan ilgilendiriyor.
Bu Bir Tehdit mi?
Açık bir askeri tehdit değil.
Ama net bir stratejik pozisyon alma.
Bu söylem, İran’a ve İran’la temas halinde olan yapılara karşı dolaylı bir caydırıcılık mesajı içeriyor. Aynı zamanda Arap dünyasına “normalleşme sürecini derinleştirelim” çağrısı yapıyor.
Yani bu, fiili savaştan çok diplomatik baskı üretme hamlesi.
Yoksa Köşeye Sıkıştırma mı?
Asıl ihtimal bu.
İsrail son dönemde hem Gazze dosyası hem de bölgesel gerilimler nedeniyle uluslararası baskı altında. Böyle bir eksen söylemi, yalnızlaşma algısını tersine çevirmek için kullanılan bir güç projeksiyonu olabilir.
Bir başka açıdan bakarsak:
Bu, askeri değil psikolojik bir cephe kurma çabasıdır.
Mesaj net:
“Yalnız değilim. Yanımda büyük ülkeler var.”
Türkiye Bu Tablonun Neresinde?
Bu açıklama Türkiye’yi doğrudan hedef almıyor gibi görünse de, Doğu Akdeniz ve bölgesel denge açısından Ankara’yı yakından ilgilendiriyor.
Çünkü her eksen söylemi, dışarıda bırakılan aktörleri de tanımlar.
Ve bölgede eksenler kalıcı değildir.
İttifaklar çıkar temellidir.
Bugünün stratejik ortağı yarının mesafeli aktörü olabilir.
Sert Söylem, Esnek Gerçeklik
Netanyahu’nun “eksen” çıkışı bir savaş ilanı değil.
Ama bir cephe çizme girişimi.
Bu hamle;
- İran’a mesaj
- Arap dünyasına çağrı
- Hindistan’a stratejik yakınlaşma
- Doğu Akdeniz’e enerji vurgusu
anlamı taşıyor.
Tehditten çok çevreleme,
Savaştan çok psikolojik üstünlük,
Bloktan çok stratejik fotoğraf.
Ancak Ortadoğu’da fotoğraflar hızlı değişir ve eksenler, çıkarların yönüne göre döner.


YORUMLAR