Reşit Kemal AS – 18 Şubat 2026
Türkiye’nin terörle mücadelesi artık klasik güvenlik politikalarının ötesine geçmiş durumda. “Terörsüz Türkiye” başlığı altında şekillenen yaklaşım, bir operasyon raporundan ziyade bir devlet vizyonunu yansıtıyor.
Mücadele sadece sahada değil, zihinlerde ve sistemlerde kazanılıyor.
Reaktif Dönem Bitti, Proaktif Dönem Başladı
Geçmişte terörle mücadele çoğu zaman saldırı sonrası reflekslerle yürütülüyordu. Bugün ise tablo farklı. Tehdit oluşmadan önce önleme, sınır hattında değil kaynağında bastırma ve anlık istihbarat entegrasyonu yeni dönemin temel karakteri.
Bu, askeri bir başarıdan çok bir paradigma değişimidir.
Devlet artık güvenlik hattını şehir merkezlerinde kurmuyor, tehdidin üretildiği alanlarda kuruyor. Alan hakimiyeti kavramı, sadece coğrafi değil, psikolojik bir üstünlük anlamı da taşıyor.
Güvenlik ve Kalkınma Aynı Denklemde
Terörle mücadele yalnızca operasyon değildir. Raporun en önemli mesajlarından biri de budur.
Bir bölgede ekonomik canlılık, altyapı yatırımı ve sosyal bütünleşme sağlanmadan kalıcı güvenlik üretilemez. Çünkü terör örgütleri boşluklardan beslenir. İşsizlikten, umutsuzluktan, kimlik kırılmalarından güç devşirir.
Terörsüz Türkiye yaklaşımı, güvenlik ile kalkınmayı birbirinden ayırmayan yeni bir model sunuyor. Bu modelde yol, okul, yatırım ve istihdam; en az askeri operasyon kadar stratejik bir anlam taşıyor.
İstihbarat ve Teknolojik Dönüşüm
Son yıllarda savunma ve güvenlik alanında yaşanan teknolojik sıçrama, terörle mücadelede oyun değiştirici bir etki oluşturdu. Anlık veri paylaşımı, insansız sistemler ve gelişmiş analiz kapasitesi, sahadaki denklemi kökten değiştirdi.
Artık örgütlerin hareket alanı daralıyor, lojistik zincirleri kesiliyor ve lider kadrolar sürekli baskı altında tutuluyor.
Bu durum, klasik dağ kadrosu merkezli yapıları sürdürülemez hale getiriyor.
Diplomatik Meşruiyet Boyutu
Terörle mücadele yalnızca iç politika meselesi değil, uluslararası bir diplomasi alanıdır.
Yeni yaklaşım, askeri hamleleri uluslararası hukuk çerçevesinde savunabilen ve küresel platformlarda anlatabilen bir stratejik iletişim dili oluşturdu. Bu, yalnızca operasyon yapmak değil; o operasyonun meşruiyetini küresel ölçekte kabul ettirmek anlamına geliyor.
Devlet aklı artık sadece sahada değil, masada da güçlü olmak zorunda olduğunu biliyor.
Satır Arasındaki Asıl Mesaj
Terörsüz Türkiye raporu üç temel mesaj veriyor:
Birincisi, mücadele geçici değil kalıcı bir stratejiye dönüştü.
İkincisi, güvenlik artık çok boyutlu ele alınıyor.
Üçüncüsü, Türkiye bölgesel güvenlik mimarisinde kurucu aktör olma iddiasını açıkça ortaya koyuyor.
Bu bir dönemsel başarı anlatısı değil; uzun vadeli bir istikrar projesidir.
Güvenliğin Yeni Tanımı
Terörsüz Türkiye hedefi bir slogan değil, bir devlet projesidir.
Güvenliğin sadece silahla değil; teknolojiyle, ekonomiyle, diplomasiyle ve toplumsal bütünlükle sağlanabileceğini anlatan kapsamlı bir vizyondur.
Bu stratejik dönüşüm tam anlamıyla kurumsallaştığında, Türkiye sadece terörü değil, bölgesel güç dengelerini de yeniden tanımlayan bir aktör haline gelir mi?
Cevap, raporun satır aralarında değil, uygulamanın sürekliliğinde saklıdır.


YORUMLAR